Erdoğan’ın savaşı genişletme saldırganlığı

Faşizm, içte ve dışta gerici ve işgalci savaşla beslenir. Erdoğan da bunu yapıyor.

İçte savaşla, direnişi bitiremeyen diktatör, bu kez dışta savaşı Kürt düşmanlığıyla ve Rojava işgalini yeniden genişleterek sürdürmek istiyor. Erdoğan faşizminin bu savaşları bazen ardışık bazen içiçe gerçekleşiyor ve süreklilik arzediyor.

Erdoğan savaş silahları sanayi toplantısında konuşmasıyla işgali ve savaşı genişletme tehditini savurdu. Girê Spî (Tel Abyat) ve Serêkaniye karşısında savaş güçlerini yoğunlaştırırken, hava kuvvetleriyle Maxmur kampını, Şengal’in Şilo vadisini ve Karaçox dağını bombaladı. Maxmur’da üçü aynı aileden 4 kadını katleti.

Anlaşılan, diktatör, öncelikle, ABD’nin itiraz etmeyeceği yerlere savaşı genişletmeye başlayıp, sınamayla Rojava’nın bazı yerlerini işgale ve hava bombardımanıyla devam edecek.

Diktatör konuşmasında iki yönü öne çıkardı.

Birincisi “terörist Kürtleri biz iyi tanırız” lafıyla Kürt halkını düşman ve savaş hedefi olarak açıkça da ilan etti. Bununla Türk halkını Kürt yurdunu işgal savaşında faşizmin arkasına bağlamada ırkçı ideolojik söylemi açık/etkin kullanacağını gösterdi. Ayrıntısında “bir defa oralarda Kürt değil Arap nüfus çoğunlukta” ifadesini kullanarak Kürt düşmanı ırkçılığı kışkırtacağını ifşa etti. Tabii bu ifadede Arap milliyetçiliğine seslenerek himayeci sömürgeci işbirliği için şerbet de verdi. Bu sinyalle, savaşı Girê Spî’den başlayan aşağıya doğru uzanan hat üzerinden ilerletme fikrini de zikretti. Böylece politik islamcı çeteleri savaşta kullanarak Arap-Kürt savaşını kışkırtacağını deşifre etti.

İkincisi, ABD’ye “stratejik ortak” olarak sitem etti: “Rakka operasyonunu neden birlikte yapmadık?”, “Bizim de istihbaratımız var, SGD PKK’nin yan kuruluşudur, bu konuda stratejik ortağımız ABD’yle derin görüş ayrılığımız var”, “IŞİD kalmadı bu bahane”! Bombardımandan sonra “SGD’den temizlemezlerse Mınbiç’e de gireceğiz” tehditini savurarak ABD’den tavırsız kalarak işgali onaylamasını elde etmeye çalışıyor.

Diktatör Erdoğan, anlaşılan savaşı ABD güçlerinin olmadığı yerlerde yayacak. ABD’nin tepkisini sınayarak, hava ve kara güçleriyle işgali genişletecek. ABD’nin yatıştırma politikasını kullanacak. Hava bombardımanını Maxmur ve Şengal’de başlatması da ABD’ye sizin güçlerinizin olmadığı yerlerde savaşı yapıyoruz mesajı veriyor.

Bombardıman öncesi Fidan ve Jeffry’nin karşılıklı ziyaretleri, bunun görüşüldüğünün kanıtı. Pentagon’un itirazına rağmen Diktatör’ün “Fırat’ın doğusuna savaşı başlatıyoruz” gongu vurması, ABD emperyalist yönetimi içindeki görüş farklarını kullanarak Trump’ın savaşa karşı çıkmama olasılığını Diktatör’ün kullanacağının işareti.

Erdoğan faşizminin içerde Kürt Özgürlük Hareketi’nin (KÖH) direnişinin yeni askeri taktikleri karşısında sıkıştığını, paralı uzman çavuşların moral bozukluğu içinde savaş operasyona çıkmama tavrının oluşmaya başladığını, Kandil’e gitmeye çalışırken içerde darbeler yemesinin moral bozukluğu yarattığını, bütün bunları telafi etmek için Rojava’ya savaşı genişletme ihtiyacını gösteriyor.

Ayrıca, yaklaşan yerel seçimlerde burjuva muhalefeti etrafında toplamak, yerel seçimleri kazanmak için savaş şovenizmine ihtiyaç duyuyor, savaş macerasına boylu boyunca gireceğini gösteriyor. Nitekim Kılıçdaroğlu savaşa destek vereceğini açıklayarak bunu kanıtladı.

Erdoğan faşizmi, Suriye iç savaşında politik islamcı çeteleri, koruyup kendisine daha çok bağlamaya çalışıyor. Onları İdlib’den çekerek Rojava Devrimi ve KÖH’ye karşı savaşta kullanmaya daha çok devam edeceği, bunu temel bir politika olarak uygulanacağı netleşiyor. İdlib’de Rusya ve Suriye yönetimiyle ateşkes, çatışmasızlık anlaşmasını Erdoğan’ın “büyük insani faciayı önledik” kutsamasıyla kutlamasının zora girdiği, İdlib’de çatışmanın yeniden gündeme geleceği bir sırada, Rojava’da Fırat’ın Doğusu’nda büyük insani facia yaratma pervasızlığıyla bunu gidereceğini hesap ediyor. Rusya’ya çeteleri İdlib’den işgal bölgesine çekerek Kürtlere ve Rojava Devrimi’ne karşı savaştıracağı sinyalini vererek destek almayı hesaplıyor. Desteği alıyor da ama yalnızca şimdilik!

İşgal ve savaş, yalnızca halkı ve burjuva klikleri militarist şovenizm zehiriyle sömürgeci diktatörün etrafında toplamanın en vahşi aracı olmakla sınırlı değil. İç bölünmelerle krize batan orduyu da Rabia ve Bozkurt motifleri ve Kürt düşmanlığıyla, yeniden diktatörün etrafında toplamanın kan dökücü aracıdır. Diktatör, bu nedenle de Kürt halkına karşı işgalleri ve savaşı süreklileştirmeye ihtiyaç duyuyor ve gerçekleştiriyor.

Diktatörün savaşı genişletme planı tutar mı?

İşgal savaşını genişletmenin başlangıç gongu hava bombardımanına ve diktatörün tehditlerine karşı, Mahmur’dan Rojava’ya, Avrupa’ya değin Kürt halkının öncülüğünde başlayan savaş karşıtı halk protestoları ve işgale karşı direniş savaşı kararlılığı, Erdoğan’ın kanlı planının tutmayacağını gösteriyor.

Rojava ve Rakka’da Arap halk temsilcilerinin işgale karşı yurtlarını savunacaklarını söylemeleri, Erdoğan’ın Arap halkını Kürt halkıyla savaştırma kanlı oyununun da başarılı olamayacağının ilk sinyalleri.

Efrîn’deki sömürgeci zafer sarhoşluğuyla Fırat’ın Doğusu’na savaşı genişletme hevesinin, diktatörün kursağında kalma olasılığı yüksek. Herşeyden önce Fırat’ın Doğusu, Efrîn’den farklı olarak Rojava Devrimi güçlerinin asıl merkezi ve direnişi sonuna değin sürdürecekleri yer.

Efrîn’de sömürgeci işgalden sonra yaşanan zulüm, sürgün ve talan, Rojava halklarının işgalin genişlemesiyle yaşayacaklarının somut kanıtı ve direnişi sürdürme öfkesinin dayanağı.

Türkiye ve Kürdistan halkları açısında Erdoğan faşizmine savaş ve işgal yenilgisi yaşatmak, faşizme karşı zafer yolunu yakınlaştıracak başlıca tutarlı demokratik görev. Malvinas Adaları Arjantin’e aitti, faşist generaller buradaki İngiliz sömürgeciliğine savaş açarak yıkılmalarını önlemek istediler. Bumerang etkisi yaptı faşist cunta savaş yenilgisiyle kendi sonunu hazırladı.

Türkiye halkları, bütün demokratik güçler, Erdoğan’ın Kürt yurdunu işgal savaşıyla iktidarını ve faşist karanlığı ebedi kılma saldırganlığına karşı durmalı. Savaşa karşı mücadeleyi Erdoğan faşizmine karşı zafere giden yolda öncü adım yapmalıdır.

Yazarın diğer yazıları