Fransa, Nijerya seferine mi hazırlanıyor!

Fransa Gündemi

Fransa’nın gündeminde bu hafta Adalet Bakanı ve Nijerya’da kaçırılan kız çocukları vardı. Köleliğin kaldırılması ile ilgili yapılan anma töreninde Başbakan Manuel Valls ve birkaç bakanla birlikte kürsüde Fransız ulusal marşının okunması sırasında Adalet Bakanı Chistiane Tauibra okunan marşa eşlik etmedi. Törenden birkaç saat sonra aşırı sağ harekete geçti. Aşırı sağcı Ulusal Cephe lideri Le Pen, Tauibra’nın Fransız ulusal değerlerine sahip çıkmadığı suçlaması yaparak derhal görevden alınması gerektiğini savunuyor. Sosyalist Parti ise bir açıklama yaparak bakana sahip çıktı.
 Adalet Bakanı geçtiğimiz bir kaç yıl içerisinde benzer saldırıların hedefi olmuştu. Aşırı sağcı Minute dergisi, geçen yıl bir sayısının kapağında Taubira için maymun benzetmesi yapmıştı. Minute, kapağında "Maymun gibi kurnaz Christiane Taubira muzu buldu" başlığını kullanmıştı.
Merkez sağdaki Halk Hareketi Birliği ile aşırı sağcı Ulusal Cephe partisi üyeleri, yaptıkları açıklamalarda, Fransız Guyanası’nda doğan siyahi bakanı ‘milli değerlere sahip çıkmamakla’ suçluyor. Son bir haftadır televizyon kanalları arasında dolaşan Ulusal Cephe lideri Marie Le Pen, televizyon ekranlarından Tauibra’ya seslenerek istifa etmesini talep etti. Le Pen, Tauibra’nın katılım sağladığı tören sırasında marş okumamasını yaklaşan AB seçimlerinin malzemesi haline getirdi. Mevcut ırkçı politikasının gereği sürekli yabancı düşmanlığını açık bir dille ifade eden Le Pen bu kez, "ulusal değerler" vb kavramlarla Fransız vatandaşlığının yabancılara verilmemesi gerektiğini savunmaya başladı. Tauibra hakkında daha önce yapılan "maymun" benzetmesinin arkasında da Ulusal Cephe üyelerinin olduğu ifade ediliyor.
Fransa Cumhurbaşkanı ve hükümeti ise kaçırılan kız çocuklarını bulmak için Nijerya’ya gerekli tüm yardımı yapmaya hazır olduklarını ifade ederek Nijerya’ya bir Fransa müdahalesinin sinyallerini verdiler. Bakanlar Kurulu sonrası Hükümet Sözcüsü Stephane Le Foll, Cumhurbaşkanı Hollande’ın "Nijerya’ya Boko Haram’la mücadelesinde yardımcı olmak ve kaçırılan kızları bulmak için Fransa her şeyi yapmaya hazırdır" dediğini belirtti.
Devlet erkanının açıklamaları birbirini takip ediyor. Dışişleri Bakanı Laurent Fabius da Paris’in Nijerya’ya, Nisan ayı ortasında kaybolan çocukları bulmak için özel bir ekip önerdiğini ve özel ekibin Nijerya’nın hizmetinde olduğunu ifade etti. Fabius, kaçırılan kızların aranması ve geri getirilmesi konusunda Nijeryalı yetkililere yardımda bulunacaklarını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ise geçtiğimiz Şubat sonunda Nijerya’yı ziyaret etmişti. Ziyaret sonrası Hollande, Fransa’nın Nijerya’ya bilgi ve istihbarat paylaşımı konusunda her türlü yardıma hazır olduğunu ifade etmişti. Konuya dair devlet düzeyinde yapılan açıklamaları "sivil toplum örgütlerinin" kampanyaları eşlik ediyor. Salı günü Fransa çapında tüm liselerde 2 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirilirken, birçok ünlü isim Trocadero Meydanı’nda biraraya gelerek Boka Haram’ın elinde rehin tuttuğu kız çocuklarını derhal serbest bırakması yönünde çağrıda bulundu.
Fransa’da Nijerya’da yaşanan kaçırma olayının bu kadar gündem olması "insani dayanışmanın" ötesinde Fransa’nın son aylardaki Nijerya ziyaretleri düşünüldüğünde başka şeyleri akla getiriyor.
Tuhaf olan, köleliğin kaldırılmasına dair yapılan törende siyahi bakan marş söylemediği için linç edilmek istenirken, aynı ülke başka bir ülkede yaşanan insanlık dramına duyarlı oluyor. Ve birileri çıkıp Fransa’ya sormayı akıl etmiyor; Nijerya ve arka bahçesi olarak kullandığı birçok Afrika ülkesinde din adı altında biraraya gelen bu çete örgütlenmelerini kim yarattı!

Yazarın diğer yazıları