Faşizm Notları V – Kozmik Mahremiyetin Güneyi Kürdistan’ı mülkleştirme planı: MKürdistan’ı mülkleştirme

Türkiye Kürdistan’ında yaptığı kalekolları Güney Kürdistan’ın her tarafına ‘Üs’ seklinde yerleştirmektedir. Türkiye’de her önüne gelenin aşağıladığı Mesud Barzani, şu anda AKP’nin tek müttefiki gibi görünüyor. Bir tercih mi yoksa zorunluluk mu ya da zorunlu bir tercih mi açık değil. Ancak Türkiye Kürdistan’ı adım adım işgal ediyor ya da en azından alt yapısını kurduğu bir planı adım adım uygulamasına olanak yaratıyor. Türkiye bu yolla Irak merkezi hükümetinin tüm itirazlarına rağmen oradaki varlığını tutuyor ve yerel işbirliği hatlarını oluşturuyor.

Bu işgalde TC’yi rahatsız eden PKK’ye yönelik bir eylem planının oluşturulduğu artık açıktır. Son ziyaret ve arkasındaki Şengal kalkışması, bu konuda uzun vadeli planlara işaret etmektedir.

Üçüncü ayak olarak ‘Roj Peşmergeleri’ adı altında TC’ye bağlı Güneyli neo-korucululuğun inşa edildiği görülmektedir. Haberlere bakılırsa kısmi IŞİD ve diğer çete örgütlerden kaçan ve büyük bir ihtimalle oraya katılan Kürtlerden oluşturulan, sadece öldürmeye odaklanmış çete artıklarından oluşan ölüm ve yağma mangaları oluşturularak, Kürtlerin birbirini vurması hedefleniyor. Son Xeraba Bava köyü yakıp yıkan resmi görevlilerin Kürt oldukları köylülerce dillendirilmişti. Bu durum, bu tezle uyumlu görünmektedir. 

Büyük ihtimalle Suriye’deki çetelerin içinde yer alan Kürt IŞİD militanları ya da El Nusra vb. çetelerden artıklarından oluşturulan bu grup, araya serpiştirilen Güneyli Kürtlerin, bundan hoşlanmadıkları nitekim çatışmaktan kaçındıkları, bunların bir kısmının MİT’e teslim edildiğine dair basında çıkan haberler de var. Bu haberler doğru ise korkunç bir Kürt katliamı hazırlıkları var. Kürtleri çatıştırmanın TC açısından altın değerinde önemini Güneyli yetkililerin neden alet olduklarını anlamak zor. Zaman zaman bağımsız devletten bahseden Güneyli Kürt yöneticileri, yıllardır dillendirilen Kürtlerin kendi aralarında birleşmedikleri için bir devlet oluşturma yeterliliklerinin olmadığı argümanını bilmiyor olamazlar. Uluslararasında çok dillendirilen ve dolayısıyla ikna etmede kullanılan bir propaganda aracı, şu anda bizzat bağımsız devlet olmaktan bahseden güçlerce yeniden üretiliyor olması çok düşündürücü. 

Barzani’nin Türklerle ne tür anlaşmalar içinde olduğu bilinmiyor ama Türklerin planı Kürtleri çatıştırmak. Böylece:

1. Kürtler çok parçalı, kendi aralarında birlik oluşturamayan, kabile topluluklarıdır. Devlet kuramazlar imajını uluslararası camiada kullanmak (ki bu çok etkili bir silahtır).

2. Kürtleri birbiriyle çatıştırarak gücünü kırmak, halkın psikolojisini bozmak.

3. Kürtlerin Suriye’deki başarısını ve uluslararasındaki saygınlığını kırmak.

4. Erdoğan ve ulusalcı çetelerin iktidarını sağlama alacak 16 Nisan referandumunu kazanmasına yol açacak ırkçı bir dalga oluşturmak (Kuzey’deki Kürtlerin imhası anlamına gelir),

5. Barzani ile yakınlıkla Kuzey Kürtlerinden oy devşirmek,

6. Suriye’deki YPG kazanımlarını ortadan kaldırmak, özyönetim uygulamasını önlemek için kullanacakları bir ele bu işbirlikçi güçle sahip olmak.

Bütün bunları yaparken en önemli nokta Barzani, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun davranışları arasındaki benzerlikler önemli. Hepsinde de şantaj ya da başka türlü bir mahkumiyet semptomları mevcut. Şantaj, artık Avrupa’ya da ihraç ettikleri ve en marifetli oldukları alana dönüşürken, kendi hukukuna dahi riayet etmeyen mafyalaşmış bir devlet imajı netleşiyor. Mafyavari, lümpen bir kültürün kıskıvrak rehin aldığı diplomatik eğilimin hakimiyetindeki TC’nin, Barzanilere neden ve nasıl şantaj yaptıkları Kürtler açısından hayati bir önemdedir. Zira Güneyde Barzani iktidarı hariç, dört parçada Kürtler artık birlik ve ortak bir ulusun tüm semptomlarına sahipler. Bu nedenle TC var gücü ile Barzanilere yönelmektedir. Umarım Mele Mistefa Barzani’nin kemiklerini sızlatacak bir tutum içinde olmazlar.

Yazarın diğer yazıları