Erdoğan ve Moduro

Birçok meselede olduğu gibi Venezuela tartışmalarında da neredeyse aynı anda iki Türkiye ile karşı karşıya kaldık. Bu iki Türkiye’den bir ak derken diğeri kara diyor! Venezuela tartışmalarında da benzer bir süreci yaşıyoruz. Toplumun önemli bir kesimi yine benzer bir metodla Venezuela’da yaşanan sorunun ne olduğunu anlamak yerine ideolojik tepkiler vermeyi tercih ediyor.

İnsanlar bu yaklaşımı özellikle sol kolaycılık üzerinden konuşmak istiyorlar; fakat Türkiye’de sadece sol da değil; solun dışındaki birçok çevre de etrafında olup biteni bu kolaycılıkla yorumlamaya çalışıyor. Benzer tepkileri Irak ve Suriye olaylarında da yaşamıştık. Sonuçta bu iki ülkede insanlar büyük acılar yaşadılar; onların yaşadığı acıların benzeri şimdilerde Venezuela’da yaşanıyor.

Saddam Hüseyin’i atlayarak bir Irak değerlendirmesi yapamayız yine Esad rejiminin yıllarca insanlara yaşattığı zalimlikleri konuşmadan Suriye’de olanları anlayamayız. Aynı yanlışı Venezuela değerlendirmesi yaparken tekrar etmemek lazım; çünkü Irak’ı, Suriye’yi ve Venezuela’yı değerlendirken aslında bir yönüyle kendimizi de anlamaya çalışıyoruz.

Birçok çevre işin kolayına kaçıp olayları genel olarak “Emperyalizm’e” özel olarak da ABD Emperyalizmine bağlayarak anlamaya çalışıyor. Halbuki bir ülkede yaşanan olayları o ülkenin kendi iç dinamiklerini görmeden anlayamayız.

Venezuela olayında da 1999’da Chavez’in iktidara gelmesi ile başlayıp günümüze kadar gelen sürecin bütün olumsuzluklarını “emperyalizmin” müdahalelerine bağalamak abesle iştigal etmek olur. İnsan kolay olanı seçmek istiyor ama bu yaklaşım bizi çözüme götürmez, tam tersine sorunlarımızı büyütür.

Venezuela meselesi bizim için zannettiğimizden daha önemli bir meseledir; eğer yaşadığımız dünyada olup bitenleri doğru anlayabilirsek; kendi ülkemizdeki sorunları da anlamamız kolaylaşır;

Bir politik akım 19 yıldır Venezuela’da iktidarda ve doğal olarak insanlar yaşananlardan birilerini sorumlu tutacaklarsa birinci elden o ülkede iktidarda olanları sorumlu tutarlar/tutmalılar. Çünkü iktidar olamak sorumlu olmaktır, eğer bir politik haraket sorumluluk almak istemiyorsa iktidara da talip olmamalıdır.

Bu iktidarın kendini sosyalist, liberal veya dinci olarak tanımlamasından bağımsız objektif bir durumdur; biz de değerlendirmelerimizi bu tanımlamalardan bağımsız yapabilmeliyiz. Chavez’in iktidarının ilk yıllarında örneğin temel gıda mallarının fiyatlarının belirlenmesinde halktan yana bir tercih yapmaya çalıştığını tavan fiyat uygulamasında görüyorsunuz.

Ayrıca ücret fiyat dengesini toplumun yoksulları lehine değiştirmeye çalıştığı da bir gerçek; fakat bunlara rağmen 19 yıl sonra geldiğimiz nokta tam bir felakettir ve bu sadece emperyalizmle açıklanamaz; burada en azından feci bir beceriksizlik olduğu kesin…

Bir ülke düşünün yıllık enflasyon yüzde 83 bine ulaşmış olsun; bu koşularda insanlar temel gıda ve temizlik malzemelerini bile almakta sıkıntıya düşsünler. Basit bir kahve içmek için bile bir valiz dolusu para ile dolaşmak zorunda kalsınlar, ülkenin yüzde onu açlık ve yoksulluk nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalsın!

Siz böyle bir ülkede yaşasaydınız bütün bu yaşadıklarınızdan kimi sorumlu tutardınız? Hiç kuşkusuz ben birinci elden o ülkeyi yönetenleri sorumlu tutardım.

Venezuela’nın zengin petrol yatakları o ülkenin en büyük talihsizliği olmuş; tıpkı önceki iktidarlar gibi Chavez’le başlayan “sosyalist iktidar”da üretime teşvik etmek yerine, toplumu petrol gelirleri ile fonlayarak iktidarını sürdürmeye çalışmış, toplumsal dokuya müdahale etmemiş bu da hem bütün bir toplumun hem de kendi iktidarının sonunu hazırlamış. İktidar çevrelerinin bulaştığı yolsuzluklar da bütün bu sorunların daha da büyümesine neden olmuş.

Bu koşullarda dış müdahale var tabi ki; zaten olmaması çok şaşırtıcı olurdu. Beceriksiz iktidarlar yaptıklarının sorumluluğunu almak yerine başkalarını sorumlu tutmaya çalışırlar.

Kendi beceriksizliğini örtbas etmeye çalışan Erdoğan rejimi de aynı yolu izliyor; işte tam da burada ‘Sosyalist’ Maduro ve islamcı Erdoğan’ın yolları kesişiyor; her ikisi de ülkelerini yönetilemez hale getirdiler, fakat sorumluluğu üstlenmek istemiyorlar.

Yazarın diğer yazıları