Faşizmin ‘Türkiye ittifakı’ olacaksa demokrasinin de ‘devrimi’ olur

İnternet gazeteleri Meral Akşener’in iki eliyle Erdoğan’ın elini sıcak bir şekilde sıktığı günden beri İyi Parti’nin Saray’a adım adım yaklaşmakta olduğunu yazıp durmakta.

Bu olmayacak şey değil elbette. Yine de Akşener’in “taktik” yoluna bir bakmak iyi olur. Çünkü onun asıl işlevi CHP’yi HDP’den uzak tutmaktır diye düşünüyorum.

Akşener, tıpkı Erdoğan’ın Rojava’a Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye etmek amacıyla Rusya ve ABD arasında bir saat pandülü gibi bir o yana bir bu yana nasıl gidip geliyorsa, tıpkı öyle, CHP tabanında HDP’le “demokratik ittifak düşüncesini yıkmak amacıyla CHP yönetimi ve Saray arasında bir saat pandülü gibi salınmakta.

Özellikle Berlin’de yapılan “Yeni bir Toplumsal Sözleşme Arayışı” başlıklı toplantıya CHP ve Saadet temsilcilerinin katıldığı günden sonra Akşener’in salınımları hızlandı. “HDP’yle yakınlaşırsan Saray’a, yakınlaşmazsan CHPye yaklaşırım…” Erdoğan’ın ikizi gibi: yakınlaşırsan Rusya’ya, yakınlaşmazsan ABD’ye yaklaşırım”… Amaç aynı Kürt devrimini tecrit etmek.

İnternet gazetelerinde Saadet’in de giderek saat pandülüne benzemeye başladığı da yazılmakta. Buna göre Erdoğan, her iki partiyi “Türkiye ittifakı”nda bileştirmenin hesabını yapmaktaymış.

Olabilir mi?

Neden olmasın? Aslına bakarsanız her konuda olmasa bile, PKK ile süren savaş, Rojava’yı istila hazırlıkları ve Akdeniz’de yaşanan doğal gaz krizi konularında yalnız İyi Parti ile Saadet değil, CHP yönetimi de fiilen “Türkiye ittifakı”nın ayrılmaz birer parçası.

Bu ittifakın kuvveden’ fiile geçtiği açık. Onun “resmileşmesi” için bir iki adım yeterli olacaktır. TSK Rojava sınırını tanklarıyla, öyle kilometrelerce değil, bir metre geçtiğinde ve Akdeniz’de bir Türk savaş gemisiyle bir Yunan savaş gemisi, öyle birbirini batırmacasına değil, bordo bordoya geldiğinde Yenikapı’da öyle bir resim ortaya çıkar ki, bunun sonrası “savaş hali” ilan etmeye, tüm ülkede OHAL rejimi kurmaya, HDP’yi kapatıp, tüm Kürdistan’da belediyeleri gasp etmeyi tamamlamaya, kitlesel tutuklamalara kadar varır. “Türkiye ittifakı” böylece resmen AKP, MHP, İyi Parti, Saadet ve CHP’nin Ergenekoncu kanadının ittifakı olarak kurulmuş olur.

Böyle olunca ne olur?

Legal Kürt Özgürlük Hareketi ve sosyalist hareket böyle işlere şerbetlidir. Tıpkı bir pınar gibi Kürt legal hareketi ve sosyalist hareket, dinamitle patlatılan kayalıkların bir çatlağına akarak gözle görünmez hale gelir ve ilk fırsatta bu defa pınar gibi de değil, Fırat, Dicle gibi, Batı’da Kızılırmak gibi yer yüzüne fışkırır.

Ama dediğimiz gerçekleştiği gün, İmamoğlu ve Kaftancıoğlu ile birlikte CHP’nin demokrat tabanında doğan bütün umutlar yıkılıp gider. Bu örgütsüz tabanın yeniden yeşermesi için artık yeni bir mucize gerekir. Demokratik eğilimin yerine bu tabanda yeniden milliyetçi ısırgan otları her yeri kaplar. Tıpkı “umudumuz Ecevit”in 12 Eylül darbesiyle başına geldiği gibi.

Başka bir şey daha olur.

Davutoğlu zaten “Türkiye ittifakı”nda yerini alarak koma halinde yaşamaya devam etse de, “sistem içi parlamenter alternatif” ya da Babacan hareketi doğmadan ölür.

İşler bu noktaya geldiği zaman, yani AB ve ABD “sistem içi parlamenter ve Batı yanlısı bir alternatif umudunu” yitirir ve yitirir yitirmez, “önümüzdeki maçlara bakalım” diyerek, Türkiye’yi geri, otoriter, totaliter ya da faşist bir “Pazar” olarak bağrına basar. Ne de olsa emperyalizm “realisttir.”

Rusya ne yapar? Çok sevinir. O da bu pazarı tıpkı Batılılar gibi bağrına basmak için Türkiye’yi bir ucundan ele geçirmeye bakar. Ne de olsa Erdoğan rejimi “doğal gaza müpteladır.” Tıpkı esrarkeşler gibi. Bu da hiç şaşırtıcı olmaz. Suriye’ye bakan zaten şaşırmaz. Bir tarafta Rusya, öte tarafta Amerika, orta yerde Şam diktatörlüğü…

İşte Türkiye de bu hale gelir.

Bu hale gelen Türkiye’yi de artık seçimdi, sandıktı, taktikti, manevraydı, uzlaşmaydı, kucaklaşmaydı filan değil, radikal demokratik bir devrim paklar.

Çoktan emekliye ayrılmış “eski devrimci” bu “devrim” sözünü duyar duymaz gülmeye başlayacaktır. Ona neyi hatırlatalım: Suriye haline gelirse Türkiye’de de orada ne olduysa olur: Rojava devrimi bize bunu çok iyi anlatır.

Enseyi karartmayın.

Yazarın diğer yazıları