Faizci ‘Allah’a, Resulü’ne karşı savaş açmıştır’: (Baraka 2-278)

Veysi SARISÖZEN

Evet… Artık “faiz” meselesine gelebiliriz.

Dolar fırlayınca “bunun da, enflasyonun da anası faizdir” diye bağıran Erdoğan, şimdi faizleri fırlattı. Daha birkaç ay önce gösterge faizi yüzde 10 iken şimdi yüzde 70 artarak yüzde 18’e geldi. Dolar ise ancak 4.5 TL’ye inebildi. Yapacağı yıkımı yaptıktan sonra.

Erdoğan medyası zil takıp oynuyor. Neden? “Dolara karşı zafer kazanmış” da ondan.

Şimdi açık konuşalım: Erdoğan “faiz”e direnirken haksız mıydı? Kafanız karışacak ama, söyleyeyim, değildi. “Doları faiz lobisi yükseltiyor” derken de haksız değildi.

Dikkat edin “doğruydu” demiyorum. “Haklıydı” diyorum.

Konu basit: “Faiz lobisi” kimdir?

Erdoğan yalnız “dışardakinden” söz ediyor, ama, “faiz lobisi” hem içteki, hem de dıştaki “paradan para kazanan, eski tabirle tefeci, alafranga tabirle de mali spekülatörler topluluğudur. Küreseldir. Yani ne vatanı, ne milleti, ne de dini imanı vardır. Nerede “faiz kokusu” alırlarsa oraya kayarlar. “Para” dediğin öyle çelikten, betondan, dev makinalardan oluşan “sermaye” değildir. Türkiye borsasına giren, Türk şirketlerine ve devletine “faizle borç” veren sermaye “yükte hafif, hatta tüy gibi, pahada ağırdır.” Basarsın tuşa “hoooop” Türkiye’den bir saniyede bakmışsın Singapur’a uçup gitmiş.

Şimdi bu faiz lobisi Türkiye’ye yaklaşık beş yüz milyar dolar borç vermiş. Bakmış ki Türk ekonomisi “sermayesini betona” yatırıp, çıkmaza girmiş, diktatörlüğe yönelmiş, kirli bir savaşta sermayeyi topa, uçağa, tanka, “F 400’lere yatırmış, ülkede istikrar sıfırı tüketmiş, giderek Saray Cemaat’in yüzlerce şirketine, insanların malına mülküne el koymaya başlamış, güven ortamı yanmış yıkılmış; faizci haramzadeler hemen bir “komplo” tezgahı kurmuş. “Öyle bir şey yapalım ki, demiş bu lobi, Erdoğan tükürdüğünü yalasın, verdiğimiz her bir dolarlık borca karşılık, dün on cent faiz ödüyorsa, bunu her bir dolara karşı, o da şimdilik, 18 cente çıkaralım. Arkasından gelsin piyasadan milyarlarca doları çekmeye. Böylece piyasada azalan her meta gibi, dolar azalınca fiyatı başlamış artmaya.

Erdoğan ne yapmış? “Ey dış güçler, faizciler” diye bağırmaya. Adam haklı değil mi? Haklı. Merkez Bankasına basmış kalayı, Mehmet Şimşek’in ensesine patlatmış tokadı. İçte ve dıştaki “vatan hainlerine” karşı savaş açmış açmasına da, “düşman” birkaç ayda doları beş liraya fırlatınca, teslim bayrağını çekmiş. İç ve dış küresel faiz lobisinin her dediğini paşa paşa yapmak zorunda kalmış.

Şimdi Türk ekonomisi kıskaçta. Faiz artınca dolar haliyle düşer, dolarla TL alırsın, onu da bankaya ya da tahvile yatırır yüzde 20 faizi cebe atarsın. Bunda ne var demeyin. Eğer faizden elde ettiğin gelir, fabrikadan elde ettiğin kardan, ya da topraktan elde ettiğin ranttan daha fazlaysa, elindeki parayı “üretici yatırıma” değil, faiz getiren “paraya” yatırırsın. Ne olmuş olur? Üretim durur ve azalır. Mal üretimi azalınca, malların fiyatı artar, işten atmalar yoğunlaşır, ücretler düşer, sanayi ve tarım hapı yutmaya başlar.

Ve ihracat azalır, ithalat artar. Dış açık büyür. Aldığın borçları ödeyemez hale gelirsin.

Böyle olunca ne olur? Daha fazla borçlanmak zorunda kalırsın.

Daha fazla borçlanınca da, şimdi olandan daha beter hale gelirsin. Alacağı çoğalan faiz lobisi gırtlağına yapışır. Faizleri daha da arttırırsın.

Hala “sonra ne olur” diyen varsa, kusura bakmasın, biraz kaba kaçacak ama diyeceğim:

Elinin körü olur.

Sonuç: Artık Türk ekonomisi bir ucunda doların, öteki ucunda faizin oturduğu bir “tahteravalli”de hop oturup, hop kalkacak hale gelmiş bulunuyor. Doları düşüreyim dediğinde faizi arttıracaksın. Faizi düşüreyim dediğinde doları fırlatacaksın.

Arada olan ücretli emekçiye, emekliye, dar gelirliye olacak. Başkasına da olacak: Sanayi sermayesine olacak. Tarım üretimine olacak. “Mali sermaye” yani paradan para kazanan tefeci, faizci, banker ister dolar yükselsin, ister faiz, hep kazanacak.

İşte “üretmeden tüketmenin, çok satın alıp, az satmanın, açığı büyüyen borçlarla kapatmanın, sermayeyi betona yatırmanın, silahlanma furyasını körüklemenin, savaş giderlerini delirtmenin, israfın, üretmeden vurgunla, yolsuzlukla dolar istiflemenin vardığı yer burasıdır.

Evet. Erdoğan “faize” küfrederken “haklıydı”. Ama faizin de doların da birbirini kışkırtarak inip çıkarak ekonomiyi teslim almasının biricik suçlusu onun kurduğu Saray rejimidir

Bir ucunda doların, ötekisinde faizin durduğu Tahteravallinin istinat noktası halkın sırtına yüklenmiş; Saray diktatörlüğü ise “hareketsiz sıfır noktasında” kıpırdamadan duruyor. Ona şu şartla hiçbir şey olmaz: Tahteravalli sırığının altında iki büklüm duran halk, sırığı sırtında taşımaya devam ederse.

Ama bir yekinir sırığı sırtından atarsa diktatör “sıfır” noktasından paldır küldür yuvarlanır. “Elinin körü olur” dediğim de, zaten işte budur.          

Yazarın diğer yazıları