Eskisi gibi olmayacak

Başta, gündemin realist analistlerinden TEV-DEM Yönetim Kurulu Üyesi Aldar Xelîl’den aktarıyorum.

Xelîl, Birinci Dünya savaşı döneminde Ermeniler’in, ikincisinde Yahudiler’in katledildiğini, şimdi ise 3. Dünya Savaşı olduğunu ve Kürtler’in katlinin gerçekleştirildiğini belirtiyor.
Bu tabloya, direnişin her alanda sürdüğünü ekleyen Xelîl Suriye rejimini işgal konusunda uyarıyor ve gündemi iyi okuması gerektiğini, işgale karşı tavır alması gerektiğinin altını çiziyor.

Xelîl’i okuyunca, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını öğreniyorum. Ne Baas dönemindeki, ne de üç ay öncesi gibi!

Xelîl’in açıklamalarının yapıldığı 2 Kasım’da, dünyadaki politik nüfus Rojava için sokaklardaydı.

Tarihi irdelersek:
Rojava Kürdistan’ın en zayıf halkasıydı.

Bu küçük parçada, halklara öncülük yapan YPG/YPJ güçleriydi ve özellikle kadın birlikleri bu en zayıf halkada, egemenlerin kudretini kırmayı başardılar.

Adına devletlerarası tiyatro desinler; Uluslararası Koalisyon’un Sözcüsü Albay Myles B. Caggins, İngilizce/Kürtçe dillerinde yayınladığı mesajında, kadın savaşçıların fotoğraflarını paylaştı ve “Jin Jiyan, Azadî” sloganını “Jin, Jiyan, Ewlekarî” (Kadın, Özgürlük, Güvenlik) olarak değiştirdi.

Yüzüncü kuruluş yılını kutlama hazırlıkları yapan Türkiye, 2003 yılında kurulan PYD‘ye karşı muhalafet yapma derdinde.

Kanton sisteminden Özerk Yönetim’e adım atan Rojava’daki halklar oldu.Rojava, toplumsal doku açısından, sadece Kemalist Türkiye ve Baas sistemlerini değil, kapitalist toplusal bileşkelere alternatif, başka bir yol gösterdi.

Fransa Ulusal Meclisi, ömrü 16 yıllık YPG’yi ‘müttefik’ olarak tanımladı.
Osmanlı’nın devamı olan 900 yılı aşan geçmişiyle övünen Türkiye rejimi, sarsıldı:
Türkiye’nin Savunma Bakanlığı, Fransa’yı kınadı.

ABD Temsilciler Meclisi ise ‘Ermeni Soykırımı yasa tasarısı’nı kabul etti.
Türkiye’nin Savunma Bakanlığı, ABD Temsilciler Meclisi’ne rest çekti.
Kanada Savunma Bakanlığı, Trump’ın “General”liğe terfi ettirdiği Mazlum Abdî’ye ömrünü savaşlarda insanlığa hizmet için adadığı için ödüle layık gördü ve Kanada’ya davet etti.
Yakından izlerseniz, “cin şişeden çıktı.”

Türkiye’deki rejim yanlısı basın cinnet geçirdi.
Türk yazarlardan biri, Trump’ın Oval Ofice’nin kapısını Erdoğan’a açtığında, General Mazlum Abdî ile karşılaşabileceği halüsinasyonuna kapıldı.

Şimdilerde öyle bir tablo ortaya çıktı ki, yedi yıl önce kurulan Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) yöneticiler toplumsal güce dayanan devlet adamları, siyasiler; Türk yöneticileri daha yeni politika öğrenen sokak politikacıları gibi konuşuyorlar.

Kahroldukları için, herkesi kahrediyorlar.Uluslararası Hukuk nezdinde, devlet adamlığı kimliğini kaybetmede, enflasyondaki ilk ülke Türkiye olabilir. Türkiye tepki veriyor.
Silahlı.
Silahlarla tepki verince, namlular geri dönmeye mahkum olacak/oldu.
2 Kasım günü dünyadaki tablo bunu gösterdi.

Lavrov’un, Kürt sorununun kaçınılmaz olduğuna vurgu yapması önemli.
Kürtlerin geleceği hususunun askeri eylemlerin değil, sakin bir biçimde görüşmeler yoluyla ele alınması gerektiğine vurgu yapmasını da, Rojava’da var olan Özerk yapıdan bağımsız olarak ele almak mümkün değil.

ABD’nin yeniden üs kurma girişimleri, paylaşımla ilgili kızışan diplomasiye işaret ediyor.
Tüm bunlara rağmen, Kürdistanlıların kaderini belirleyecek ana güç, güçlü bir Kürt Birliği olacak.

Son on yıl incelendiğinde, ilk kez Kürdistanlı partileri birleşeceklerine dair umut sahibiler. Bu da Rojava’dan doğan umut; Kürdistan sorununda kilit olabileceğine dair gücü.

Yazarın diğer yazıları