Erdoğan-Trump görüşmesi ve S-400’ler

Japonya’da yapılan G20 zirvesi Türk basını tarafından merakla bekleniyordu; herkes nefesini tutmuş Türkiye-ABD ilişkilerinin bundan sonra nasıl devam edeceğini bir parça anlayabilmek için Erdoğan/Trump görüşmesine odaklanmıştı.

ABD’li yetkililerden S-400’ler, Doğu Akdeniz, Rusya ile ilişkiler konusunda gelen sert açıklamalardan sonra Trump’ın Erdoğan’a gösterdiği ilgi Türkiye’deki kimi çevreleri rahatlamış gibi gözüküyor.

Fakat gerçek hiç de dışardan göründüğü gibi değil; her ne kadar havuz medyası aksini iddia etse de Erdoğan Trump’la çektirdiği fotoğraflarda hiç de rahat gözükmüyordu. Gerek iç siyasette yaşananlar gerekse de ABD ve Rusya arasında sıkışmış olmanın verdiği rahatsızlık ve endişe hali Erdoğan’ın yüzünden okunuyordu.

Trump S-400’lerin alınması halinde Türkiye’ye yaptırım uygulanmayacağını hiç bir konuşmasında ifade etmemesine rağmen, Erdoğan medyası sanki Trump böyle bir ifade kullanmış gibi yazıp çizdi, halbuki gerçek durum hiç de böyle değil.

Gerçekte durumun ne olduğunu ve ABD’nin Türkiye’yi nasıl markaja aldığını G20 zirvesi sırasında “tesadüfen!” Türkiye’de olan Lindsey Graham çok net ifade etti ve Türkiye’ye bir çıkış yolu önerdi.

Trump ekibine en yakın senatörlerden olan Graham “Türkiye eğer Rusya’dan aldığı S-400’leri aktive etmez ve ABD yapımı Patriot hava savunma sistemlerini alırsa, ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulamaktan kaçınabileceğini” söyledi.

Lindsey Graham “Trump ne derse desin ABD yasaları gereği eğer Türkiye Rusya’dan aldıkları S-400’leri aktive ederse yasa kapsamında mecburen ABD Türkiye’ye yaptırım uygulayacaktır!” diyerek, ABD’nin resmi devlet tavrını da çok net ortaya koymuş oldu.

Ayrıca Türkiye’nin Rus S-400 füze bataryalarını aktive etmesi halinde F-35 teknolojisinin Türkiye’ye satışını engelleyen bir yasa ABD’de kabul edildi. Dolayısıyla ABD Başkanı Trump’ın kişisel yaklaşımı ne olursa olsun; Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığı hem F-35’lerin hem de S-400’ün aynı savunma sepeti içinde birlikte kullanılmasına şiddetle karşı çıkmaktadırlar.

Asıl olarak Rus Füze sistemlerine yakalanmamak üzerine inşaa edilmiş F-35’lerin önemli sırlarının Türkiye üzerinden Ruslara aktarılacağından endişe etmektedirler. Bu durum ABD’nin dünyanın birçok yerinde sürdüreceği askeri operasyonları tehlikeye düşürecektir.

Bunun yanı sıra Türkiye’nin aldığını ilan ettiği S-400’ler hiç bir şekilde NATO’nun savunma ve radar sistemlerine entegre edilemezler. Ayrıca Türkiye’nin son yıllarda Rusya ile geliştirdiği yakın ilişki NATO ve ABD tarafından kuşku ile yakından takip ediliyor. Türkiye NATO içinde güvenilmez müttefik konumuna gelmiş durumdadır.

Peki bundan sonra ne olacak?

Aslında ne olacağını Lindsey Graham Türkiye’ye gelerek ve doğrudan Türkiye topraklarında açıklama yaparak ilan etmiş oldu. Trump’ın rahat tavırları bu yaklaşımın Erdoğan ve ekibi tarafından da kabul edildiğini gösteriyor.

“Türkiye S-400’leri alacak; fakat aktive etmeyecek. Bir vade sonra mümkün olursa S-400’leri başka bir ülkeye satmaya çalışacak!” Fakat Rusya’nın buna yaklaşımı ne olur, bunu daha bilmiyoruz. Muhtemellen Erdoğan ve ekibi Rusları buna ikna etmek için bir dizi başka tavizler vermek zorunda kalacaklar.

Trump Erdoğan’a sözüm ona hak verirken aslında onu teslim aldığını da ilan etmiş oldu. Erdoğan kullanamadığı S-400’lerle önce ‘Anti-emperyalizm şov’u yapacak, daha sonra mecburen gidip yeniden bu halkın parasıyla Patriot almak zorunda kalacak.

Çok yazık ama bu ülkenin parası böyle çarçur ediliyor; bir taraftan insanlar bir parça ekmeğe muhtaç; diğer taraftan müsrif bir iktidar kendi varlığını sürdürebilmek için halkın parasını hem de anti-emperyalizm adına bu dünyanın muktedirlerine peşkeş çekiyor.Dolayısıyla demokrasi ve özgürlükler bir ülkenin olmazsa olmazıdır.

Yazarın diğer yazıları