Fransa’da emniyet bile güvenli değil!

10 yıl önce Müslüman olduğu anlaşılan ve radikal Selefi gruplarla temas halinde olduğu belirtilen Mickael Harpon, geçtiğimiz hafta 3’ü polis 4 memuru bıçaklayarak öldürmüştü. Saldırı sonrası Harpon’u Emniyet Müdürlüğü’nün çatısında bir polis silahıyla vurup öldürdü. Yaşanan gelişmeler Fransa’da şok etkisi yarattı. Çünkü bu kez saldırgan Emniyet Müdürlüğü istihbarat dairesinde çalışan biriydi. Harpon’un Emniyet Müdürlüğü’nün istihbarat dairesinde bir bilgisayar teknisyeni olarak çalışmış olması ülke güvenliği konusunda kaygıları beraberinde getirdi.

Fransız emniyet birimleri içerisinde DAİŞ’e veri akışı daha öncede gündeme gelmişti ama Fransa İçişleri Bakanı bunu kesin bir dille red etmişti. 2015 yılı Kasım ayında Paris’te yaşanan saldırıların ardından saldırganların yerini bilen bir vatandaş emniyet müdürlüğüne başvurmuştu. Söz konusu şahsın yaptığı başvuruların dikkate alınmadığı daha sonra ortaya çıktığı gibi, adı gizli tutulan tanığın ev ve aile bilgileri kısa bir süre sonra DAİŞ’in eline geçti. Tanığın can güvenliği söz konusu olduğu için sayısız kez yer değiştirmek durumunda kaldı. Bir televizyon kanalının 2015 yılında yaşananlara dair yapmış olduğu belgeselde konuşan gizli tanık, ‘benim yaşadığım yeri ve kişisel bilgilerimi sadece polis biliyordu. Ama iki gün sonra DAİŞ’ten telefon ile tehdit mesajları almaya başladım. Bu demektir ki emniyet birimlerinde benim bilgilerim DAİŞ’in eline gitti’ ifadelerini kullanıyordu. Söz konusu iddianın ardından emniyet birimleri ve ilgili bakanlık konuyu yalanlamakla yetindi!

Şimdi yaşanan saldırının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkent Paris Emniyet Müdürlüğü’nde bıçaklı saldırı sonucu öldürülen 4 kişinin cenaze töreninde “Fransa, İslamcılık belası ile savaşta tetikte bir toplum oluşturmak zorunda” diyor. Macron, “İslamcılık terörü” ile mücadelede “kurumların tek başına yeterli olmayacağını” belirtip “bütün milletin birleşerek harekete geçmesi gerektiğini” söylerken Harpon’un 16 yıl boyunca Paris Emniyet Müdürlüğü’nün istihbarat dairesinde çalışmış olması, Fransa’nın sıradan insanın herhangi bir kuruma veya alışveriş merkezine giderken üstünün aranmasının bir güvenlik politikası olarak yeterli olmadığını Macron’a hatırlattı.

Macron, İslamcılık ile “savaş” vurgusu yaptığı konuşmasında, “Bu bir dine karşı savaş değil ama onun terörizme kayan sapmasına karşı bir mücadele” diyor. Macron’un bu günlerde Türkiye’nin Rojava işgaline karşı alacağı tutum bu anlamda da önemli bir yerde duruyor. Her fırsatta terörizmle mücadele de Kürtlerle müttefiklik durumunu dile getiren Macron, Türkiye’ye karşı net bir tutum alabilecek mi? TC’nin Rojava’ya saldırması durumunda yüzlerce Fransız kökenli tutuklu DAİŞ çetesinin Fransa’ya gelme olasılığı Fransa’yı endişelendiriyor. ABD’nin açıklaması ve Türkiye’nin işgal için harekete geçtiği bu günlerde önce Fransız Dışişleri Bakanlığı ardından Macron ve Fransa Başbakanı tarafından dile gelen bu endişe umarım Fransa’nın bu kez Efrîn sürecinden farklı bir şekilde tutum almasını sağlar!

Yazarın diğer yazıları