Fransa’nın stratejik sessizliği!

Fransa Gündemi
Fransa’da kriz ve ırkçı saldırılarla sarsılmaya devam ediyor. Sivil faşistler göçmenlere dönük fizik saldırıları arttırırken, göçmenlerin tepkisi de sokağa dökülmeye başladı. Argenteuil  semtinde son bir ay içerisinde iki başörtülü kadın sokak ortasında sivil faşistlerin saldırısına uğradı. Konuya dair Fransa İşiçleri Bakanlığı yetkili bir hakim atayarak bir soruşturma başlattı. Argenteuil bölgesinde yaşayan göçmenler ise yaşanan saldırıları protesto etmek amacıyla bir yürüyüş gerçekleştirdiler… Aynı faşist gruba mensup kişiler 5 Haziran günü Antifada hareketinde yer alan 18 yaşındaki Clement Meric’e sokak ortasında saldırarak katletmişti.
Fransız basını aşırı sağcı Ulusal Cephe Partisi lideri Marine le Pen’in değerlendirmelerini ırkçı saldırıları tetikleyen unsur olarak işaret etti. Mayıs ayı içerisinde Le Pen hakkında Fransız Adalet Bakanlığı’na yapılan bir başvuruda Le Pen’e “ırkçı nefreti körüklemek suçlaması” getirildi. Bakanlık’a yapılan bu başvuru nedeniyle Avrupa Parlamentosu ilgili komisyonu Le Pen’in dokunulmazlık durumunu Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’na havale etmesini istedi. Kurul’un Le Pen’in dokunulmazlığı kaldırması durumunda hakkında dava açılabilecek. Le Pen daha önce Fransa’da sokakta namaz kılınmasını “Nazi işgaline benzettiği için” 2010 yılında yargılanmıştı.
Fransa’da ırkçıların saldırıları yaşanan gözaltı ve tutuklamalara rağmen kesintisiz sürmesi Sol Cephe ve diğer sol bileşende endişe yarattı. Durumu endişe içerisinde izlediklerini belirten siyasetçiler, Sosyalist Parti iktidarının siyaset ve ekonomi alanındaki yetmezliklerinin bu durumu beslediğine dikkat çekti. Sosyalist Parti iktidarı döneminde anti-faşist bir gencin faşistler tarafından öldürülmesinin ayıbını taşıyan bir parti olarak niteledikleri Sosyalist Parti’nin yürüttüğü politikanın sağa hizmet ettiğinin altını çizen Sol Cephe, solu faşist örgütlenmelere karşı birlikte hareket etmeye çağırdı.
Fransa siyaset gündeminde bu başlıklar öne çıkarken, diğer bir gündem ise Türkiye’deki Gezi Parkı direnişiyle birlikte yaşanan gelişmelerdi. Fransız basın yayın organları orantısız güç kullanımı konusunda Türkiye’yi eleştirirken Erdoğan’ın “tek adam” olmaya oynadığını ifade etmekten çekinmedi.
Taksim ve Türkiye’nin değişik illerinde gelişen eylemler sonrası; “İktidar partisi AKP, yönetimde olduğu on bir yıl süresince, Türk toplumu üzerindeki baskısını artırdı. Başbakan Erdoğan, dindar olmayan Kemalist kesimin başarılarını yok etti ve hukuk devletini, fikir özgürlüğünü zayıflattı. Erdoğan, İslami bir düzen getirmek istiyor. Bunu başörtüsünü serbest bırakmak ve alkol yasağı gibi adımlarından anlıyoruz. Sivillerin direnişinin sürdüğü şu günlerde ‘Türkiye Baharı‘ndan söz etmek için henüz erken. Fakat Ortadoğu’daki toplumların İslam kisvesi altında özgürlük alanlarına zarar verilmesini kabul etmek istemedikleri görülüyor.” değerlendirmesinde bulunan Liberation gazetesi “Taksim Cumhuriyeti”, “Erdoğan’ın mezarı olabilir” manşetiyle Gezi direnişini manşetine taşımayı da ihmal etmedi. Erdoğan mitingleri de Fransız basının gündemine girdi. “Barışçıl isyana karşı Erdoğan kendi partizanlarını topluyor” başlığını kullanan Fransız basını eylemlerin sürmesini ise “Tükiye’de bilek güreşi sürüyor” şeklinde değerlendirdi. Le Monde gazetesi ise Erdoğan’ı bu süreci bile 2014 seçimlerine hazırlık olarak değerlendirdiğini belirtti. 
Gezi Parkı direnişi, Fransız basın yayın organlarında geniş yer bulurken Fransa’da bulunan devrimci ve demokrat Türkiyeli kurumlar Gezi Parkı direnişi ile dayanışma amacıyla hafta boyunca eylemler gerçekleştirdi. Direnişte yaşamını yitiren Ethem Sarısülük için Les Halles bölgesinde anma gerçekleştirilirken Strasbourg Seint Denis, Les Halles, Hotel de Ville, Paris Türk Elçiliği önü ve Villiers Le Bel bölgelerinde yapılan eylemlere Türkiyeli ve Kürdistanlı çok sayıda göçmen katılım sağladı. Fransız Komünist Partisi Gezi direnişiyle dayanışma temelinde hafta boyunca gerçekleşen eylemlere katılım sağlarken aynı zamanda bir de sokak gösterisi gerçekleştirdi.
Fransa’da basınında ve dünya basınında büyük yankı uyandıran Gezi direnişi Fransa hükümeti tarafından gündeme dahi alınmadı. BM, Avrupa Birliği ve birçok yetkili ağızdan yaşanan şiddet nedeniyle kınamalar gelirken, Hollande ve hükümeti susmayı tercih etti… Bu durum, Fransa’nın stratejik ortağı Erdoğan ve hükümetini incitmek istemediğini gösteriyor… Diğer taraftan, Hollande hükümetinin Fransa’da artan ırkçı saldırılar karşısında nasıl bir yol izleyeceği ya da Fransız halkının bu duruma karşı nasıl bir tutum alacağı ise merak konusu…

Yazarın diğer yazıları