Erdoğan’ın petrol küstahlığı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) İsviçre hükümetiyle düzenlediği küresel göç forumunda (17-18 Aralık), Erdoğan avam deyimle yine afra tafra yaptı.

Rojava ve Kuzey ve Doğu Suriye işgali yapmış bir suçlunun Cenevre’ye mülteciler forumuna hem de BM mülteciler yüksek komiserinin davetiyle eşbaşkan olarak çağrılması, öncelikle onun işgalci savaş suçlarını meşru kılmaktır.

Avrupa emperyalistleri, kitlesel göç tehdidini kullanan Erdoğan karşısında yatıştırma siyaseti izledikçe Erdoğan, saldırganlıkta, talanda ve işgalcilikte pervasızlaşıyor.

Erdoğan, emperyalistlerin yol açtığı kronik kitlesel göç ve savaş göçlerine ilişkin timsah gözyaşları döktü.

Yetinmedi, Suriye savaşının birinci dereceden suçlusu olduğu halde yüzbinlerin yok oluşunun suçunu üzerinden attı. Suçluyu emperyalistlerle sınırlayarak, bir taşla iki kuş vurmaya girişti. Daha önce de suçluyu Esad göstererek benzer demagojiye başvurmuştu. Oysa Esad’dan ve emperyalistlerden daha çok Erdoğan, çeteleri eliyle ve Rojava işgalinde kitlesel katliama başvurdu.

Fakat diktatörün Cenevere’de  küstahlığını zirveye çıkaran sözleri, petrol ve işgal sahasına sömürgeci koloni yerleştirmeyle ilgili:

“Petrolü gelin beraber çıkaralım… Şu projeleri uygulayarak şu anda mülteci halinde olan bu insanları o yaptığımız evlere, okullara barınmaları için oraya yerleştirelim. Ama buna yanaşmıyorlar”. (gazeteduvar.com.tr, 17. 12.19)

QSD bölgesinde kalan petrol kuyularında Erdoğan’ın gözü var. Trump’ın olur da Erdoğan ondan aşağı mı kalır!

Ama Erdoğan, işgalini ve çeteleriyle nüfuzundaki mültecileri koloni olarak yerleştirme işini muhatabı tüm devletler nezdinde meşrulaştırmk için petrole ortaklık talebiyle el yükseltiyor. Emperyalist devletlerin ve Esad rejiminin, ‘daha fazla ileri gitme, işgal ettiğin yerlerle yetin’ tavrına girmelerini sağlamaya çalışıyor.

Muhatabı devletler bu tavra girmeseler bile bu yönde kararsızlığa düşerlerse, işgal ettiği bölgede rahatça koloni yerleştirme, Rojava Devrimi’nin kitlesini tehcir etme planını uygular. Fırat’ın doğusunda da- Efrîn’de yaptığı gibi- fiili ilhakı gerçekleştirmede eli rahatlamış olur.

Erdoğan işgal ve ilhakta elinin serbest bırakılacağını sağlayacak saldırganlığını, başka ikiyüzlülükle de gösteriyor. Bütün emperyalistlerin sömürgeciliğe içerde rıza üretmek için başvurdukları “uygarlık götürüyoruz” yalanına Erdoğan da başvuruyor: “Barınma ve okul götürüyoruz”!

Erdoğan emperyalistlerle sömürgecilik rekabetine giriyor. Fakat sömürgeciliğin acımasız katilliğini yaptığı halde rakiplerini eleştiri altında kendi acımasız sömürgeci savaşçılığını gizliyor. Buna içeriye seslenmek için çok daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türk halkını ve Suriyeli mültecileri  savaşçı sömürgeciliğin desteğine çekerek faşistleştirmek istiyor.

Erdoğan, Rojava’yı işgal ve fiili ilhak statüsüne dönüştürüp  muhataplarına kabul ettirmek için “petrole ortak olalım” el yükseltmesi yaparken, hırs ve niyet olarak sömürgeciliğini zikretmiş de oluyor. Bilindiği gibi Misak-ı Milli sınırlarındaki alanları yeniden gasp etme, başta Erdoğan olmak üzere MHP ve ulusalcıların da sömürgeci vuslatı. Fakat Erdoğan Yeni Osmanlıcılık anlayışıyla sömürgeciliğini gücünden daha geniş alanlara genişletmek niyetinde. Yunanistan’dan 12 adayı almak, Libya petrollerine konmak için İhvancı bölge iktidarıyla savaş yardımı anlaşması yapmak, Kıbrıs’ta deniz sahası alanlarına savaş ve sondaj gemisi göndermek, askeri üs yaymak, bu sömürgeci hevesinin genişliğini gösteriyor.

Ne için yapıyor? Tabii ki sermaye büyütmek için. Yoksa cenahının beklediği gibi doğu ve müslüman dünyayı uygarlıkta öne geçirmek için değil. Rakiplerine atfettiği “petrol ve para onlara çok lazım” lafı kendisi için fazlasıyla geçerli.

İşçiler ve ezilenler, “kendi” sömürgecisini, eski ve çok daha büyük sömürgeciler karşısında haklı bulmaya kanmamalı. Bütün sömürgecilerin haksız ve yayılmacı, zalim ve acımasız oldukları bilinciyle hareket etmeli. Başta da “kendi” sömürgecilerine karşı mücadele bayrağını yükseltmeli ki, sınıfsal ve faşizmden kurtuluş mücadelesi gelişsin.

19 Aralık, Maraş, Roboskî katliamlarının yıldönümü. Erdoğan faşizmine karşı mücadele sorunlarını işlemek de, katliamcılara karşı mücadelenin kopmaz görevi. Çünkü Erdoğan kendisinden önceki katliamcıların mirasını devralarak, onları aştı. Suruç’u, Amed’i, 10 Ekim Ankara’yı, Cizre-Sur-Şırnak katliamlarını gerçekleştirdi. Dahası Rojava ve Kuzey Suriye’yi işgal savaşında, Suriye’de yönettiği çetelerle gerici iç savaşta katlettikleri yüzbinleri buldu.

Roboski, Maraş ve Roboskî’de yitirdiklerimizin anısı, Erdoğan faşizmine karşı mücadele yolumuzu aydınlatsın.

Yazarın diğer yazıları