Faşizmin beton duvarlarında sümüklü bir mendil salınır!

Yargı nasıl bir yargı? Ulusalcı kendinden emin konuşuyor: İktidara bağımlı bir yargı. Bu konuşan ulusalcı kardeşime, „aman acele etme” dedim. „Yarın Türk yargısı bağımsızdır” demek zorunda kalabilirsin.

„Erdoğan devrildikten sonra mı?” diye sordu.

„Hayır, o kadar da değil, şu sıralar, belki yarın, belki yarından da yakın”…

„Çok iyimsersin” diye mırıldandı, „Erdoğan devrilmeden bu yargı bağımsız tek bir karar bile veremez”.

„Ya verirse?.. Hatta ya verdiyse?.. Dikkatini çekerim, sana ‘belki yarın, belki yarından da yakın’ demiştim… Yarından da yakın ne demek?”

„Bugün demek” diye yanıtladı.

„Bravo” dedim.

Ardından da hemen kapının arkasında bizi dinlemekte olan Quto’ya seslendim.

„Quto, gelebilirsin, elindeki gazete kupürünü ulusalcı abe’ne tane tane bir okuyuver…”

Ve okudu:

„Ergenekon davasına bakan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı, mütalaasında „Ergenekon Silahlı Terör Örgütü“nün varlığı kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığından, varlığı kanıtlanamayan örgütün liderliği, üyeliği ve örgüt adına suç işlenmesinin de söz konusu edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu haliyle iş bu dava kapsamında kovuşturmaya konu edilen, Ergenekon adlı bir terör örgütünün varlığı ispat edilememiştir.’’

„İşte sana tam bağımsız, gerçekten demokratik bir savcı, Erdoğan’ın içeriye attığı herkese beraat istiyor, cesur, vakur, Türk savcısı dediğin budur” dedim.

Ulusalcı şaşkın. „Hiç beklemezdim” dedi, „Savcıyı kutlamak gerekir”.

Ne demişler, „büyük lokma ye, büyük konuşma”.

Biz ulusalcıyı odada bırakıp, Quto’yla dışarıya çıktık. Zavallı orada oturmuş, „yargı bağımsız mı yoksa bağımlı mı?” diye düşünedursun, Quto bana Yeni Akit yazarlarından Ali Karahasanoğlu’ndan söz etti.

„Ulusalcı Ergenekon kararını duyunca yargıya aşık oldu ama, bu yazar bak neler yazmış” diyerek şu satırları okudu:

„Hem darbe yapıyorlar..

Hem de darbe yapanları yargılatmıyorlar..

Bu kadar güçlü bir derin devlet yapılanması için..

Savcı diyor ki: „Hiç olmadı”

Hiç olmadı ise, 28 Şubat darbesini kim yaptı?

 28 Şubat darbesini yapanların, 13 yıl boyunca hakim önüne çıkmasını kim engelledi?

„Ergenekon yok” demek kolay..

Ergenekon yok ise, bir tuğgeneral, Başbakan Necmeddin Erbakan’a, ‘Başbakan değil, istersen bilmem ne bakanı ol. Adam olsan, o pezevengin (Suud kralını kastediyor) ayağına gitmezdin (deme cüretini kimden aldı?”

„Vay canına dedim, demek ki bizim imamlar yavaş yavaş uyanmakta, etraflarının adım adım Ergenekon tarafından kuşatılmakta olduğunu sezmekte, Erdoğan’ın gelecekte derin devletin sadece basit bir sopası haline geleceği ihtimalinden ödleri kopmakta…”

„Ergenekon Terör Örgütü” neden şimdi „buhar” oldu?

Çünkü yeniden „iktidar” oldu.

Nasıl oldu?

15 Temmuz „kontrollü darbe” oyunuyla oldu.

Olunca „kendi kendisini beraat ettirdi”.

Akla şu soru geliyor: Erdoğan’a ne oldu?

Kimimizin kafası karışıyor; „acaba bu Erdoğan mecburiyetten mi Ergenekon’a yanaştı, acaba hala kafasında AB, çözüm süreci filan var da, zavallı kuşatmadan ötürü mü sesini soluğunu çıkaramıyor?”

Bana sorarsanız, Erdoğan nasıl „Milli Görüş gömleğini” sırtından çıkarıp çöpe attıysa, şimdi de yanında taşıdığı „AKP markalı kefeni” biçtirip torununa don yaptı ve Ergenekonun sinesine sığındı.

Vaktiyle duvarlarda görüyordunuz ya; „O artık asker”…

Şimdi Saray’ın duvarlarında „O artık Ergenekoncu” diye yazmakta.

Olan biten bu.

Bizim umudunu AKP’yle çözüm sürecine bağlayan iyimser, „belki Ergenekoncu haki üniformayı da çıkarır ve yine belki, bir gün şal û şepik bile giyebilir” diye mırıldanıyor.

Havada bulut, sen bunu unut.

Cami cemaatinin arasından firar edip, laiklik, maiklik, reform filan demek mümkündür ama, bir kere „Ergenekon kışlasına” girdin mi, oradan artık çıkış olmaz.

Erdoğan demek Ergenekon demektir, Ergenekon demek Erdoğan demektir.

Erdoğan’ın ve genel olarak egemen siyasetin evrimi şu son üç yıl içinde kemale ermiş, tamamlanmış ve geriye dönüşü imkansız hale gelmiştir.

Faşist rejim kurumsallaşmıştır.

Parlamentoya ne olmuştur? Şimdi parlamento, faşist rejimin beton duvarlarında, bir çiviye takılan zavallı bir mendil gibi serapa çırpınmaktadır.

Quto dedi ki, „Veysi abe, bu rejime ‘mendilli faşizm’ demeyi öneriyem… Erdoğan hapşırdıkça bu mendile burnunu siliy…“

Quto giderek „radikalleşiyor“ haberiniz olsun.

Yazarın diğer yazıları