Ermeni kırımı ve Kürtler!..

Yahudilerin, katilleri Nazilere yardım ve yataklık ile rehberlik yaptığını kimse söyleyemez. Onları ülkelerinden süren Babillilere, aslanlara yem eden Romalılar, işkenceyle ruhlarını alan İspanyollara da ram olmadılar.

Fakat, Amerika ve Avustralya yerlilerinin soylarını kurutan katillere yardımcı iz sürücüler, yerlilerdi. O Kızılderili ve Aburjinlerin torunları bugün, kendi ülkelerinde paryadır.

Bütün bunlar neyin nesi, kimin utancı diye sormayın, ortalıkta dolanan şeref ve namus sözlerine aldırmayın, ancak Kürtler ve Ermeniler soylarını kurutanlara hizmet verdiler. Bugün hala Ermeni Etyen Mahçupyan ve Markar Eseyan “akillik”dir. Kürtlerden kimi tetikçi, muhbir, korucu, kimileri siyaseten hizmet eri olarak, halkının geleceğine karşı duvardır. 

1990’larda bakan olan kimileri bugün AKP ile CHP saflarında, parlamentoya girme kuyruğunda…

Şeref ya da onursuzluk her neyse, dünyada bunun örneği var mı? Başka konu…

Ermenilerin soykırımı, yarım yüz yılı aşkın süre sonra, yer yüzü insanlarının vicdanında yerini buluyor ve “katili ayağa kalk” sesleri yükseliyordu.

Bundan sonra cinayet, “biz zaten medeniyiz, tarihimiz temiz, soykırım suçu da yoktur” inkarıyla örtülmek istendi. Ancak inandırıcı olamdılar. Türk aydın tipi bundan sonra devreye sokuldu. Onlar da suçu, kendini savunma gücü olmayan Kürtlerin boynuna astılar. Hatta, bazıları salt yalakalık olsun diye Ermenilerden özür bile diledi.

Bir kısım Kürt medyası, bu Türk tezine kapı açtı.

Biri Tayyip Erdoğan’ın kıdemli yalaması, uçağının “akil” yolcusu bir kalem, öteki açığa düşmüş eski yağ dökücü, ama uyumlu bir ikili olarak Kürtleri suçlu gösterme taklalarına başladı. Yalan tarihi, memur tarihçilerin tezleriyle takviye ederek…

Onlara göre kırımda Kürtlerin rolü vardı. Çünkü Ermenilerle iç içe yaşıyor, çıkarları çatışıyordu. Bu da kırım yapmaları için yeterli sebepti… 

Sanki İzmir’de, İstanbul’da, Rize’de, Trabzon, İzmit, Adapazarı, Kütahya, Antalya, Adana’da Ermeni yok, Kayseri Patırması, Afyon sucuğu Ermenilere ait değildi. 

İşin üzücü yanı, Agos gazetesinin, bu alaturka kurnazlığın bu katili kaçırma, delilleri yok etme kurnazlığına alet olmasıydı. Agos, cemaat, ticaret holdingin Kürt ana babadan olma kindar evlatlarından birini sahneye çıkarıyor, o da Kürtleri, Ermenilerin bağına, hem de canına el koyan olarak gösteriyordu.

Bugünkü Eczacıbaşı Mehmet, taa İzmir’den gelip Erzincan’da talan yapıyor, cellatlar, valiler, mutassarıflar Kürdistan’daki talanı vagonlarla taşıyorlardı.

Cellat taburlarının harekete geçtikleri, 24 Nisan 1915 gününün sabahı Trakya, Ege, Marmara, Karadeniz’de kan sesi başlıyor, kısa zamanda Akdeniz’i altına alıp Arap çöllerine uzuyordu. Kürtlerden hazmetmediği herkesçe ayan olan Taner Akçam bile, soykırımdan Kürtlere pay biçmenin abesliğini vurguluyor, “Suriye’deki kırımı da Kürtler mi yaptı?” diye soruyordu.

Oysa, kırımın Kürdistan planlaması, bütünüyle bugünkü MİT’in başlangıcı olan Teşkilatı Mahsusa’nın tekelindeydi. Tetikçileri tedarik eden de oydu. Teşkilatın başı Çerkez Bahattin Şakir, Ermenilerin önemli kalelerinden Erzurum’da karargah kurmuş, Atatürk’ün önemli kadro adamlarından, DP’nin parlamento başkanı Abdülhalik Renda Bitlis cephesini tutmuştu.

Diyarbakır’da, Van’da, Erzurum, Muş ve Bitlis’te düzenlenen kafileler köy, kasaba ve şehirlerin dışına çıkarılıp kurşuna diziliyor, ölüler soyuluyor, insan cesetleri yaban hayvanlarına yem ediliyordu. (Daha sonra aynı kaderi Kürtler de yaşayacaktı)

İttihat ve Terakki çetesinin dördüncü kurucusu, rütbe ve hiyerarşi bakımından sıralamada, iktidarın beşinci adamı olan Çerkez Dr. Reşit de Diyarbakır valisiydi.

Çerkezlerden oluşan cellatlarını da beraberlerinde getirmişti. Yerli işbirlikçi ise (O tarihten 1970’lere kadar her dönem parlamentoya milletvekili, kabineye Bakan veren) Pirinççioğlu vardı. Öbür yanda Cemiloğlu, Tarancı, Gökalp…

Şeyh Said’dan sonra Kürdistan’ın o bölgesini kana boğanlar mı Kürt?

Muş ve yöresinin katili Musul valiliği de yapan Memduh, yerel ayağı da Milletvekili Hoca İlyas’tır.

Ermenilere karşı bazı Kürtler kullanıldılar. Bu doğru. Ama, Türk tarihi boyunca Kürt, Kürtlere karşı da (tetikçiler, itirafçılar, Hizbullahçılar, korucular, Hamidiyeciler) kullanıldı.

Bu Kürt Kürdü, ya da Ermeni’yi kırdı demek değildir. Hizbullah, korucu, itirafçı taburları nihayetinde, kullanılan birer silahtan ibaretti. Silahı kullanan kimse, katil de odur.

Yazarın diğer yazıları