Erdoğan’ın mahalle politikacısı pozu

Erdoğan son haliyle Binali’nin hile yoluyla adını koyduğu gerçekte var olan Kürdistan’a çarptı.

Ve beklendik, ama alışılmadık, O’nu tanımayanlar için, paradoks pozlar da takındı.

O’na göre, daha önce yılan, akrep, çıyan olana sarıldı; görüntü pek de içler açıcı değildi.

Traji komedyanın başlangıcındayız.

Perde açıldı;

Ve eğer günün birinde kapanırsa perde, terörist mi, muhalif mi, yoksa Kenan Evren gibi ressam mı, ya da milli şair mi olur, bilinmez.

Erdoğan’ın son zamanlardaki duruşu, bir zamanlar “aşiret ağası devleti” tanımlamalarına layık gördüğü Barzani ve Talabani yönetimlerinden daha da düşük bir pozdu.

Kime sığındı, Erdoğan?

Kazanmak için, bir mahalle muhtarı gibi, politik haritada sokak sokak dolaştı.

Asıl ulaşmak ve icazetini almak istediği adres İmralı’ydı.

İmralı’yı kendisi için tercüme edebilecek bir adamı çok aramadı; öyle birisi zulada saklıydı, O’nu konuşturdu.

Ama, bir an için Öcalan’ı en iyi O’nun yol arkadaşlarının okuyabileceğini unuttu.

Bunun adı: şuurda kısa devreydi.

Nihayet, O‘nun adamı konuştu:

1999 öncesinde, Doktora çalışmasına hazırlık döneminde, Londra’da evine misafir olduğum;

Ve daha sonra, bir füze hızıyla Türkiye’ye, AKP iktidarına transfer edilen;

Belki de bir zamanların “Balıkçı” lakabıyla tanınan zatı andıran;

Öcalan’ın avukatlarını en azından “emanete ihanet etmekle” suçlayan;

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla iftihar eden;

“Vatan ve Millet ruhuna” sahip;

“Devlet” izniyle İmralı’ya gitme icazetine sahip olan;

Öcalan’ın, haklı olarak Kürtler’in CHP ve AKP’ye taraf olmamaları gerektiği konusundaki çağrısını yanlış tercüme ve imalarla saptırmaya teşebbüs eden, sosyal-kriminel pozlar takınan;

Mimikleri ve duruşuyla, bırakın bilimsel terminolojiye yakın durmayı;

Kendisini düzgün okumaktan men eden;

Öcalan’ın mektubunu okurken, gizli bir tılsımca kekemeleştirilen;

“Devletin bunu uygun görmesi” sonucunda, İmralı’da gerçekleşen görüşmenin hemen akabinde;

Ülke ve milli kelimeleri gölgesinden bir türlü kurtulamayan O adam vasıtasıyla, kendisini kurtaracak bir hamle yapmak istedi.

Olmadı…

Paralelinde, Türkiye’ye girişi yasak, Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılması talimatını verdi.

Emekli Kurmay Albay Erdal Sarızeybek’in “şehitlerimizin katilidir” dediği, bir Türk yazarının “Binlerce askeri şehit eden” kişi olarak adlandırdığı Osman Öcalan için:

“Kırmızı bültenle arandığını bilmiyordum” dedi.

Ve Erdoğan son raunda tarihi bir hata yaparak:

“Öcalan ile Demirtaş arasında bir iktidar mücadelesi” olduğunu iddia ederek, dolaşarak, mahalli bir politikacıdan daha da düşük yoğunluklu o talihsiz adımını attı.

Ve bu iddiasıyla da, katlettiğini sandığı yolu, İstanbul’da kaybedecek bir uçuruma dönüştürmesini becerecek kadar başarılı, mahalli ve kısa nefesli bir manevra gerçekleştirdi.

Kürtler, mektubu doğru tercüme ettiler.

Erdoğan ve Binali İstanbul’dan kapı dışarı edildiler.

Yazarın diğer yazıları