Fransa’nın önce Kaddafi’si şimdi de Hafter’i var!

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Libya’nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri olarak bilinen General Halife Hafter’i Paris’te Avrupa Seçimleri’nin harareti arasında ağırladı. Seçimler nedeniyle çok fazla gündem olmayan Macron-Hafter görüşmesi diğer görüşme zincirinin bir devamıydı. Macron daha geçtiğimiz haftalarda Trablus merkezli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz el Serrac ile görüşmüş ve devamında Almanya ve Rusya ile Libya krizi üzerine diplomasi trafiği gerçekleştirmişti.

Son 8 yıldır siyasi belirsizliğin ve bölünmüşlüğün devam ettiği 6 milyon nüfuslu Libya’da ülkesindeki savaş nasıl başlamıştı? Mart 2011’de Fransa’nın başkenti Paris’teki Libya konulu uluslararası kriz zirvesi gerçekleşmiş ve Fransa’nın talebiyle Kaddafi yönetimine karşı askeri müdahalenin ilk aşaması başlamıştı. O dönem Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Avrupa ülke liderleri ve Arap Ligi temsilcileriyle yaptıkları zirvenin ardından kameraların karşısına geçerek, müdahalenin başladığını açıkladı. Sarkozy, “Ortaklarımızda aldığımız karar doğrultusunda, Albay Kaddafi’ye bağlı kuvvetlerin, savaş uçaklarının Bingazi halkına saldırmasını engelliyoruz. Uçaklarımız, Bingazi’ye hava saldırılarını engelliyor” dedi. Sarkozy, silahsız sivillerin hedef alınması durumunda, Libya tanklarını da engelleyeceklerini açıklıyordu. Libya’nın 8. yılını geride bırakan savaş böyle start almıştı. Fransa “demokrasi”den dem vursa da savaşın doğrudan bölgenin petrol zenginliği olduğunu herkes biliyordu.

Dönemin lideri Sarkozy, Kaddafi diktatörlüğüne karşı “demokrasi” seferine çıktığını ifade etmiş, aynı Sarkozy şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında seçim kampanyası için Kaddafi’den 300 milyon dolar aldığı için yargı önünde!

Euronews haber sitesinin Libya cephe komutanlarıyla yaptığı röportajlara yansıyan tepkiler Fransa’yı işaret ediyor. Euronews’e konuşan ve Trablus’a bağlı savaşan Yatrib Tugayı komutanı Muhammed Halil İsa, “Burada her kim hayatını kaybediyorsa sebebi Fransa’dır. Halkı suçlamıyorum benim burada kastettiğim Fransa yönetimi, yani Hafter’i destekleyen kişi olan Macron.” ifadelerini kullanırken haksız da sayılmaz. Çünkü Macron, Halife Hafter’e hem siyasi hem de askeri açıdan destek veriyor. Fransa’nın destek verdiği General Hafter’e bağlı güçlerin 4 Nisan’da Trablus’a saldırı başlatmasından bu yana en az 510 kişi yaşamını yitirirken, çok sayıda yaralının olduğu basın yayın organlarına yansıyor. Böylesi bir çatışmanın tarafı olan Hafter’in Macron tarafından geçtiğimiz günlerde ağırlanması ve devamında Macron’un Almanya ve Rusya ile Libya ve Suriye konusunu görüşmesi elbet tesadüf değil.

İran konusundaki ABD tehdidinin geldiği düzey, yaşanan bu kaos ortamında Macron’un Hafter’i ağırlaması, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yeni dayanaklar arayan Fransa açısından bir tesadüften ibaret olmadığı açık. Macron’a yakın siyasi kaynaklardan basına yansıyan bilgilere göre Hafter’in gündeminde bir ateşkesin olmadığı ifade ediliyor. Anlaşılan onun arkasındaki güç Fransa’nın gündeminde bir ateşkesten bahsedilemiyor.

Çünkü bölgedeki çatışmaların ve kaosun şiddetlenmesi başta Fransa’nın işine geliyor.

Bölgedeki çatışmanın derinleşmesi ve Hafter’in elinin güçlenmesi demek Fransa’nın hem ABD hem de İtalya’ya karşı elinin güçlenmesi anlamını taşıyor. Yıllarca çadırını getirip Elysee sarayının yanında kuran Kaddafi’yi kullanan Fransa, günü geldiğinde Kaddafi’yi indirdiği gibi Hafter’i indirir. Gerekçe mi yeniden bir “demokrasi” yalanı yeter! Belki o gün bu kez Hafter’in Macron’un seçim kampanyası için verdiği paraları konuşur oluruz!

Yazarın diğer yazıları