Esad ‘katil’, İsrail ‘öldürmeyi iyi biliyor’ öyle mi?

‘Türk asrının lideri’nin kafası, henüz Kürtlere takılı değildi, o yıllarda. Yahudilere takıntılıydı.

Mesela, alçaktan uçan İsrail savaş uçaklarının, tarlada çilek toplayıp yiyen Filistinli çocukları ürkütmesinden, o kadar hislenmişti ki, o sahneleri daha sonra, bir de kameralar karşısında eşiyle kafa kafaya seyretmiş ve ortak gözyaşlarını Türk milletiyle paylaşmışlardı.

Nasıl derin bir insanilik ve ne biçim “insancıl”lık, ama…

Yahudi kiniyle dolu olduğu o sıralarda, Davos’taki bir toplantıda, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’le, karşı karşıya oturmayı fırsat bilmiş ve birden bire gözünü kameralara dikip, “siz“ diye gürlemişti. “Siz, insan öldürmeyi çok iyi biliyorsunuz!..”

Sözünü söyledikten sonra da, kalkıp gitmişti.

Sonraki durakta, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, “kardeşim“ken, aniden düşman olmuş ve dünyanın dört bir yanından toplanan haydut İslamcıları, Suriye salınmıştı. Suriye yanıp yıkılır, insanlar boğazlanır, Hama yanıyor, tecavüzcü, soyguncu taburlar ortalıkta cirit atarken, o “katil Esat“ diyor “katil adam milyonlarca insanı yeri, yurdundan etti” diye devam ediyordu.

O dışarıyla meşgulken, henüz kimse içeriye ilişkin öldürücü güdülerinin farkında değildi.

Daha sonra, değişmez takıntısı, ABD Başkanı D.Trump’ın deyimiyle düşmanı haline gelecek olan Kürtler, henüz “kardeşlerim”di. “Kürtler, Arjantin’de de varlık olsalar, orayı yıkmaya koşarız” sözünün sahibi olmasına rağmen, tazelediği kardeşlik taklalarıyla, “safi” insandı. Mesud Barzani’yi de çağırıp Amed‘de Şivan Perwer ve İbrahim Tatlıses’den kurulu saz heyeti eşliğinde, “Megri megri” ağıdını söylüyor, “barış sürecini bozan insanlık katilidir“ diye haykırıyordu, 2014 yılına kadar.

Büyük karektersizliğin sonradan dipten bılklanması işte, henüz kimse büyük Kürt vuruşunu kurguladığının farkında değildi.

Her şey 2014’de, “derin devlet“ denilen Ergenekon ittifakı başladı ve insan kırımlı, yangın ve yıkımlı 2014-2017 yılları yaşandı. “Katil Esat“ sözleri hala havada döneniyor, Cizre, Sur, Nusaybin, Silopi Suriye şehirlerinden farksızdı.

İsrail‘e “insan öldürmeyi iyi biliyorsunuz“ deniyordu, ama Filistin şehirlerinde, Cizre Bodrumlarında yapıldığı gibi 160 insanı diri diri yakılmadı. İnsan ölüleri, aç köpeklerin önüne atılmadı, Filistin’de. Esad rejimi, katledilmişleri araçlara bağlayıp yerlerde sürüklemedi. Ölü kadınları, yol kenarlarında çırılçıplak teşhir etmedi, Esad rejimi.

Bir vahşet dönemiydi bu. Buradan giderek, yer yüzündeki Kürtleri yok etmeyi hedefleyen, Türk tipi emperyalizme geçtiler.

Kaba emperyalizm kısaca, “bir devletin, diğer devletler aleyhine genişlemesi, onları siyasal ve ekonomik egemenliği altına almasına dayalı yayılmacılık” diye tarif ediliyor. 1870’lerden itibaren sömürgeciliğin de adıdır, emperyalizm.

Ve Türk devleti, bugün Başurê Kurdistan’da, Rojava, Suriye ve Irak topraklarında, ilkel emperyalist, eline kan bulaşmış işgalcidir. Öbür yanda, fesat ve fitne eli, Sudan içlerinde. Libya’da, IŞİD’in “Reizi“ olarak kan döküyor.

Füzelerin ise adresi yok. Düştüğü yerde, insanlar paramparça havaya savruluyor.

“Katil Esat“ diyenlerin kanlı yüzü ışıldıyor, ışıkta. Çünkü, Esad istilacı, etnik temizlik peşinde koşan vahşi bir ırkçı değildi, en azından. Bugün, işgale uğrayan Kürdistan ayağa kalkmış göç ediyor. Yurtlarından sürülen insanların tek suçu, Kürt olmak. IŞİD’çı katil sürülerini doldurmak için, Kürtleri, kök saldıkları topraklardan koparıyorlar.

Irak’ın başını kaşıyacak tırnağı bile yok. Güçsüzlükten, tek yapabildiği Türklerden satın aldığı tavuk etine, yumurtaya ambargo uygulamak. Başkaca elinden gelen yok…

Kimi Kürt aşiret ve kabile başları ise tarihsel rolleriyle meşgul. Onlar, bir günlük çıkar için, kardeşlerinin kişiliğinde, kendi halkının geleceğini arkadan hançerliyor. Yani, adı değişti. Yaşanan hakikatte, “birakujî“ berdevamdır.

Türk solunun ne olduğu da bu arada berraklaştı. Solculuğu “kahrolsun emperyalizm“ demekten ibaret sanan Kemalistolar, Emperyalizmin kanlı saldırıları karşısında dut yemiş, ses çıkarma yetisini kaybetmiş papağan misali suskundur. Sokaklar sessizliğinin altında, sol peçe düşmüş yerlerde sürünüyor. Kemalisto “faça“ orta yerde ışıldamasıdır. “Bileşen, bölüşenler“ diye üşüşenler de yok ortalıkta…

Yüzünü gösterenler de, yaşanan vahşete operasyon diyorlar. Oysa hangi operasyon? Yaşanan büyük bir savaştır. Operasyonda tankların, top, füze, uçak ve helikopterlerin işi ne?

Her neyse… Esad “katil“, İsrail “öldürmeyi iyi biliyor“, Türk de pir û pak öyle mi?

Yazarın diğer yazıları