Erdoğan ve MGK’nin savaş histerisi

Erdoğan’ın gözü kan bürümüş ve savaş deliliğiyle kafayı sıyırmış.

Bu felaket yaratıcısı elikanlılık ve işgal savaşçılığı, tabii ki, yalnızca Erdoğan’ın kişisel saldırganlığının sonucu değil. Bununla birleşen ve bunu simge olarak alıp yürümek isteyen, faşizmin karekteri ve ayakta kalma ihtiyacı.

Erdoğan yeniden histerik savaş naralarını yükseltiyor: “terör koridorunu tamamen temizleyeceğiz”! Başkanı olduğu MGK’nin son toplantısında; “bölgenin tüm terör unsurlarından temizleneceği”, Pençe savaşlarının ise “bölgeler tamamen temizlenene kadar devam edeceği” kararı verildi.(diken.com.tr, 30.07.19)

Bilindiği gibi Erdoğan, Efrîn işgalinden sonra yaklaşık bir yıldır, “Fırat’ın doğusuna gireceğiz” narası atıp duruyordu. Ancak ABD ve Rusya ile ilişkisi buna engel olurken, Erdoğan’ı alkışlamakla ünlenen Org. İ. Metin Temel’in ‘askeri olarak koşulları hazır değil’ diyerek savaş komutanlığından istifa ettiğini dikkate alırsak, olacak direnişin engelleyici rolünün en az iki emperyalist güçle ilişkininki kadar engelleyici rolü olduğunu vurgulamak gerekir.

Fakat bir yıldır süren bu engele rağmen şimdi durum değişti.

ABD adına Jeffrey’in arabulucu olduğu “güvenli bölge” görüşmelerinde Erdoğan diktatörlüğü anlaşmaya gitmek istemedi. Askeri işgali altında bir bölge olmasında ısrar ediyor.

Diktatörlük sınıra sürekli yığınak yaparak askeri hazırlığını yoğunlaştırıyor.

James Jeffrey’in, “bizimle birlikte savaşanların ….hedef olmaması sözüne bağlıyız. …Bu durum Türklerle ilgili endişelerimizi de kapsıyor” (t24.com.tr, 01.08.19) sözü diktatörlüğün Rojava’da savaşı genişletmeyi “nara”dan fiile geçireceğini gösteriyor.

Erdoğan faşizmi kitle desteğinden çözülmeye başladı. Savaş şovenizmi desteği artırmanın felaketli ama en kısa yoludur. Uzun vadede tersi sonuca yol açacak olsa da! Erdoğan Kürt düşmanlığıyla kitle desteğini yeniden artırmayı hesaplamakla kalmıyor. Burjuva muhalefeti en iyi bu yolla yanına çekerek etkisizleştireceğini de deneyle biliyor.

Diktatörün S-400 alımı, Rusya’ya işgale verdiği izin karşısında rüşvetti. İki hafta önceki “Kürtlerle Savaş Kurtlarla Dans” başlıklı yazımda bununla sınırlı olacağı yorumu yapmıştım.

Bununla sınırlı olmadığı görülüyor. Fırat’ın doğusunda olası işgalinde hava sahasının kapatılmasına veya uçaklarına yönelik Esad veya ABD güçlerinden gelebilecek hava ataklarına karşı, hava bombardımanını güvenceleme önlemi olarak S-400’leri kullanacağı anlaşılıyor.

Suriyeli göçmenler meselesinin yarattığı oy kaybını, onları “kovarak” ama yeni işgal alanlarına yerleştirerek kolonizasyon aracı yaparak durduracağını hesaplıyor.

İdlib’te “savaş kilitlenmesi”nde Rusya’nın isteğini, onbinlerce savaş çetesini Rojava Devrimi’nin üzerine saldırtarak halletmeyi hesaplıyor.

Fakat ABD güçleriyle çatışmamaya özen göstereceği ve yerli kitle üzerinde etkide bulunacağı Girê Spî gibi yerleri öncelikle işgal edeceği, böylece işgal üslerinden doğu-batı her iki alana saldırılar düzenleyerek, destek saldırıları ise sınırın iç tarafından yaparak savaşı sürdürme taktiği izleyeceği, bu yolla ABD’yle çatışmadan süreci götürmeyi planladığı anlaşılıyor. ABD basınında çıkan “sınırlı işgal” haberleri buna işaret ediyor.

ABD, Pençe savaşları ve işgallerini destekleyerek, PKK liderlerine suikastlere yardımcı olarak, diktatörü, Fırat’ın doğusunu işgalden vazgeçirmeye çalışıyor. Ancak hava sahasını kapatıp kapatmayacağı konusunda kararlı değil. Daha çok emperyalist müttefiklerine güç vermeleri çağrısında bulunarak engelleme işini kotarmaya çalışıyor. Almanya’nın reddettiği bu teklifi Fransa kabul ederek güç göndereceğini belirtti. Ancak henüz bu süreç ilerlemeden diktatör işgali genişletmeyi deneyebilir.

Diktatör, iktidarı için savaş felaketini derinleştiyor.

Tüm demokratik ve devrimci güçlerin görevi, diktatöre karşı, onun işgalci savaşlarına karşı, mücadele etmektir.

Rojava Devrimi’nin işgale karşı direnişi Efrîn’den farklı olarak uzun sürecek, diktatörü bitmeyecek bir savaşın girdabına atacak.

Faşizme karşı mücadele savaşa ve faşizme karşı mücadele olarak sürecek.

***

Not: Geçen yazımda F. Altun diktatörün genel sekreteri olarak belirtilmişti. “İletişim Başkanı” olarak düzeltir, okuyucudan özür dilerim.

Yazarın diğer yazıları