Erdoğan’a eleştiri hakaret sayılıyor…

AKP’nin iktidara gelmesinin ardından hukuk literatüründe yeni bir suç tanımı var: Erdoğan’a hakaret. Bu suç ra Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesiyle düzenlenen Cumhurbaşkanı’na Hakaret suçu içerisinde ele alınıyor ve 1 ila 4 yıl arasında hapis cezası öngörüyor. ‘Hakaret’ suçlaması kavram anlamı olarak onur kırma gibi bir eylemden hareketle değil de, bilakis hangi nezaket kuralları içerisinde yapılırsa yapılsın, Erdoğan’a eleştiri yöneltilmesini kapsıyor. Eleştiri yapan herkesin, özellikle de gazetecilerin, bu madde kapsamında haklarında soruşturma açılıyor ve yargılanıyorlar.

Bu suç çerçevesinde açılan davaların on binlerle ifade edildiğini söyleyelim. Tabii bu madde kapsamında sadece Türkiye’de yaşayanlar yargılanmıyor, bu maddenin ünü sınırları aşıyor.

Muamele şöyle:

Avrupa’da yaşayan ve ülkelerine gitmek isteyen birçok Türkiyeli ve Kürdistanlı havaalanında keyfi uygulamalara maruz kalıyor, eğer havaalanında bir sorun yaşanmadıysa herhangi bir gerekçeyle kaldığı evler basılıyor, gözaltına alınıyor vs.

Bir de sosyal medya paylaşımlarından dolayı atfedilen suçlar var. Erdoğan ile ilgili eleştirisel bir paylaşım soruşturma açılması için yeterli. Özellikle gümrüklerde ve havaalanlarında bu sorunla karşılaşan yığınla insan var. Hatta Almanya’da yaşayan ve iltica başvurusu olan birinin Erdoğan’a hakaret davaları kapsamında Alman mahkemeleri tarafından ifadeye çağrıldığı da karşılaştığımız bir başka absürt durumu hatırlatmıştı.Biliyorsunuz şu an cezaevinde olan Hozan Canê hakkında da Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla ikinci bir dava açılmıştı. Annesini görmeye giden Hozan Canê’nin kızı da geçtiğimiz günlerde tutuklandı. Şimdi hem Hozan Canê, hem de kızı tabiri caizse rehin olarak tutuluyor. Alman mercilerden bu duruma yönelik tek bir açıklama yok.

Erdoğan’a hakaret suçlamasına Türkiye ve Kürdistanlılar dışında da maruz kalanlar mevcut.

Hatırlarsanız Almanya ile Erdoğan arasında önemli bir meseleye dönüşen Böhmerman şiiri meselesi kriz noktasına kadar gelmişti.

Bu süreç elbette kapanmadı tüm hızıyla devam ediyor. Her kim ki Erdoğan’ı eleştirmeye kalksın, hakkında dava açılması için nerede yaşadığı önemli değil, hakkında derhal soruşturma açılıyor. Özellikle Almanya’da yaşayan muhalifler Erdoğan’ın hedef öncelikleri arasında.

Yine geçtiğimiz günlerde eski Yeşiller milletvekili, avukat Memet Kılıç da Erdoğan’a hakaret suçlaması ile dava açıldığını paylaştı. Memet Kılıç’ın ABC Gazetesi’ne Temmuz 2017’de yaptığı açıklamalar Cumhurbaşkanına hakaret olarak değerlendirilmiş. Kılıç Erdoğan’ın her gün herkese hakaret ettiğini ve gazeteye verdiği demeçteki ifadeleri de sık sık kullandığını belirtiyor.

Kılıç Almanya’nın Türkiye ile olan ilişkilerini ve Türkiye’deki seçim dönemlerinde Almanya’nın Erdoğan’a destek sunduğu eleştirisini yöneltiyor, Almanya’yı özellikle de silah satışı noktasında eleştiriyor.

Burada bir parantez açalım: Elbette silah ticareti Türkiye ile Almanya arasında sıkı ilişkilerin zemini hazırlayan öğelerden biri. Bir diğeri ise mülteci anlaşması. Nitekim bu madde son zamanlarda Türkiye ile anlaşma sağlama noktasında tekrar gündem oldu. Almanya’ya doğru artan mülteci göç dalgasının önüne geçmek için Türkiye ile görüşmeler gerçekleştiriliyor.

Özellikle çıkmaza girilen konularda Erdoğan mülteci anlaşmasını Avrupa’ya karşı baskı unsuru olarak kullandı. Gerek Avrupa, gerekse Almanya bu durumu sık sık dile getirmesine rağmen ilişkilerin sürdürülmesi gerekliliği savundu. Gelinen aşamada Almanya antidemokratik uygulamaları eleştirdi, fakat herhangi bir yaptırım uygulamadı, ilişkiler kapalı kapılar arkasında güçlenerek devam etti. Almanya tıkanan mülteci sorununda, en etkili çözüm olarak Erdoğan ile anlaşmayı tercih ediyor. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas bu kapsamda Çavuşoğlu ile görüştüklerini belirtti ve görüşmenin olumlu geçtiğini söyledi. İçişleri Bakanı Horst Seehofer ise Merkel ile Erdoğan görüşmesine atıfta bulundu ve olumlu bulduğunu söyledi. Verilen demeçler de gösteriyor ki, yeni işbirlikleri de yolda. Bu uzun parantezi de böylelikle kapatalım.

İlerleyen günlerde özellikle Almanya’da yaşayan muhaliflere yönelik yönelimlerin son hız devam edeceği görülüyor. Ciddi bir kamuoyu baskısı oluşmadığı müddetçe bu devam edecektir, lakin artık kınama açıklamaları çözüm getirmiyor.

Yazarın diğer yazıları