Erdoğan not Welcome!

Erdoğan 27 Eylül’de Alman Cumhurbaşkanı Frank- Walter Steinmeier’ın davetlisi olarak Almanya’ya geliyor. Devlet töreni ile karşılanacak Erdoğan’ı korumak için 5 bin polis güvenlik önlemi alacak, geçeceği bütün caddelere keskin nişancılar yerleştirilecek.

Tabiri caizse o gün Berlin’de OHAL yaşanacak. Ayrıca hatırlatalım; Köln’de de alınan önlemler OHAL koşullarını aratmayacak. Örneğin merkezi camiye yakın bölgede oturanlar sadece polis eşliğinde evlerine girip çıkabilecek. Köln’de DİTİB camisinin temsili açılışına katılacak olan Erdoğan, şimdiden tartışmaların merkezine yerleşmiş durumda.

Erdoğan’ın DİTİB camisinin açılışına katılacak olması, Almanya’nın ne yapacağına bir türlü karar veremediği DİTİB meselesini tekrar gündeme taşıdı. Casusluk faaliyetleri ile gündeme gelen DİTİB’e yönelik bugüne kadar ciddi bir soruşturma yapılmadı. İmamlara ulaşılamadı (!), ödeneklerin kısıtlanması gündeme geldi, fakat “inanç özgürlüğü” ana teması dillendirilerek soruşturmalarda sonuç alıcı yöntemler izlenmedi.

Nitekim Erdoğan’ın ziyareti öncesi Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın, DİTİB’i izlemeyi gündemine aldığı basına yansıdı. Tabii bunun için inceleme yapılacak ve izlenip izlenmeyeceğine karar verilecek. Elbette bu ciddi bir adım. Almanya tarafından izlenmek DİTİB faaliyetlerini oldukça kısıtlayacak.

Şunu da hatırlatalım; bu tartışmalarla beraber, DİTİB faaliyetlerine yönelik dillendirilen görüşlerden biri de, “DİTİB’in din özgürlüğü altında milliyetçi ve kökten dinci propaganda ile Almanya’da yaşayan Müslümanları etkilemeye çalıştığı.“

DİTİB’in Diyanetten atanan imamlar ile nasıl bir örgütlenme yaptığı Almanya’nın elbette bihaber olduğu bir mesele değil.
Kaldı ki DİTİB’in faaliyetlerini din özgürlüğü çerçevesinde değerlendirme meselesi başlı başına “absürt“.

DİTİB’in tepki toplayan faaliyetlerinden bir diğeri ise Efrîn işgali sırasında DİTİB’te Türkiye lehine yapılan, yani savaşı destekleyen faaliyetler. Meselenin bir başka absürtlüğü de burada. Öyle ki Efrîn işgali Alman tanklarıyla yapıldı ve bu harekat sırasında Türkiye Almanya’dan birçok destek aldı.

Türkiye-Almanya ilişkileri öyle bir yerde duruyor ki, atılacak hiçbir adım,- DİTİB’e yönelik alınan karar, Merkel’in Erdoğan onuruna verilecek yemeğe katılmaması gibi- durumu paklamaya yetmeyecek. Kaldı ki bu adımlar kamuoyuna teselli vererek denge sağlama istemi. Oysaki artık gelinen noktada ülkeye sıçrayan çamuru temizlemek için sembolik adımlardan daha fazlası gerekiyor.

Bu kirlenmişliğin en görünür argümanı Erdoğan ziyareti. Ziyaret öyle görünüyor ki, Alman muhataplarının belirttiği gibi, Türkiye’ye demokrasi ve insan haklarına yönelik telkinler içermeyecek. Erdoğan önemli bir amaç için Almanya’ya geliyor. Bu ziyaret ne Türkiye’nin demokrasi, insan hakları sorununa eğilimini sağlayacak, ne de Almanya koşulların düzelmesi yönünde baskı yapacak.

Derinleşen krizin ardından, en büyük destekçisi Almanya ile anlaşmalarına daha net bir yön verecek. Bu da daha fazla anlaşma, iki ülkenin daha fazla yakınlaşması anlamına geliyor. Almanya’nın Ortadoğu stratejisi Türkiye’ye daha çok kapı açacak. Dolayısıyla savaş politikaları yatırımları daha da büyütecek.

***

Hükümet nezdinde Erdoğan resmi bir törenle karşılanırken, kamuoyu Erdoğan’ı sokakta karşılayacak. Öyle ki, Erdoğan görüşmelerini sürdürürken, birçok kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü, şahsiyet Erdoğan’ın gelişini protesto edecek. Hem Berlin, hem Köln büyük protesto gösterilerine sahne olacak. O nedenle iki kentte şimdiden güvenlik önlemleri başlamış durumda. Yürüyüşlerin temel mottosu ise “Erdoğan not Welcome“.

Erdoğan’ın Almanya ziyareti ne kadar stratejikse, protesto gösterileri de o kadar stratejik. Bu mesele artık bir Türkiye meselesi değil, Almanların kendi iç meselesidir de aynı zamanda. Bunun içindir ki Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumların katılımı tek başına yeterli değil. Alman kurumları, halkı da bir o kadar tepkisini göstermek zorunda.

Bir başka şeyi hatırlatalım; Geçtiğimiz günlerde Köln’de ırkçılığa karşı bir miting düzenlendi. Mitinge ilgi, diğer mitinglere oranla daha da yoğundu. Gelişen aşırı sağcı eğilim, mülteci meselesi, Almanya’nın Ortadoğu politikası gibi birçok sorun halkta ciddi bir tepki yaratmış durumda.

Erdoğan politikaları da birçok sorunun kaynağı olarak görülüyor. Tepkiler giderek yayılıyor ve büyüyor. O nedenle Berlin ve Köln Erdoğan ve taraftarlarına hafta sonu biraz dar gelebilir.

[email protected]

Yazarın diğer yazıları