Faşist şefin küçük manevraları

Faşist şef R.T. Erdoğan, bir süre önce sanatçı F.Say’a annesinin vefatı nedeniyle başsağlığı dilemişti Say’ın konserine davet aldı ve gideceğini belirtti. Say ise memnuniyetini açıkladı.

Daha önce de CHP vekili E.Berberoğlu’nu daha küçük çaplı cezalandırma yoluyla serbest bırakmayı bahşetti. Aracı da Erdoğan’ın baş destekçilerinden Deniz Baykal oldu.

Bu arada, muhalif sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’i ise tehdit ederek yargılama başlattı. Yine muhalif haber sunucusu Fatih Portakal’a küfrederek tehdit etti ve yargılama başlattı.

HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında kesinleştirilmiş cezaları emirle verdirdi. Demirtaş hakkında AİHM’in serbest bırakma kararını uygulatmayip “karşı tedbir alıp hallederiz” emriyle ceza kesti. Tutuklu HDP vekillerine ceza yağdırdı. Berberoğlu için tahliye kararının tersine yeni seçilmiş Leyla Güven’i rehine tutmaya devam etti.

Erdoğan faşizmi, Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı içte-dışta savaş yoğunlaştırıp, devrimci hareketi tasfiye saldırganlığını tırmandırırken, HDP, ESP, lider ve kadrolarına, devrimci demokratik güçlere zindan politikası ve sopa politikası izlerken, uzlaşan güçlere küçücük tavizler verme taktiği izliyor.

Çünkü, faşizmin dizginsiz saldırıları stratejisi direniş karşısında beklediği “zafer”i sağlayamıyor. Bu noktada, kitle desteğini korumak ve burjuva muhalefeti uzlaşmazlığa itmemek için küçücük manevralar taktiğine başvuruyor. Bu yolla burjuva muhalefetin etkisindeki kitlelerin direniş saflarına akmasını engellemeye çalışıyor.

Burjuva muhalefet olarak CHP’nin, kritik anlarda uzlaşma-desteğini alıyor. Bu daha çok işgal savaşına şovenist destekte, HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldırmada, parlamentarist “normale dönme” yanılgısını yaymada ve seçim/plebisit zamanlarında baskı ve sahtekarlıkları protesto etmek isteyen kitleleri durdurmada işlevli oluyor.

Fakat burjuva muhalefetin, devlet krizini önlemek için yaptığı uzlaşmalar da, işgale şovenist desteği de, küçücük tavizlerden “normalleşme” beklentisi de, Erdoğan faşizminin onlardan yararlanarak devrimci demokratik güçleri yenmek hedefinden başka birşeye yaramaz. Hatta, diktatör eğer bu küçücük manevralarıyla, hedefine ulaşır muhalif kitlenin bir bölümünü kendisiyle uzlaşma içinde tutmayı süreki kılabilirse, alacağı cesaretle, devrimci güçlerden sonra yeniden burjuva muhaliflere de diktatörlük uygulamaya geçer. Partilerini kapatmak, konserlerini yasaklamak, vekillerini zindana atmak buna dahil.

Bunu bütün faşist diktatörlerin tarihsel uygulamaları defalarca kanıtladı.

Mussolini, kitle desteğinin zayıf kaldığı 1922-27 arası faşist diktatörlüğü yerleştirme döneminde, uzlaşma manevralarına başvurdu.

“Faşist Parti iktidarı ele geçirdiğinde kendisine iki hedef seçti. …tüm partileri yoketmekti.

1924 seçimlerinde, iktidara gelmiş olmasına ve seçimlerin faşist kontrol altında yapılıyor olmasına rağmen, Faşist Parti, baştan başa faşistlerden oluşan bir adaylar listesi çıkarmadı; bunun yerine, listesinde faşist unsurların yanı sıra İtalyan burjuvazisinin, eski muhafazakârlardan eski liberallerden Giollitti’cilere …kadar tüm eski siyasi partilerinin temsilcilerine yer verdi.”(Togliatti, Faşizm Üzerine Dersler)

Sosyalist Parti vekili Matteotti’yi kaçırtarak öldürülmesine karşı, SP ve diğer reformcu işçi liderlerinin genel grev önerisini kabullenmeyip pasif kalmaları, Mussolini’yi diğer partileri kapatmada cesaretlendirdi.

„Siyasi partileri yoketme sorunu birden gündeme geldi… eski siyasi partileri illegal ilan eden 1925—26 yasaları getirildi”(Togliatti, age)

Mussolini, bu yasalarla iki büyük partiyi, İtalya Sosyalist Partisi ile Katolik Halk Partisi’ni öncelikle kapattı. Reformist Parti ile Komünist Parti’yi ara vermeden kapattı. Burjuvazinin ortak örgütü olan Serbest Masonları ise bir süre sonra kapattı.

Mussolini, bu süreçten önce de Nasyonalist Parti’yi, Fütüristleri, Cumhuriyetçi Partinin dışında kalan bazı Mazzinici grupları ve bazı anarko sendikalistleri, kendi örgütü olan Fasci di Combattimento’yla Nasyonal Faşist Parti(NFP) içinde birleştirmişti.

Diğer partileri kapattıktan sonra, katolik Halk Partisi’nin merkezi kadrolarını, pek çok muhafazakar siyasetçiyi NFP içine alarak ve faşizmin yönetiminde yer verdi. Dağıttığı burjuva örgütlerin yöneticilerine ise Büyük Faşist Konsey içinde ve iktisadi Korparasyon örgütleri içinde yer verdi. Böylece önce döverek sonra kariyer vererek kendisine tabi biçimde burjuva gericiliğini birleştirdi.

Mussolini, bazı liderlerini ilk hükümete alarak kendisiyle uzlaştırdığı ve SP’yle anlaşmalarını feshettirdiği Genel İş Konfederasyonu’nu da bu dönemde yasaklayıp dağıttı. Fabrika komitelerini yasaklayan yasayı da 1926’da çıkardı.

Mussolini faşizmi, 1926-27’ye kadarki süreçte, manevralarının tümünü, kitle tabanını güçlendirdikten sonra, burjuva muhalefeti tümden yasaklamak stratejisine bağlı taktik olarak kullanmıştı. Burjuva muhalefetin uzlaşması yalnızca faşizmin yerleşmesine, dahası kendilerinin yasaklanarak tasfiye edilmelerine yol açmıştır. Biraz uzlaşmazlık gösteren, 1924 seçimi hilelerine ve faşizmin komünistlere suikastlerine itiraz eden Sosyalist Partili vekil Matteotti’yi ise Mussolini kaçırtıp vahşi şekilde öldürterek gözdağı vermiş, uzlaşanlara boyun eğdirmenin aracı yapmıştı.

Erdoğan, MHP ve Ergenekoncuları kendi partisinde mi veya faşist devlet örgütlenmesi içinde mi birleştirir bu farkın önemi yok. Her iki halde de Erdoğan faşizminin uygulayıcılarıdırlar.  Erdoğan faşizmi de, küçücük uzlaşma manevralarını, yalnızca daha sonra bütün burjuva muhalefeti tasfiye etmenin şimdiki araçları olarak kullanmakta.

Mussolini faşizminde yeralanlar gibi Erdoğan faşizminde görev alan, ittifak yapan her parti, sendikacı ve kişi eli kanlı faşizme doğrudan suç ortaklığı yapıyor. Onunla uzlaşan CHP ve aydınlar da Erdoğan faşizminin yerleşmesine koltuk değneği oluyor. Mussolini faşizminin deneyleri bunu acıverici biçimde ispatladı.

Onurlu tek yol, Erdoğan faşizmine karşı mücadele ve uzlaşmama yoludur. Faşizme karşı olanlar, uzlaşma manevralarına el uzatan CHP yöneticileri, baro yöneticileri ve bazı aydınlar ile bazı sendikacıların koltuk değnekçiliğine karşı çıkmalı, Erdoğan faşizmine karşı mücadelede yarın çok geç olmadan onurlu yerlerini almalıdır.

Yazarın diğer yazıları