Fransa yine hedefte!

Fransa Gündemi

Fransa yeni bir terör saldırısıyla sarsıldı. Saint-Etienne-du-Rouvray bölgesinde kilisede rehin krizi ve devamında iki DAİŞ mensubu olarak açıklanan saldırganların papazın boğazını keserek katletmesinin ardından gözler tekrar Fransa’daki terör saldırılarına döndü.

7 Ocak 2015’te Charlie Hebdo ve 13 Kasım 2015’te Paris’teki üç ayrı noktada gerçekleştirilen saldırıları, 14 Temmuz Nice kentinde kalabalığın içerisine kamyonla dalan ve otomatik silahla ateş açan saldırganın 84 kişinin hayatına mal olması ve hükümetin açıklamalarına yansıyan onlarca önlenmiş saldırıya bakıldığında son iki yıl içerisinde Fransa’da sistematik olarak DAİŞ saldırıları yaşanıyor. 

Nice’de yaşanan saldırının ardından hükümet muhalefetin ağır eleştirilerine maruz kalmış ve güvenlik zaafiyeti konusunda büyük tartışmalar başlamıştı. Yaşanan tartışmalarda bölgedeki polisin "yeterli güvenlik vardı" raporu yazması yönünde İçişleri Bakanlığı tarafından tehdit edildiğine varan skandallar yaşanırken, bu kez Saint Etienne’de yeni bir saldırı yaşandı. Yaşanan saldırının birkaç saat sonrasında hükümetin ve cumhurbaşkanının yaptığı açıklamalara bakıldığında, "anında olaya müdahale edildiği, fazla can kaybı yaşanmadığı, polisin başarısı" vb çerçeveye indirgendi.

Sadece hükümet değil, basın yayın organlarının da sistematik saldırıları bir güvenlik zaafiyeti çerçevesi üzerinden kamuoyuna yansıtması, ‘Fransa neden bu saldırıların hedefi oluyor’ sorusunu halkın kafasından silmeye yetmiyor.

Fransa’nın şuanda DAİŞ’in hedeflerine yönelim konusunda Ortadoğu’da operasyonel güç olarak varlığı, bölgedeki pazar payını sürekli genişletme çabası, bununla birlikte özellikle Libya sorunu bu sistematik saldırıların aynı zamanda devam edeceğini gösteriyor. DAİŞ’in Suriye ve Irak’ta sıkıştığı dönemlerde dışarıda yaptığı eylemler için eleman göndermesi bir yöntemken Fransa için buna bile ihtiyaç duymuyor. Çünkü  Fransa’da DAİŞ’e sempati duyan ve uğruna eylem yapacak büyük bir potansiyel olduğunu Fransız devleti bile gizleyemiyor.

Nice saldırısından bugüne özellikle Libya konusunda Fransa’nın sıkıştığı açık. Bu konunun yaşanan saldırılardan bağımsız olmadığı ise açık. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz Sirac’in, Fransa hükümetinden ülkenin doğusundaki varlığına ilişkin resmi açıklama talebinde bulunmasıyla paralel saldırıların ardarda gelişmesi akla ‘Fransa’nın Libya’dan çekilmesi için mi saldırılar peş peşe gelişiyor’ sorusunu getiriyor. Sirac, yaptığı açıklamada, Fransa’nın Libya’daki varlığının uluslararası normların ihlali ve devletin egemenliğine yönelik kabul edilemez bir müdahale olduğunu kaydetmişti.

Geçtiğimiz hafta ise Fransa Savunma Bakanı Jean-Yves Le Drian, yaptığı açıklamada, Libya’da görev yapan 3 Fransız askerinin hayatını kaybettiğini duyurmuş ve devamında Cumhurbaşkanı François Hollande, ‘Libya’da bu dönemde korkunç bir istikrarsızlığın yaşandığını, Fransız güçlerinin Libya’da zor istihbarat eylemleri gerçekleştirdiğini’ açıklamıştı. Bu aynı zamanda Fransa’nın Libya’da özel askeri güçleri bulunduğuna ilişkin "ilk itiraf"tı.

Fransa’nın Ortadoğu’da güç ve pazar payını kaybetmeye niyeti yok. Bu nedenle Hollande’ın açıklamasına yansıdığı gibi, Fransa’da yeni saldırıların yaşanması kuvevetle muhtemel. 

Yazarın diğer yazıları