Erdoğan zor durumda iktidarda muhalefet yapıyor!

Ahmet NESİN

‘Ne olacak, Erdoğan kaybetmeyi hazmedecek mi, ne kadar oy çalacak” tartışmaları arasında bir seçime gidiyoruz. Ama hepsinden önemlisi, Erdoğan’ın gündem belirleyemediği bir seçim. Eğer Recep Tamam Erdoğan’ın konuşmalarını izleyecek kadar mazoşistseniz, bütün konuşmalarda Muharrem İnce’ye çattığını göreceksiniz. Bundan dolayı Meral Akşener’den hiç bahsetmediğini, ikinci turda yanına alacağını söyleyenler de var. Oysa neden o değil, Erdoğan tehlikenin farkına vardı ve ikinci tura İnce’nin kalacağını anladı ve doğal olarak da hedefine tek rakip seçerek yapıyor.

İkinci önemli konu, Erdoğan hem iktidardaki kendisine hem de Muharrem İnce’ye muhalefet yapıyor. Daha önce de yazmıştım, Türkiye’de iktidarda kimin olduğunu bilmeyen birisi konuşmalarını dinlese, Erdoğan’ın ana muhalefet partisi lideri zannedebilir. Bunun nedeni de bütün konuşmalarında “24’ünden sonra biz daha iyisini getireceğiz” demesinden kaynaklanıyor. Türk lirasını da daha iyi duruma getirecekler, demokrasiyi de, enflasyonu da, işsizliği de, aklınıza son 16 yıldır kötü giden ne varsa Recep Tamam Erdoğan daha iyisini yapacak. Hatta o kadar ki, inşaat şehrine dönüşen İstanbul’u da düzeltecek olan Erdoğan, çünkü rezil etmiş birileri İstanbul’u, ben demiyorum, kendisi söylüyor, ben onun yalancısıyım.

Şimdi bütün dünyaya hakim olduğunu zanneden, önüne gelen dünya liderine “Heyyytttttt” çeken Erdoğan’ı getirin gözünüzün önüne ve tek başına seçime giremeyeceğini görün, muhtaç bir dünya lideri göreceksiniz burnunuzun dibinde. Erdoğan MHP’ye muhtaç, Erdoğan, BBP’ye muhtaç, daha başkalarına da muhtaçtı ama yüz vermediler. İlk kayıp böyle başladı, hem Ferrari’m var diyeceksin, hem de “Abi iter misin” diyeceksin, işte o zaman seni ölümüne desteklediğini zannettiğin halk seni terk etmeye başlar, Anadol arabasını ittirebilirsin ama Ferrari’yi ittiremezsin.

Belki anımsayanlar vardır, adamın biri Ferrari marka araba aldı ve tüp bağlattı. Ferrari bunu duyar duymaz dava açtı ve adamın arabasına el koydu, nedeni çok açıktı, “Sen bizim markamızı aşağılayamazsın” Tabi nerede olduğunu anladınız, Türkiye’de oldu. Siyaset de biraz bunun gibi bişey, hem her türlü diktatörlüğü yapacaksın, hem insanları öldüreceksin, faşizmi uygulayacaksın, hem de “Beni seçerseniz size daha çok demokrasi, adalet getireceğim” diyeceksin, işte bu halk bunu yemez ve desteğini yavaş yavaş çeker.

Geçen gün Artı Gerçek yazarı Celal Başlangıç hesaplamış, Erdoğan bir konuşmasında 4 kez söylediklerinden dolayı İnce’ye çatmış. Bu şu anlama gelir, artık bu halka vereceğin bişey kalmamıştır ve başkalarının dedikleri üzerinden laf ebeliği yapıyorsundur. Sadece bahsetmiyor, taklit de etmeye başladı, geçen gün bir de baktık ki, ceketi, kravatı çıkarmış, aynı İnce gibi kolları da sıvamış, öyle konuşuyor.

Bu seçim ortaya bişeyi daha çıkardı, Türkiye demokrasi ittifakına girdi, kimisi aleni, kimisi gizli bir ittifak halinde Türkiye. Bu ittifak siyasilerden çok halk tarafından oluşturuldu. Bu ittifak nerede başladı derseniz, ben herkesin söylediği gibi Gezi’yle değil Tekel işçileriyle başladı derim. O eyleme desteğe gidenler anımsayacaktır, türbanlısından, devrimcisine, ülkücüsünden CHP’lisine, Kürdünden Alevisine kadar herkes tek hedefte odaklanmıştı. Sonunun nasıl bittiği çok önemli değil, o eylem birlikteliğin bir başlangıcıydı ve Gezi’nin başlamasına neden oldu.

Şimdi bu seçimlerde de halk ilginç bir ittifak oluşturdu ve siyasileri hedefe odaklamayı başardı. Bu demokrasi mücadelesinde herkesin demokrasi anlayışının aynı olmaması belki de işin güzel yanı, daha sonraki tartışmaların daha medeni geçeceğinin bir başlangıcı. İşte Recep Tamam Erdoğan bunların hepsini görüyor ve o yüzden kendisine muhalefet yapıp demokrasicilik oymaya çalışıyor. Üzülme Erdoğan, düştüğünde sana söz, acımıcak.

Yazarın diğer yazıları