Evdeki hesap

Suriye iç savaşı başladığında, kibir ve üstten bakan bir yaklaşımla, üç ay içinde Esad’ı devirip, Şam’da namaz kılmayı hayal eden, “Neo-Osmanlı” histeriye kapılanlar, birer birer siyaset ve diplomasi sahnesinden çekildiler. Rusya’nın desteğiyle ayakta kalan Esad, İdlib’e sıkışan “iç savaşı” bitirmek üzere.

Ankara’daki hesap yerle bir olan Halep çarşısının yıkıntıları arasında yitip gitti. Kendilerine “bölgesel güç” rolü biçenler, gelinen aşamada politikalarının ülkeyi ciddi bir açmaza sürüklediklerinin ya farkında değiller, ya da “oyun bozanlıkla” kayıplarını telafi edebileceklerini düşünerek yeni bir “hesap” hatası içine düşmek üzereler.

Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege sorunları nedeni ile başta Yunanistan olmak üzere sorun yaşayan Ankara, AB’nin desteğini alan Yunanistan’la yaşanan ve günbegün artan gerilimle yüz yüze. Atina’dan gelen mesajlar, karşılıklı açıklamalar tansiyonu artırırken, KKTC üzerinden yapılan “Maraş” hamlesi, gerilimi artıracak yeni bir gelişme olarak görmek gerekir. 1974 harekatı ile Türkiye’nin kontrol ettiği Kıbrıs’ın en büyük turizm bölgesi olan Maraş, KKTC’den yapılan açıklama ile açılacağı ilan edildi. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından işletilmesi hamlesi karşılığında Maraş’ın açılması girişimi, gerilemi artıracak bir hamle olarak görülebilir. Savaş gemileri eşliğinde, iki arama gemisi ile bölgede faaliyet gösteren Türkiye, Doğu Akdeniz’deki bu yeni hamleleri bölgedeki tansiyonu giderek artırıyor. Her hesap hatası büyük kaybettirir. Bu da bilinen bir gerçek.

S-400 alımında, Rusya ve ABD-NATO arasında sıkışan Ankara, çıkış yolu arıyor. Hem ABD yapımı yeni nesil F-35 uçaklarını ve hem de Rusya yapımı S-400 silah sistemlerine aynı anda sahip olmak isteyen Ankara benzeri olmayan bir dış politika sürdürme çabası içinde. Ancak böyle bir politikanın sürdürülebilirliği yok ve Ankara’nın tercihlerinin çözümden çok işleri içinden çıkılmaz bir hale getireceğini tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek.

S-400 alımını “bağımsızlık” olarak açıklayan Ankara, S-400 alımıyla, Rusya ile yeni bir “bağımlılık ilişkisi” içine girdiğinin her halde farkında. S-400 alımının basit bir savunma sisteminin ötesinde, Rusya’ya stratejik, askeri, ekonomik ve siyasi “bağımlılık” getireceği bilinen bir gerçek iken bunda ısrar etmek ülkeyi belirsiz ve sonu bilinmeyen bir maceraya sürüklemektir.

S-400 ve F-35 tercihinin bir hesap hatası sonucu büyük kaybettireceği ve siyasi/diplomatik sonuçlarının etkisinin ekonomiyi nasıl vuracağını uzmanlar ısrarla dile getiriyorlar.

İdlib meselesi ve İdlib’deki yeni gelişmeler önünüzdeki günlerin oldukça hareketli olacağının kanıtı. Astana-Soçi süreci sona erdi. Rusya, İran ve Suriye Türkiye’nin verdiği “taahhütlerinin” bir an önce yerine getirmek istiyorlar. Fazla zaman yok! Suriye ve Rusya bir an önce İdlib’in kontrolünü sağlamak istiyor. Türkiye ve batının kaygısı ise yerinden edilecek yaklaşık üç milyon sivil nüfus. Türkiye için Suriye’de zaman tükendi. Yapılan hesap hataları Türkiye’yi bir açmazla karşı karşıya bırakmış durumda.

Nitekim, Çin’de bulunan Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim, yaptığı açıklamada, “Asıl soru, Türkiye Suriye’de ne yapmak istemektedir? Türkiye Suriye toprağının bir bölümünü işgal ederken, ülkenin bazı bölgelerinde askeri varlığını da sürdürüyor. Türkiye, El Nusra Cephesi’ni mi koruyor? Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin de aralarında olduğu bazı terörist güçleri mi koruyor? Muallim aynı açıklamasında devamla, “Umarız, ordumuzla Türk ordusu savaşmaz. Bu bizim temel duruşumuzdur”

Bu soruların muhatabı Ankara’dır. Ankara sürekli yanlış hesap yapmayı bırakarak, Ortadoğu halklarının demokrasi, özgürlük ve barış taleplerine saygı duymak zorundadır. Bilinmeliki; halklarımızın çıkarına olmayan her hesap çökmeye mahkumdur.

Yazarın diğer yazıları