Erdoğan savaş istiyor!

“Ne tuhaf şey Taranta-Babu;

bizi kendi topraklarımızda

öldürmek için

kendi topraklarımızın

baharını bekliyorlar…”

                              Nazım Hikmet

Daha ilk günden itibaren Türkiye Rojava’dan haz etmedi; DAİŞ çeteleri dünyanın dört bir yanından gelmiş binlerce psikopat katil ve kendisini gizli/açık destekleyen birçok ülkenin ellerine tutuşturduğu en gelişmiş silahlarla Kobanê’de Kürtlere saldırdığında başta Erdoğan olmak üzere bir çok Türk yetkili ellerini ovuşturmuş Kürtlerin katledilmelerini bekliyorlardı.

Ama olmadı; hevesleri kursaklarında kaldı.

Besleyip büyüttükleri, ellerine silah tutuşturdukları DAİŞ çeteleri Kobanê barikatlarında yenildiler. Bu öyle sıradan bir yenilgi de değildi; Kobanê’de ırkçı-faşist çetelerin bölge halkları üzerinde yarattığı sahte yenilmezlik inancı Kobanê direnişi sonrasında yerle bir olmuştu.

Kobanê sonrası DAİŞ bir daha asla eski; yenilmez, her gittiği yere korku salan, dünyanın her yerinden kolaylıkla savaşçı kazanabilen bir organizasyon olmaktan çıktı. Kazanan sadece ölümüne direnen Kobanê halkı değildi, bütün bölgede; Kadın, çocuk, Alevi, Sünni, Süryani, Ermeni, Hıristiyan, börtü, böcek, toprak, orman, nehir kazanmıştı.

Kobanê’de sadece Kürtler kendilerini DAİŞ’in zulmünden kurtarmamışlardı; bütün insanlık değerlerini kurtarmışlar, Ortadoğu’da yeni bir hayat umudunu da yeşertmişlerdi.

Eline silahını alan kadın sadece DAİŞ’e karşı değil, bin yıllardır hüküm süren erkek egemen hiyerarşik topluma karşı da savaşmış ve kazanmıştı.

Geçmişte Esad ailesinin sanki kendi tapulu malıymış gibi yönettiği daha sonra bir süre DAİŞ işgali yaşayan Kuzey Doğu Suriye; tarihinde ilk defa o bölgenin kadını ve erkeği tarafından yönetilmeye başlandı.

Kimileri ABD olmazsa bunların hiç bir olmazdı diyor; doğrudur ABD olmadan birçok şey belki olmazdı; fakat Kobanê’de; inanan, direnen binlerce kadın ve erkek olmasaydı ABD de bölgeyi asla DAİŞ‘ten temizleyemezdi.

İrak’ta ve Afganistan’da ABD binlerce askeri konuşlandırmasına rağmen bir türlü kontrolü sağlayamıyor; çünkü yerelde belirli amaçlar doğrultusunda onlarla savaşacak kesimler yok Hem Afganistan’da hem de Irak’ta kimi çevreler sadece maddi menfaat elde etmek için ABD ile kerhen birlikte çalışıyorlar.

Fakat Rojava’da durum bunun tam tersidir. Kürtler ve diğer halklar her türlü gericiliğe karşı kendi içlerinde örgütlenerek karşı koymuşlar, binlerce şehit pahasına onu yenilgiye uğratmışlardır. Bunu yaparken ABD ve diğer Batılı güçlerden silah benzeri maddi destek aldıkları doğrudur. Fakat bu Kürtlerin ortaya koydukları kahramanca direnişe gölge düşürmez.

Nasıl ki II. Dünya savaşının seyrini değiştiren Normandiya Çıkarması’nın kutlamalarına başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden farklı dünya görüşüne sahip binlerce insan katılıyorsa ve hepsinin kazanılan zaferde payı varsa; Kobanê’de de benzer bir süreç yaşanmıştır. Bütün insanlık payı olanları hiç bir ayrım yapmadan anacaktır; bundan hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır…

İşte Erdoğan Rojava’da DAİŞ’in eksik bıraktığını tamamlamak; orada yeşeren özgürlük ve demokrasi bilincini yok etmek ve bölgesel gericiliği yeniden ihya etmek istiyor. Neredeyse yüzyıllardır bölgede bütün muktedirlerin sürekli baş vurdukları soykırım ve göçertme politikalarıyla Kürtleri yeniden yollara düşürmek, Kürtlerin yüzyıllık özgürlük umudunu kırmak istiyor.

Erdoğan tarihe Kürt katili olarak geçmeye kararlı; bunun için kapısını çalmadığı kimse kalmadı. Normal koşullarda bir daha asla seçilemeyeceğini anlayan Erdoğan ve etrafındaki çevreler dışarıda yaşanacak bir savaşla içerde yeniden olağanüstü hal koşullarının ortaya çıkacağını ve bu yolla ancak kendi iktidarlarını sürdüreceklerini düşünüyorlar.

Erdoğan sadece sözüm ona güvenli bölge de istemiyor; içerde sonuna geldiği talan düzenini sözüm ona güvenli bölgede konut inşaa etme bahanesi ile Rojava’da devam ettirmek istiyor. Bunun için AB’yi mültecileri Avrupa’ya göndermekle tehdit ediyor…

Erdoğan artık sadece; Kürtlerin ve diğer muhalif çevrelerin değil bütün dünyanın sorunu haline gelmiştir. Galiba çözümü de el birliğiyle olacak!

Yazarın diğer yazıları