Erkekliği yenmeden yaşam asla kazanılamayacak

İlham BAKIR

Her şey bir böceğin ömrüne biçtiğimiz değerle başlar. Yuvasına yiyecek götüren bir karınca kolonisinin bizim yol saydığımız yol üzerinden geçişine saygı duyup duymadığımızla.

İçine doğduğumuz yaşam koşulları içinde nasıl ve neye karşı, nasıl ve neden yana tavır alacağımız yolumuz üzerinden geçen karınca kolonisinin üzerine basıp geçme dikkatsizliği ile onların üzerine basmamak için bir atlama eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğimiz, karıncaların üzerine basmamak için yolumuzu uzatıp uzatmadığımız ile inşa eder kendini.

Bir hayvana eziyet edilirken, o hayvana sahip çıkanlara, bunu protesto edenlere “insanlar öldürülürken neredeydiniz, bir hayvan kadar değerimiz yok” deyip demediğimiz, bunu diyenlere sempati duyup duymadığımız yerde başlar içimizdeki iyilik ve kötülüğün inşası.

İyi olmak için “insanlığı” kurtaracak büyük kahramanlıklar yapmak gerekmiyor, kötü olmak için büyük katliamlar yapmış olmak gerekmediği gibi. Tüm çağlar boyunca filozofların üzerinde tartıştığı iyilik ve kötülük devasa yaşamlarda, büyük eylemlerde, büyük savaşlarda veya var oluş mücadelelerinde inşa edilmiyor aslında.

Küçük, gündelik yaşamlarımızda kuruyor, inşa ediyoruz büyük savaşların yahut büyük barışların yol taşlarını. Milyonlarca insanın ölümüne yol açan büyük faşist Nazi iktidarı Alman toplumun küçük gündelik yaşamında döl tuttu büyüdü, serpildi.

Düne kadar yumurta aldığı yumurta verdiği, çocukken birlikte oynadığı, düğününe cenazesine birlikte gittiği Ermenileri, bir gün sabah kalkıp boğazlamaya karar verenler, boğazladıkları, içine kanını döktükleri insanların evinde doğan çocuğunun başını okşayanlar onları bu katliamlara sevk eden iktidarların ürünü değillerdir. Kendi içerindeki iktidardır bunu onlara yaptıran.

Bütün kötülüklerin ana kaynağı erkekliktir. Bütün iktidarları erkeklik inşa eder. Erkeklik faşizmin çekirdeğidir. Erkeklik türcüdür. İnsanın dünyadaki bütün canlıların efendisi olduğu, tüm canlıların insana hizmet için var olduğu düşüncesi erkek aklın ürünüdür.

O yüzden bir sokak köpeğini temizlediği sokağın bir çöpü olarak görüp onu çöp arabasına koyup öldürmekte bir beis görmez. Yemek yediği masanın üzerinde ilerleyen bir karıncanın üzerine parmağını basıp ezmek bir canlıyı katletmek değildir onun için, sıradan bir eylemdir. Erkeklik ırkçıdır.

Kendi ırkından olmayan herkesi düşman olarak kurgular. Depremde ölen Kürde “sarsıntın bol olsun”, ateşte kavrulan Yunanlıya “ateşin bol olsun” der.

Türcülük, ırkçılık, kapitalizm, emperyalizm, faşizm, fundamentalizm, velhasıl kötülüğe dair ne varsa hepsinin üzerinde inşa edildiği alan kadınlıktır. Erkeğin kadınlık üzerinde geliştirdiği hegemonyadır diğer bütün kötülük alanlarının gelişimini ortaya çıkaran.

301 madenciyi biraz daha fazla kar etmek için o madene gömen sermaye sahibi ile kendinin ve ailesinin karnını doyurabilmek için o madene inen emekçinin aynı erkek dilde buluşması, ezen ulus milliyetçisi ile ezilen ulus milliyetçisinin birbirlerine aynı cinsiyetçi küfürlerle saldırması örgütlü erkek aklın ürünüdür.

Emek mücadelesi veren bir sendikada, Sosyalist bir dünya inşa etmek için mücadele eden bir örgütte, ulusal kurtuluş mücadelesi veren bir harekette, demokrasi mücadelesi veren bir siyasi parti veya dernekte ve tüm bunları yaparken bunun için bedel ödeyen bu yapılarda başarısızlığı ortaya çıkaran temel iki hastalık vardır. Kadına ve insan olmayan türe karşı yaklaşım.

Bir kadının gözlerinin içine baka baka, onun gözlerindeki korku ve dehşeti göre göre, onun bedenindeki korkunun titreyişini göre göre sırf bedenine beş dakikalık bir zevk yaşatmak için, bir kadının bütün ömrünü gasp eden erkeklikten, erkek formuna sahip insanlardan kaçı münezzehtir.

Toplumsal baskı ve cezai yaptırıma maruz kalmayacağını bilen kaç erkek bedeninin şehvetini dindirmek için bu suçu işlemez. Tıpkı bir çiçeği koparmanın, bir ağacın dalını kırmanın, bir böceği, bir karıncayı, bir kediyi öldürmenin suç olmadığını bildiği için her gün onlarca defa tekrar etmesi ve bunun tekrar ettiğinin belki farkında bile olmaması.

Kürt Özgürlük Hareketinin erkekliği tüm kötülüklerin kaynağı olarak görmesi, erkekliğe karşı kıyasıya bir mücadeleyi başlatmış olması bu yüzden çok büyük bir değere sahiptir.

Ortadoğu’da vahşi ve katliamcı erkek DAİŞ aklını yenilgiye uğratanın Rojava kadın devrimi olduğu akılda tutulursa bitki, hayvan ve insan için; tüm türlerin ve tüm insanların bir arada ve eşit yaşamı için nasıl büyük bir umut kaynağına dönüştüğü görülecektir. Kazanacaksak ancak erkek aklını yenerek kazanacağız.

Yazarın diğer yazıları