Erdoğan ve Kahraman’ın Sisi’den farkı yok

Erdoğan ve fetvacısı Hayrettin Karaman, mahkeme salonunda vefat eden Mursi ve İhvan için Sisi’ye karşı demokrat kesildiler.

Erdoğan Mursi’yi “tarihin en büyük demokrasi mücadelelerinden birini veren Şehit” ilan etti (twitter, @RTErdoğan).

Karaman “şehidimiz” diye seslendiği gibi, “Dr. Ahmed Abdülaziz’in mana ve duygu yüklü bir mesajını sun”du. (Yeni Şafak, 20.06.19)

Erdoğan, ayrıca Batı’yı çok yüzlülükle suçlayarak, sert çıktı:

“AB üyesi ülkeler idamı yasaklarken …Mısır’da bu katil Sisi’nin davetine icabetle oradaki toplantıya iştirak etmişlerdir. Bu …çok yüzlülük. Bir taraftan siz idamı yasaklayacaksınız, Türkiye’nin idamı kaldırmasını isteyeceksiniz ve idamı Türkiye’ye kaldırtacaksınız ama öbür taraftan…”(NTV, 17.06.19)

Batı çok yüzlülükte diktatör ve fetvacısını geçebilir ama rejim konusunda, halka zulüm yapmada Erdoğan ve Karaman’ın eline su dökemez bile.

Sisi Mısır’da faşizmi yeniden işbaşına getirdi, yalnızca İhvancıları değil demokratları da katletti.

Erdoğan da Türkiye’de eskisinden daha koyu faşist bir rejim inşa etti. Diktatör ve fetvacısı, Sisi’den daha fazla sayıda devrimciyi ve çocuk-kadın ayırmaksızın Kürt insanını katlettiler.

Sisi, idamları yürütüyor. Erdoğan ve fetvacısı H.Karaman, Türkiye’de idamın kaldırılmasına karşı çıktılar ve yeniden yasalaştırmak istiyorlar. Koşulları elverdiğinde yasalaştıracaklar.

Nitekim diktatör şimdiki işbirlikçisi Bahçeli’yle idam üzerine yarışırken, iki yıl önceki parlamento açılışında tetikçilerine “idam, idam” sloganı attırarak, cevaben “Ben parlamentodan geçeceğine inanıyorum. …Tereddütsüz onaylarım. Çünkü 250 şehidimizin ve milletimizin ahı var.” diyerek idamı getirme kararlığını yansıtıyordu. Dahası “Hans ne der George ne der ben dinlemem” ifadesi AB engeli nedeniyle yasalaştıramamaya öfkesini dile getiriyordu. (sabah.com.tr, 17.07.2017)

Karaman “katilleri ve tecavüzcüleri” gerekçe göstererek idamı kabul edilir kılmaya çalışıyor. İdama karşı çıkanları “tecavüzcülerin hayatlarını korumak için felsefe yap”makla suçluyor. (Kısasta hayat vardır, 25.06.19, Yeni Şafak) Şimdi de kararlılıkla savunuyor: “2008 ve 2011 yıllarında da idam konusu tartışılmış ve ben, …adam öldürenin kısas yoluyla öldürülmesini (idam edilmesini) savunan yazılar yazmışım. Bugün onlardan birini … hatırlatıyorum”.(İdam, Yeni Şafak, 19.02.2015)

Sisi Mısır’da işkence yapıyor, bu ikili de Türkiye, Kürdistan ve işgal ettikleri Rojava’da, Bakûr’da, Başur’da işkence yapıyorlar.

Sisi, Sudan’ın küçük bir adasını işgal etmek istiyor, Erdoğan ise Efrîn’den Cerablus’a ve Başur’un pek çok küçük alanına değin işgali gerçekleştirmiş. Rojava’yı tümden işgal etmek, dahası Musul çatışmalarında niyet ettiği gibi Kerkük’e değin işgal etmek istiyor. İşgalcilikte Sisi’yi fersah fersah aşıyor, İsrail’le yarışıyor.

Sonuç olarak, Sisi’nin “katil”liğine, “idam”cılığına, İhvancı kardeşlerini savunmak için karşı çıkıp “demokrat “kesilen diktatör Erdoğan ve fetvacısı, sıra kendi iktidarına gelince Sisi’yi fersah fersah aşan “katil”likten ve “idamcılığı” savunmaktan geri durmuyorlar. AB emperyalistlerinden çok daha fazla yüzlülüğü sergiliyorlar.

Öyle tuarsızlar ki çıkarları nerede neyi gerektiriyorsa biribirine karşıt tezleri ve yalanları saniyeler içinde tek ayak üzerinde kırk kere tekrarlamakta beis görmüyorlar.

Sadece İhvan ve diğer yandaş politik islamcıların idamına karşılar ama yalnızca Türkiye’de değil, diğer ülkelerdeki idamları -eğer kendi yandaşlarına değilse- savunuyorlar. Örneğin “Sünni eksen”de ortaklık bozuluncaya değin Suudi teokratik diktatörünün Şiileri idamını onaylıyorlardı. Ne zaman aynı diktatör, Sünni Dünya Müslüman Alimler Birliği(DÜMAB) üyelerini tutuklayıp sonra idam edeceği sözünü yayınca bu kez Suudi Arabistan’daki idamlara kendi çıkarları için karşı çıkıyorlar. İran mollalarının Kürtleri ve devrimcileri idamını ideolojik nedenle, Kürt düşmanlığıyla onaylıyorlar.

Mısır’da Sisi diktatörlüğüne karşı çoğulcu demokrasi nutukları atıyorlar, ama Türkiye’de muhalefet eden partilerin vekil, lider ve üyelerini, demokratik akademisyenleri, avukatları, aydınları zindana tıkıyor, ölümle tehdit ediyorlar. Tekçiliği zirveye çıkarıyorlar ve herkesin tek şefe, Reis’e biat etmesini istiyorlar. Diktatörün tarihsel demokrasi kahramanı göstermeye yeltendiği Mursi bile, devlet başkanı olur olmaz, şeflik rejimini inşaya başladı, kendi kendisini KHK’yla yetkilendirdi. Gösteri yapanları katletti.

Büyük ulema Karaman, idam cezasına gerekçe göstermek için önem verdiğini vurguladığı “tecavüz”ü, kendileri ve IŞİD yapınca, Êzîdî kadınları cinsel köle pazarları kurup satınca  “caiz” fetvası verdiriyor. Hem de DÜMAB başkanı Karadavi’ye!

Karadavi’nin DÜMAB toplantılarını diktatörün karargahı olan İstanbul’a taşıyıp, müslümanların liderliğinin Erdoğan faşizmi tarafından yapılması gerektiği fetvasını deklare ettirerek de tek ilkelerinin çıkar ve iktidar olduğunu gösteriyorlar.

Diktatör, ideolog ve tetikçilerinin, Sisi’den hiçbir farkları yok. Demokrasi ve özgürlük çizgisinde tutarlı olanlar, başta kendi ülkesi olmak üzere her ülkede faşizme karşı mücadele eden güçlerdir.

Yazarın diğer yazıları