Erdoğan’ın son seçimi

Ziya ULUSOY

Son seçim, şimdi haklı bir iyimserlikle Erdoğan’ın 24 Haziran’ı kaybedeceği anlamında anlaşılır. Fakat burada kullanılan kazanırsa bir daha seçim yapmayacak anlamında.

Erdoğan’ın amacı, İslamcı-Türkçü- neoliberalist yeni tipte faşizmini kalıcı kılmak.

İçte-dışta Kürde soykırımcı savaşla, devrimci harekete imha-tasfiye ile demokratik güçlere zindan, dehşet ve yasakla, bu uğursuz amacına varmak istiyor.

Erdoğan bu stratejisini uygularken salam politikası izlemek zorunda kalıyor. Gücü, direnişi ve muhalefeti toptan tasfiyeye yetmediği için saldırılarını parça parça yapıyor.

Devrimci ve demokratik güçleri, silahlı ve güçlü olandan başlayarak sırayla tasfiye etmeye çalışıyor.

Vahşet bodrumlarından Suruç ve 10 Ekim katliamlar zincirine, evlerde imhaya uzanan zulmü bunun için uygulamakla yetinmiyor. Demokratik akademi ve memur güçlerini tasfiye ve açlığa, yasal sosyalist ve demokratik parti mensuplarını, hatta tweet atanı zindana mahkum ediyor.

Sosyalist, demokratik, parti, örgüt, sendikaları yasaklamayı hedefliyor.

Muhalif burjuva güçlere de zindan ve işkence uyguluyor. Gülencilere uygulamakla kalmıyor. Zindan ve yargı sopasını CHP’ye bile sallıyor.

Erdoğan, faşizmini inşada, OHAL, savaş, şiddet ve yasak altında “kazanacağı önceden belli” seçim ve plebisit aracına temel bir rol verdi. Şimdilik vermeye devam edecek gibi görünüyor. Ama başarabilirse devam etmeyecek!

Son günlerde “seçimlerden sonra OHAL’i kaldırabilirim” vaadini verdi. Bu vaadi, oy almak için yalan propaganda olduğu kadar, diktatörün 24 Haziran’la kazanacağı olası seçim sonrası KHK’lar ile her türden yasa yapma keyfiyetine dayanan gerçeği de ifade ediyor. OHAL’e gerek olmadan da OHAL-sıkıyönetimi,  çıkaracağı KHK’larla yasa olarak da fiilen de uygulayacak. 16 Nisan faşist anayasa değişikliği bu yetkiyi 24 Haziran-8 Temmuz’dan itibaren veriyor.

Hitler de KHK’lar ile NAZİ partisi dışında kalan partileri, sendikaları kapatmış, seçim gibi “fuzuli işler”e  son vermişti.

Erdoğan da eğer 24 Haziran-8 Temmuz’da kazanırsa, KHK’larla faşist yasak ve yasaları yağdırmaya, sonuçta Erdoğan’ın partisi ve destekleyenler dışındaki sendikaları ve kitle örgütlerini kapatmaya çalışacak. Elindeki polis-ordu gücüne dayanarak diktatörlük inşasını tamama vardırmak isteyecektir.

Başarabilirse seçimi kaldırmayı deneyecek, diktatörlüğünü mezara kadar sürdürmek isteyecektir.

Erdoğan amacına giderken, devrimci-demokratik güçleri tasfiyeyi strateji olarak belirlemekte, polis-ordu’yu stratejik araçlar, yargılama ve zindanı, OHAL ve KHK’yı, fetihçi işgalleri ve Kürde savaşı kitle desteği sağlamanın ve faşist kitle oluşturmanın stratejik enstrümanları olarak kullanmaktadır.

Efrîn, Cerablus işgalleri, Kandil’e savaş denemeleri, aynı zamanda devlet kriziyle dağılmış orduyu Erdoğan etrafında birleştirme çabasıdır. Kandil savaşına komutanlık eden Org. Temel’in muhalefeti eleştirirken Erdoğan’ı alkışlaması, işgallere çıkan birliklerin Rabia ve Bozkurt sembollerini yükseltmeleri bu çabanın ifadeleridir.

Seçim ve kitle desteğini, şimdiye değin stratejik bir enstrüman olarak kullanan Erdoğan, yine vurgulayalım başarabilirse, 24 Haziran-8 Temmuz olası kazanımı sonrası seçime son vermeye gidecek yolu döşemek isteyecek, fetihleri ve Kürde savaşları, anti-komünizmi, müslüman milliyetçi “büyük Türkiye güçlü devlet” hülyasını, faşist kitle desteğini konsolide etmenin aracı olarak kullanacaktır. Bu hülya için faşizmin her yönteminin mübah olduğunu kabullenen faşist kitle yaratmaya koyulacaktır.

Başarır mı?

Başarması neredeyse olanaksız olsa da, evet veya hayır cevabı vermek mücadele açısından kendiliğindencilik doğurur.

Erdoğan faşizmine karşı mücadelede kendiliğindenciliğe düşmek ölümcül gaflettir. Nasılki en zorlu direniş, dağda, devrimci savaşta, zindanda, sokakta veriliyorsa, seçim ve demokratik kitle eylemlerindeki kitle çalışması da kendiliğindenciliğin panzehiridir. Her iki alandaki mücadele ve çalışma kendiliğindenciliğin ve Erdoğan faşizmine karşı mücadelede gaflete düşmenin panzehiridir.

24 Haziran-8 Temmuz’da HDP etrafındaki ittifakta birleşen demokratik-demokratik güçlerin kitle desteğini büyütmek, hem Erdoğan’a seçim yenilgisi tattırmak için hem de kendiliğindecilik gafletine düşmemek için önemlidir. Kitleler üzerindeki manevi ve siyasi etkisi faşizme karşı devrimci savaş kadar önemlidir. Moment açısından, nasıl ki Gezi Parkı direnişi büyük kitle hareketi yaratmanın vesilesi olduysa, Erdoğan’ın seçim yenilgisi de benzer şekilde vesile olabilir.

Kitle çalışması ve desteği açısından ise direnişin kitle desteğini artırarak nefes borularını genişletmek, an’da ise Erdoğan’ın hile ve zorla sonucu değiştirme saldırganlığına karşı kitle eylemini/militanlığını geliştirmenin vesilesi yapmak için bu seçimde HDP ve Demirtaş etrafındaki demokratik ittifakın çalışması hayati önemde.

Erdoğan’ın faşizmi inşasında bu son seçimi, Erdoğan’ın sonunu başlatan, son seçimi yapmak için, devrimci çalışkanlık ve kararlılığı kuşanmak, faşizmi yıkacak mücadelenin vesilesi ve kıvılcımı olacaktır.

Yazarın diğer yazıları