Erdoğan’ın kaderini İmralı belirleyecek

Korku duvarı yıkıldı. Sokaktaki kadın, erkek, Erdoğan’dan nefret ettiklerini söyleyebiliyorlar.

Altı ay öncesinde mümkün olmayan şeyler oluyor:

Erdoğan’a biat eden, bir zamanların militaristi Davutoğlu, O’nun yolundan gitmeyeceğini açıkladı.

Erdoğan’la yapılan sanatçı turları, yerini O’na başkaldıran sanatçılar geçitine terketti.

Paradoks: kendisinin bir yerinin kılı olan sanatçılar onurlandırıldı, sonrakileri “dalkavuk” olarak adlandırdı…

Demirtaş’ı öven İmamoğlu’nu tutuklayamadılar.

Soylu’nun HDP’li belediyelere kayyum atanmasını öngören açıklaması, Erdoğan’ın Öcalan’la görüşmeye “izin” vermesinin akabine denk düşüyor.

Öcalan’la görüşme, en çok AKP ve Erdoğan’dan kopmakta olan Kürtler’e fren amacıyla gerçekleştirildi, ama;

Öcalan görüşmesinden sonra, Bese Hozat: “23 Haziran’da İstanbul’da Kürtler AKP-MHP faşist blokuna karşı kim çıkacaksa, bu İmamoğlu’ysa İmamoğlu’na, destek verecektir” dedi ve bununla, Öcalan görüşmesinden sonra oluşturulmak istenen Erdoğan pozu silindi.

Türkiye basınında, Kürtler’i yeniden satılığa çıkaran anlayışın ömrü pek uzun olmadı.

Soylu’nun: “Önümüzdeki 5 yıl aynı şekilde devam edelim. Çok net söylüyorum orada HDP’nin belediyesi filan kalmaz” açıklaması, Erdoğan ekibinin korku içinde İstanbul seçimlerine gittiğine işaret ediyor.

Erdoğan eskilerde, kendilerine oy verilmemesi durumunda, şiddetin yükseleceğini ima ettiği açıklamaları, şimdilerde kanıksanacak hikaye olmaktan çıktı.

Erdoğan bunun yerine, gizli çekimi yapılan konuşmalarından birinde, İstanbul mahallelerindeki her eve hükmedilmesi için talimat veriyor.

Bu konuşmada, seçim sandık kurulu üyelerine engel çıkarılması ve gelemeyen diğer partilerin sandık kurulu üyelerinin yerine, AKP’li müşahitlerin tayin edilmesi ve böylece sandıklara hükmedilmesi öneriliyor.

Bir yerde sivil örtülü, askeri yöntemler öneren Erdoğan, O’nu kabul edebilecek toplumsal zemini artık bulamayacak.

Erdoğan’ın: “…adına Türkiye dediğimiz davamıza ihanetin vakti değildir” açıklaması, ayrıntıları ortaya çıkacak siyasi uçuruma işaret ediyor.

Şimdilik bir gazeteci dövüldü.

Normal şartlarda kaybettiğini idrak eden Erdoğan, ikinci bir 15 Temmuz’un bile artık kendisini kurtaramayacağını biliyor.

Erdoğan’ın, çıkmaz yol kavşaklarında imdadına koşan ve artık inanınırlığından kuşku duyulan tüm zamanların düzenbazı Bülent Arınç: “İstanbul seçimlerinde başarılı olmazsak, bundan sonra da olmayız” dedi. Bunun tersinin olacağını gösteren hiçbir emare yok.

Erdoğan, kaybedecekleri seçimi bir kez daha iptal ettirebilir diyorlar.

Askeri darbe de gerçekleştirebilir…

Bunlar varsayımlar.

Ancak Erdoğan, düşüşünü engelleyebilecek güçten yoksun.

O’na oy veren Türkiye’nin en yoksulları, ekmeğe muhtaç olacak kadar yoksullaştılar.

Erdoğan, toplumsal zeminini kaybetti.

Daha da zorlarsa, kapısına dayanacak milyonlarca yoksuldan korkmalı, korkuyor da.

Berlin’de yaşayan bir Kürt sürgününden aktarıyorum: “Akılsız adam, Çiller ve Ağar’ı son İstanbul mitingine davet edeceğine, miting öncesi bizzat İmralı’yı ziyaret etseydi…”

Erdoğan kıskaçta;

Erdoğan’ın kaderini belirleyecek önemli odaklardan biri, İmralı, diğeri ise Kandil.

Yazarın diğer yazıları