Ermeni soykırımına Türk kalmak

Türkçede bir ortamda konuşulan konuya yabancı kalmak için kullanılan bir deyim vardır: Fransız Kalmak! Türkiye hükümeti, medyası ve halkı ile evrensel değerlere yabancı kalmış olması nedeniyle Ermeni soykırımının inkarında ısrarcıdır. Buna “Ermeni soykırımına Türk kalmak” diyorum.
Fransa parlamentosu, 22 Aralık 2011 tarihinde Ermeni soykırımını inkar etmeyi yasaklayan yasayı kabul etti. Yasa bu ayın sonunda Fransa senatosunun gündemine gelecek ve yüksek ihtimal ile kabul edilip yasallaşacak.
Bu karar yasal dayanağını Yahudi soykırımının inkarını yasaklayan 1990 tarihli Gayssot Kanunu’nun “insanlığa karşı suçların inkarını” suç sayan 9. Maddesinde buluyor. Bu madde sivil topluma karşı işlenmiş “cinayet, imha, kölelik ve tehcir” ile tüm gayri insani eylemleri suç sayıyor. Kuşku yok ki ilgili yasa demokrasilerin temeli olan ifade hürriyetine sınırlama koyuyor.
İnkarı suç saymak, ifade özgürlüğünün kısıtlanması mıdır?
Almanya’da eski bir Nazi subayı, Yahudi soykırımını inkar etmek ve ırkçı açıklamalarda bulunmak nedeniyle hapis cezasına çarptırılınca Almanya’nın AİHS’nin 10. maddesi olan “İfade Özgürlüğünü” ihlal ettiği iddiasıyla AİHM’e başvuruyor. AİHM 1995 yılında başvuruyu reddetti. Mahkeme ırkçı söylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeyeceğini belitti. 
İfade özgürlüğü, temelinde diğerlerinin sahip olduğu şu iki hakkı yok saymaya yönelik beyanları içeremez: Diğerlerinin yaşam hakkı ve özgürlükleri… Soykırımın inkarı, bu iki temel hakkın yani “kişilerin yaşam hakkının ve diğer temel hak ve özgürlüklerinin” ellerinden alınmasını olağan gören, haklarının çiğnenmesini “yok sayma” suretiyle destekleyen ve suça ortak olan bir politik duruşa sahiptir. Diğerlerinin yaşam hakkının elinden alınmasının desteklendiği yerde, ifade özgürlüğü söz konusu olamaz. Nefret suçları ve şiddete övgü, ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmiyor.

Soykırımı inkara ceza ilk değil
Holokost yani Yahudi soykırımının inkarı birçok ülkede para ve hapis ile cezalandırılmaktadır. Bugün Holokost’u inkar edenler için şu cezalar uygulanıyor: Avusturya’da 6 ay ile 20 yıl, Almanya’da para cezası ve 6 ay ile 5 yıl, Fransa’da para cezası ve 1 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası öngören yasalar yürürlüktedir. Ermeni soykırımı yirmi ülkenin parlamentosu tarafından tanınıyor. Başka bir deyişle soykırımın inkarının cezalandırılması ne yenidir, ne de sadece Fransa’ya özgüdür.

Türkiye’de yasaya tepkilerin kökeni
Fransa parlamentosunda kabul edilen yasaya karşı Türkiye’deki tepkilerin ortak paydası milliyetçi (ulusçu) dayanışma, inkar ve misillemedir. Türk medyasında yasayla ilgili manşetlere bakılırsa, “Alçaklar”, “Günah bizden gitti”, “Azgın Azınlık”, “Tarihe ihanet eden kadın”, “Sefiller”, “Dokuz asırlık kuyruk acısı”, “Vay be tasarı sözde geçti”, “45 Manyak” gibi her zamanki ulusalcı saldırgan politikayı açıkça görmek mümkün oluyor.
Soykırımın inkarında diretenler Fransa’yı, Cezayir’e karşı uyguladıkları soykırımla sıkıştırmaya çalışıyor, “biz soykırım yaptık ama siz de yaptınız” düz mantığını yürütüyorlar.
Türkiye Ermeni soykırımını inkardan vazgeçmeli.
Ermeni soykırımı ile yüzleşeceğine inkar eden Türkiye, aynı zamanda soykırımın kurbanlarına da soykırımın haklılığını kabul ettirmek istiyor. Kürtlere, Alevilere, Ermenilere ve Süryanilere bin bir yöntemle bunu kabul ettirme konusunda epey yolda kat ettiler. Bunun için yasalarla cezalandırmaktan da öldürmekten de kaçınmadılar. Bunun ismine de “tedavi” dediler çünkü onlara göre Kürtlük, Alevilik, Süryanilik ve Ermenilik tedavisi gereken bir hastalıktı. Tedavide, Kemalizm ve İslami-muhafazakarlık epey başarılı oldu.
Türkiye milliyetçi hezeyanları ve tehditleri bir yana bırakmalı.
İnkar ve görmezden gelmek, asla demokrasinin ve özgürlüklerin korunmasına ve geliştirilmesine hizmet etmez.
Fransa Parlamentosu’na karşı kampanya yürütmek yerine Ermeni soykırımının, devlet ve toplum tarafından tanınması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için çaba harcamak önemlidir. Türkiye Ermeni soykırımına daha fazla Türk kalmamalıdır!

Yazarın diğer yazıları