Êzîdî soykırımı ve 15 Ağustos

Bütün dünyanın gözleri önünde kanlı katliamlarla bir soykırım yapılıyor. IŞİD denilen çeteler tarafından Êzîdî Kürtlere soykırım yapılıyor. Êzîdî Kürtlerle birlikte bölgede yaşayan Süryani-Asuriler, Şii Türkmenler de katliama uğruyor. Tarihin derinliklerinden belge-kanıt aramaya gerek yok. TV’ler canlı yayın yapıyor. Kaçırılan-tecavüze uğrayan, satılan kadınları, Şengal dağlarında çocukların açlıktan-susuzluktan kıvranarak ölmesini, yaşlıların-engellilerin sürüne sürüne yürümeye çalışmasını gösteriyor.  Gözyaşları ve kan seller gibi akıyor. Hawar hawar çığlıkları dağ başlarında yankılanıyor. Dağlar taşlar ağlıyor. Ne yazık ki "medeni dünya" ölü gibi, hala görmüyor, duymuyor.

IŞİD’in saldırıları bir sürpriz miydi? Her şey aniden mi oldu? Elbette hayır.
Üç senedir Rojava halkına karşı en kanlı saldırıları yapan bu IŞİD değil mi?
Sessiz sedasız Musul’u "devren" teslim alan aynı örgüt değil mi?
Bu örgütün arkasında kimler var, gizli ve dolaylı da olsa kimler, niçin destekliyor soruları mutlaka açıklığa kavuşacaktır.
Biliniyor ki, Rojava halkı IŞİD saldırılarına karşı dişiyle-tırnağıyla devrimini korudu. Böylesine kahramanca bir direniş olmasaydı Rojava’da Şengal’de çok daha önce ve çok daha kanlı bir soykırım yapacaklardı. Rojava halkına gıda-ilaç vb. insani yardımlarda bile ambargo uygularken, IŞİD çetelerini kim-ler, niçin, nasıl destekledi? Gaflet-ihanet-işbirlikçilik ne roller oynadı? Bunları hatırlarsak,  IŞİD çetelerini Şengal soykırımına kimlerin gönderdiğini, kimlerin desteklediklerini de görebiliriz.
Soykırım pençesindeki halkı korumak için Rojava’dan, Rojhilat’tan, Bakur’dan en zor şartlarda, ilk yetişen YPG-YPJ-HPG-YJA Star-YRK-HPJ güçleri oldu. Kendilerini dünyanın sahibi ve medeni olarak gören büyük devletler nerede? BM nerede? Her devlete, örgüte ve kişiye bu kanlı soykırım günlerinde ne yapıyorsun sorusunu sormalıyız. Tarih bu soruyu hepsine de hep soracaktır.
İşte 15 Ağustos Atılımı’nın 30.yıldönümünde, anlam ve önemini en iyi anlatan da bu durumdur.
15 Ağustos atılımı olmasaydı, o atılımın yarattığı "Özgür Kürt" örgütlenmesi olmasaydı Şengal’e gidecek tek gerilla bile olmayacaktı.
15 Ağustos Atılımı olmasaydı Rojava devrimi diye bir şey duymayacaktık.
15 Ağustos Atılımı olmasaydı Kürt kadınları belki evlerinde ağlayacak ama Rojava devrimi için en önde savaşmayacak, Şengal dağlarına giden ilk birliklerde olmayacaktı.
15 Ağustos atılımı olmasaydı çürüyen dünya ve Ortadoğu’ya karşı bir çözüm olarak Kürdistan devrimi olmayacaktı.
Ölümsüz devrimci Kemal Pir, "Biz Ortadoğu halklarının sosyalist federasyonunu istiyoruz" diyordu.
Kürt Halk Önderi Öcalan yoldaş, "Ortadoğu’da Kürdistan devrimine dayalı yeni bir Ekim devrimi… Hatta etkileri ve kalıcılığı bakımından çok daha güçlü, sürekli olabilecek bir devrim, bunu başarabiliriz" diyordu.
Şengal soykırımının vahşetine ve yaşattığı acılara rağmen, soykırım kıskacına rağmen Kürdistan devrimi ilerliyor. Dört parça devri bitti, sınırlar aşıldı. Kürdistan devrimi tüm halkı bütünleştiriyor. Bölge halklarını da eşitlik-özgürlük temelinde birleştiriyor.
30. yılında 15 Ağustos Atılımı zafere ulaşmıştır diyebiliriz. 15 Ağustos’un olmadığı bir dünya çok çirkin ve yaşanmaya değmez olacaktı. Başta ölümsüz komutan  Agît (Mahsum Korkmaz) olmak üzere, 15 Ağustos Atılımı’na kan can veren bütün şehitlerimizi saygıyla  anıyorum. 15 Ağustos ruhuyla mücadeleyi sürdüren tüm devrimcileri selamlıyorum. 15 Ağustos Kürdistan ve bölge halklarına, tüm ilerici insanlığa kutlu olsun.

Yazarın diğer yazıları