Erdoğan suç ve ceza kıskacında

Erdoğan, eskileriyle karşılaştırıldığında, daha az olağanüstü tedbirlerin alındığı bir seçim sonucunda, yenilgiye giden zaman tüneline girdi.

Toplumlar, yadsımanın yadsıması gibi bir diyalektik süreçten geçtiler ve Türkiye’de insanların bir halk sürüsü olmadığı da anlaşıldı.

Erdoğan’ı yeniden uyandıran da bu oldu.

Kürdistan’da en azından Roboskî katliamıyla, Türkiye’de ise Gezi olaylarıyla başlayan katle dayalı suç dönemi sonrası, Erdoğan için cezaya giden bir dönemin eşiğine gelindi.

Amerika Bağımsızlık Savaşına dayalı filmlerden biliniyor: Özgürlük kan ve ateşten doğar.

Erdoğan için ise acı son bu olacaktı.

Katl, cezaya yol açan acılı bir süreçtir. İdeolojik zehirlenme dönemi sona erdikten sonra, Erdoğan’ın üzerinde durduğu zeminin etrafında hendekler oluşmaya başladı.

Demir’i soğutma manevrası, ceza yolunu kapatmak için yeni bir müttefik bulma kapısını aralamak içindi.

Demir’i soğutma, daha üst kademede bir savaş yoluna işaret ediyor.

Türkiye İttifak’ı, MHP ile yapılan Cumhur İttifak’ını sonlandırmak için verilen ilk sinyal oldu.

Bahçeli’nin, Erdoğan’ın ilan ettiği ittifakı lanetlemesi, Erdoğan’ın korunak olarak CHP’yi seçmesiyle aynı döneme denk düşüyor.

Kılıçdaroğlu’ya atılan yumruk sonrası gelişmelerle birlikte, Erdoğan MHP perdesinin çok üstünde bir profil sergiledi:

Soylu, CHP’liler’in cenaze merasimlerine katılmasını yasaklayan bir talimat verdiğini duyurduğuna vurgu yaptı.

Savunma Bakanı Akar, Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin yakılmasını isteyenlerin mesajlarını verdikleri doğrultusundaki açıklaması, ırkçı tansiyonu daha da yükseltti.

Tesadüf ya, MHP’li Ordu Milletvekili’nin Tanrı Dağları eşiğinde uluması, Erdoğan’a dayalı ırkçı çıkışlar yapan senfoninin sesini sindiremedi.

Sonra neler oldu; ne olmadı?

Kılıçdaroğlu, “savaşı durdurun!” çıkış yapmadı.

Erdoğan’a biat etti ve Türkiye İttifakı çağrısına, “Milli İttifak’a” hazır oldukları sinyalını verdi.

Böylece İstanbul’da hala Demirtaş‘ın özgürlükçü-sosyalist dava romantizminin etkileyici hümanizmasının sarhoşluğundan kurtulmayan İmamoğlu, Kılıçdaroğlu-Erdoğan kıskacına alındı.

Erdoğan, terbiye edemeyeceği İmamoğlu’nu, CHP’ye terbiye ettirecek gibi.

CHP’ye yakın televizyon kanalları, Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun dilekleri dilenirken;

Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamalarda, kaosa yol vermeyeceklerini beyan ededururken;

“Şehit“ aileleri ise Kılıçdaroğlu’nun istenmeyen misafir olduklarını ilan ederlerken;

Ve İmamoğlu, tecrübeli mekanizmaların kıskacına alınmak üzere olan, muğlak bir geleceğin muhtemel mağduru olarak seçildiğinin hala farkına varmazken;

Erdoğan demiri yeniden ısıtıyor!Bu yeni Kürdistan seferi anlamına geliyor.

Ve soru şu:

Suç ve ceza kıskacındaki bir Erdoğan’la birlikte, CHP yeni bir suç batağına mı saplanacak?

Ya da Erdoğan’ın, yargılanacağı, Erdoğan’a biat etmeyen bir yargının oluşması için yeni bir tarihi süreç mi başlatılacak?

Yazarın diğer yazıları