Ergenekonlu Kürt masası kurulur mu?

İlk olarak baştan yazayım da sonra değişik tartışmalar yaşanmasın. Ben barışın sadece iktidarla yapılması taraftarı değilim ama masaya oturulduğunda iktidarın kim olduğunun tartışılmasına da karşıyım. Sonuçta barış devletin yanlış tutumunu düzeltmek amacıyla yapılacağından dolayı, doğal olarak devleti o an kim yönetiyorsa onunla masaya oturulur.

İkinci bakış açım, kim ne derse desin barış masasında PKK de olmalıdır, ama resmi ama gayrı resmi açıdan baktığınızda söz sahibidir. PKK’ye terör örgütü denmesini hiç ciddiye almadım bugüne değin ve bu konu hakkında çok yazı yazdım. Bunun en önemli örneği Kurtuluş Savaşı mücadelesidir ve bu savaş esasında bir terör savaşıdır. Sonuçta bir devlet sistemini ya da ülkenin gidişatını toptan değiştiriyorsanız bunun adı da budur. Atatürk eğer Kurtuluş Savaşı’nda başarılı olmasaydı ve Osmanlı devam etseydi tarih kitaplarına “Terörist” olarak geçecekti.

Yukarıda yazdıklarımın en büyük örneği Mandela ve liderliğini yaptığı harekettir. Mandela hapisten çıkıp devlet başkanı olduğunda örgütü 4 yıl daha Birleşmiş Milletler’de terör örgütü olarak anıldı. Bir başka örneği de kapı komşumuz Filistin ve Yaser Arafat’tır. Bunun yanında Birleşmiş Milletler’e göre PKK terör örgütü değildir, zaten devlet yöneticilerinin başı sıkıştığında hep bundan şikayet ederler. Ben Birleşmiş Milletler’de konuşma yaptığımda beni terörist diye paneli yöneten kişiye şikayet etmişlerdi.

Bunları yazmamın 2 nedeni var, birincisi terör denilen şey esasında oligarşinin söylediği gibi her zaman kötü bişey değildir. Bütün sosyalist ve ulusal, anti-emperyalist savaşlar başarıya ulaştığında bunu kanıtlamışlardır. Sonuçta Osmanlı’da olduğu gibi ya devleti baştan yok ediyorsunuz ya da Küba’da olduğu gibi sistemi olduğu gibi alt-üst ediyorsunuz. Erdoğan’ın benim gibi gazeteci arkadaşlarıma terörist gazeteci demesinin de nedeni bundan, arı kovanına çomak sokuyoruz çünkü.

Önceki gün HDP’den Ayhan Bilgen AKP’yle tekrar masaya oturma önerisinde bulundu. Bu yazıyı yazacağımdan etki altında kalmamak için eleştirilerin tamamını okumadım ama artık bu işin AKP’yle olmayacağını ve hatta Cumhur İttifakıyla hiç olmayacağını yazanlar olduğunu tahmin edebiliyorum. Oysa ben Ayhan Bilgen gibi düşünüyorum, bu iş tam da Cumhur İttifakı’yla olur, orada kazanacağınız bir hamle bile çok önemlidir ve artık bu işi Ergenekon ve MHP’yi de inandırdığınız anlamına gelir.

Bilhassa Dolmabahçe Mutabakatı’nın bozulmasından ve 7 Haziran seçimlerinden sonrasına baktığımızda belki de en kanlı dönemi yaşadık. Başta Kürtler olmak üzere dünya sonunda Türkiye’ye bu işin sadece Kürt düşmanlığı ve ırkçılıkla olmayacağını çok güzel bir şekilde anlattı. Herkesin anlayıp anlamadığını bilemem ama anlayanlar çoğunlukta artık. Dünya politikaları artık sadece bunu yapmak istedim demekle olmuyor, hatta devletlerin de neler söylediği çok önemli değil, küresel sermaye dediğimiz şey çok belirleyici, “X” fabrikası satışını ve kârını bütün dünya üzerinden yapıyorsa, satış yaptığı ülkelerin ekonomik refahı ve demokrasisi onları çok ilgilendiriyor. O zaman bu şirketleri 100’le çarptığınızda dünyaya kimin artık hakim olduğu gerçeği çıkıyor.

Küresel sermayenin silah sanayi de var ve bu da onların işine gelmez diye düşünenler olacaktır. Ama bu dediklerimin bütün dünya için olabilmesi için en az 200 yıl daha gerekiyor, o da en iyimser rakamla. O süreç ve eğitim düzeyi geldiğinde zaten bu silahlar kendiliğinden yavaş yavaş ortadan kalkacak.

Sevgili Ayhan Bilgen benim gördüğümü mü görerek bu açıklamayı yaptı bilmiyorum ama her taraftan sıkışmış olan Erdoğan’ın tek çıkış yolu tekrar Barış Masası’nı kurmaktır, MHP’nin ırkçılığını alıp daha kuvvetli iktidara gelmek o kadar kolay değilmiş. Erdoğan tekrar barış ortamına dönerse dindar Kürtlerin tekrar bir kısım oylarını alarak MHP’ye muhtaç olmadan seçime girebilir ve sanırım o da bunun farkında. Yoksa hem dünya lideri olup hem de başkasına muhtaç olmak en azından delikanlılık açısından zor. Bu arada ARTI GERÇEK’teki son yazımda Erdoğan’ın devlete karşı işlenen suçlarda af gelebileceğini söylemesini de yazmış ve sistemin tekrar değişme olasılığından söz etmiştim. Erdoğan bu masayı kurmazsa Türkiye her anlamda AKP’siz ama daha değişik bir noktaya doğru gidebilir, bu da çok hayırlı olmaz. Son olarak şunu da yazmam gerekiyor, Erdoğan bunları barış ve demokrasiye inandığı için değil, kendisini kurtarmak için yapar, o yüzden bu istek sıklıkla tekrarlanmalı.

Yazarın diğer yazıları