Fırtına…

Almanya’da fırtına dinmiyor.    Çok anlamlılık halinde irdeleyeceğimiz bu cümle içinde birçok olay ve olguyu barındırıyor. Sayfaya sığmayacak kadar uzun olan listenin güncel olanları ile yetinelim. 

Usul itibarı ile öncelikle gerçek anlamına değinelim:

Almanya’da ’havadan sudan konuşmak’ sıradan konuları konuşmak anlamında değil, bilakis reele dokunan, hazırlık gerektiren bir eyleme tekabül eder. O açıdan önemlidir. Zira evden çıktığınızda nasıl giyinmeniz, yanınıza şemsiye alıp almamanız gerektiği, dışarıda gerçekleşen eylem ve etkinliklerin akışı ancak bu sohbet çerçevesinde belirlenebilir. Hele hava cömert davranıp biraz güneş ışığı sunduysa, tüm gün mevzu budur. Zira kendileri çok değişkendir. Xavier fırtınasının mağduriyetini Berlin’de, Herwart fırtınasının mağduriyetini de Hamburg’ta yaşamış biri olarak konuşuyorum: Bizi bu havalar mahvediyor. 

Geçtiğimiz hafta sonu Almanya’nın özellikle kuzey ve doğu bölgelerinde etkili olan Herwart fırtınası kaosa neden oldu. Sonbaharın ikinci büyük fırtınası Herwart can kayıpları ile beraber, birçok yerin su altında kalmasına, ağaçların devrilmesine, dolayısıyla tren seferlerinin iptaline neden oldu. Ekim ayı başlarında yaşanan Xavier fırtınası da sonuçları benzer olan aynı derecede şiddetli bir fırtınaydı. Öyle ki, Ocak ayında Egon, Şubat ayında Thomas fırtınası ile birlikte milyar Eurolara varan zararın olduğu tahmin ediliyor. Uzmanlara göre son gerçekleşen Herwart fırtınası Almanya’da yaklaşık 250 milyon Euroluk bir zarara neden oldu. Şimdilerde kaos giderilse de, fırtınanın tatil dönemine denk gelmesi ile birlikte binlerce insan mağdur oldu. Fırtına tehlikelerinin devam edeceği de belirtiliyor.

Şimdi de mecaz anlama yoğunlaşalım. Zira mecazda oldukça kalabalık bir liste bulunuyor. 

24 Eylül’de gerçekleşen seçimlerin ardından koalisyon çalışmaları hummalı bir şekilde devam ederken, Almanya’nın Schwerin kentinde bombalı saldırı hazırlığında olan bir Suriyeli gözaltına alındı. Zanlının internet üzerinden bomba yapımında kullanılan maddeler ısmarladığı belirlendi. Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziére, Almanya’da büyük bir terör saldırısının engellendiğini açıkladı. 

Geçtiğimiz günlerde de Berlin’de radikal dincilerle bağlantısı olduğu düşünülen bir Türk’ün evinde 20 bin mermi ele geçirilmişti. 

Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın verilerine göre Almanya’da Selefilerin sayısı 10 bin 300 civarında. Bunlardan bin 880’ü İslamcı terörist olarak sınıflandırılırken, 700’ünün her an terör eylemi düzenleyebilme potansiyelinin olduğu düşünülüyor. Yine son yıllarda 940 radikal İslamcının IŞİD’e katılmak üzere Suriye ve Irak’a gittiği, IŞİD’e katılanların üçte birinin Almanya’ya döndüğü, 147’sinin ise Suriye ve Irak’ta öldürüldüğü belirtiliyor. 

Bu veriler Almanları endişelendiriyor. Öyle ki, yapılan bir ankete göre Almanların en büyük korkusu ekonomik sıkıntı, enflasyon gibi nedenler değil, bilakis terör. De Maizére de açıklamasında terör tehlikesinin hala yüksek olduğunu ifade etmişti. 

Almanya’da fırtınalar estiren bir başka konu da MİT’in Almanya’daki faaliyetleri. MİT’in yıllardır Ortadoğu’da radikal İslamcılara desteği raporlara da yansımıştı. 6 binden fazla MİT çalışanının Almanya’da faaliyet yürüttüğü ise defalarca vurgulanmıştı. Fakat birçok MİT çalışanı bilinmesine rağmen soruşturma açılamıyor, tam tersi göz yumuluyor. 

Faaliyetlerine yönelik 2017 yılında 11 MİT soruşturması açıldı. Hükümetin soru önergesine verdiği cevaba göre casusluk soruşturmalarında her dört soruşturmadan biri MİT ile bağlantılı. Zira MİT’in muhalif kesimlere yönelik yoğun bir faaliyetinin olduğunu Alman İstihbaratı da raporlarında çok defa açıklamıştı. Bazı yorumlarda eski Doğu Almanya İstihbarat Teşkilatı (Stasi) döneminde bile ajan çalışmalarının bu kadar yoğun olmadığı da belirtiliyor. 

Bu veriler ışığında Almanya’nın bu kadar rahat olması da oldukça düşündürücü.

Nitekim geçtiğimiz hafta Türkiye’de tutuklu insan hakları aktivisti Peter Steudtner tahliye edildi. Tahliyesinin hemen akabinde Almanya’nın eski başbakanlarından Gerhard Schröder’in Merkel’in bilgisi dahilinde Erdoğan ile görüştüğü ve bir takım pazarlıklar yaptığı yansıdı basına. Dışişleri Bakanı Gabriel de böyle bir görüşmenin olduğunu onayladı. Kafalarda soru işareti bırakan bu görüşmenin bizlere neye mal olacağını da önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Yazarın diğer yazıları