Ergenekon’un Cumhuriyeti Cumhuriyet’in Ergenekonu

Alev Coşkun, Mustafa Balbay ve benzerleri Cumhuriyet Gazetesi’ne Saray yargısının darbesiyle el koydular.

Önce Murat Sabuncu, Aydın Engin, Güray Öz* ve diğerleri bu yargı tarafından ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Bir kaçı dışında bir yılı aşkın hücrelerde yatırıldı. Yargının “şahitlerinin” başında Alev Coşkun vardı.

Ardından Yargıtay 8. Dairesi gazeteyi “Atatürkçü” denilen Ergenekonculara hediye etti. Rakiplerini hapse attırıp, ceza almalarını sağlayan baş şahit Alev Coşkun ve diğer “şahitler” gazetenin başına geçti. Aralarında Orhan Bursalı gibi “eski Maocular” ve bu arada Vatan Partisi’nden vekil adayı “yeni Perinçekçiler” de var.

Sözcü yazarı Uğur Dündar dünkü yazısında “Cumhuriyet gazetesi zorlu bir mücadelenin sonucunda geri alındı” dedi. Çok sevindi. Kimin elinden alındı? Erdoğan’ın elinden mi alındı? Hayır. Erdoğan’ın hapsettirdiklerinin elinden alındı.

Ergenekonla Saray arasındaki ittifakın bir kanıtıdır Dündar’ın sevinci.

Bir de Hürriyet Gazetesi var. O da malum, Doğan Grubunun elinden alınmıştı. Denizlerin Amiral Gemisi, havuzlandı. Bu geminin kamarotlarından birisi, Ahmet Hakan Cumhuriyet Gazetesi’nin ele geçirilmesi hakkında şöyle yazdı:

“Cumhuriyet gibi Misak-ı Milli sınırlarını çizen ulusal hareketin savunucusu olarak kurulmuş bir gazetenin, HDP çizgisinin hak ve özgürlüklerinin savunucusu haline dönüşmüş olması bir anomali gibiydi.”

Dikkatinizi çekerim: Köşebaz “HDP çizgisinin savunucu haline dönüşmüş” demiyor, bu çizginin “hak ve özgürlüklerinin savunucusu haleni dönüşmüş” diyor. “Anomali” dediği “hak ve özgürlüklerin savunulması”.

“Kamarot” lüks kamaradaki yolculara işte böyle hizmet etti.

Ahmet Hakan şu anda sözünü ettiği “Misak-ı Milli sınırlarını çizen ulusal hareketin kurduğu devletin” başına bir İslamo-faşistin geçmesini neden “anomali” olarak görmedi? Çünkü bu devletin özünde Ergenekoncu-Misak-ı Millicilerin elinde olduğunu bildiği için.

İşte Türkiye Cumhuriyeti’ni Erdoğan’la paylaşan bu güç, şimdi Cumhuriyet Gazetesinin de başında. “Anomali” ortadan kalkmış oldu.

Aydın Engin’in son yazısında tekneye korsan saldırısını haber veren S.O.S. neyi haber verdi?

Bunu anlamak için Cumhuriyet Gazetesinin CHP tabanındaki prestijini hatırlamak gerekir. Şimdi gazeteyi ele geçirenlerin 4 yıldır bütün baltalamalarına karşı bu gazete CHP tabanında anti-faşist cephe düşüncesini, içerideki “okunmayan” yazar eskilerine rağmen var güçle dile getirmişti.

S.O.S. aslında Cumhuriyet’in uğradığı saldırıyı değil, CHP’ye dönük saldırının “başlangıcını” haber vermişti.

Bu gazete şimdi CHP’yi “alevicilik, mezhepçilik”le suçlayanların merkezi olacak. Bir başka ifadeyle, gazetenin yayını, CHP tabanında HDP’yle, sosyalistlerle, özgürlükçü Müslümanlarla ittifaktan yana eğilimi yok etmeye çalışacak.

Elbette bunu, faşist rejime karşı cafcaflı bir muhalefet söylemiyle yapacak. “Şarbon” diyecek, “yolsuzluk” diyecek, “yoksulluk” diyecek. Diyecek oğlu diyecek. Ama bütün bunların gerçek sebebini gölgeleyecek.

Nasıl gölgeleyecek?

“Kürtçü terör örgütü PKK” diye bağırarak.

“Dinci terör örgütü FETÖ” diye haykırarak.

Bunları söyleyince de, gazete, tıpkı şu anda CHP yönetimi gibi, faşist rejimin medya içindeki “kripto” müttefiği ya da “Beşinci Kolu” işlevini görecek. Ergenekoncular Erdoğan’la yaptıkları ittifakın “anomali” halini, “devlet söz konusu olunca gerisi teferruat” düsturuyla ve bu ittifakı “PKK’ye ve Cemaat’e karşı ittifakın zaruretiyle” savunmuyor mu? Bunlar da öyle savunacaklar.

CHP’nin tabanını da işte bu çizgide “sağlama” almaya çalışacaklar.

Cumhuriyet Gazetesi’nin “asıl okunan yazarları” bu kirli ittifakın bilincinde oldukları için, gazetedeki yazılarına teker teker son veriyor. Gazetede yazmaya devam edecek olanlar ise, ne yazarlarsa yazsınlar bu kirli operasyonun işbirlikçisi olacak. Çünkü meslektaşlarını faşist yargıya ispiyonlayan, utanmadan, sıkılmadan onlara karşı Savcının şahitliğini yapan, meslektaşlarının hapse mahkum edilmesini sağlayan Alev Coşkun ve kafadarlarının yönetiminde Cumhuriyet Gazetesi bir zamanlar Hitler faşizmini öven yıllardaki haline dönecek.

Cumhuriyet Gazetesinin başına gelenlerden sonra, ülkenin demokrat gazetecileri ve amansız baskılara cesaretle direnen Yeni Yaşam, Evrensel, Birgün gazetelerinin çalışanları ne yapmalı?

Zaman yitirmeden bir “anti-faşist Medya Cephesinde” güçlerini birleştirmeli.

(*) Güray Tekin Öz’ü Ahmet Altan’ın Cumhuriyet ekindeki yazısına karşı attığı tweet ve yazıları nedeniyle eleştirmiştim. Onun adını Orhan Bursalı ile birlikte anmıştım. Medyaya yansıyan haberlere göre, Öz de öteki demokrat yazarlarla birlikte Cumhuriyet operasyonuna karşı yazılarına son vermiş. Geçen Cuma günü yayınlanan yazımı bu vesileyle düzeltmiş olayım.

Yazarın diğer yazıları