Gandi’nin kıvılcımı

ABD’de 1849 yılında Henry David Thoreau “Sivil İtaatsizlik” adlı bir makale yazmıştır ve bu makale Gandi başta olmak üzere birçok halk önderine ilham olmuştur.

Thoreau vergi ödemeyi reddettiği için tutuklanmış ve akrabaları ondan habersiz vergiyi ödediği için ertesi gün serbest bırakılmıştır. Çıkınca verdiği bir seminerde “bir gün hapiste kaldım ve devleti tanıdım. Biz istemezsek devlet bizi yönetemez!” demiş ve sivil itaatsizliğin temelini atmıştır. Makalesi yayınlandığında henüz Britanya’da hukuk öğrencisi olan Gandi bundan etkilenmiş ve ülkesinin özgürlüğünü sağlayacak kıvılcım kafasında çakmıştır.

Mahatma Gandi’nin şiddet karşıtı, pasif direniş yöntemi birçok tartışmaya ve eleştiriye neden olmuştur. Fakat onu başarıya götüren yol olan sabır, sadelik, direngenlik, katlanma gibi felsefik temeli güçlü olgular yabancı egemenlik karşısında halkın topyekûn karşı çıkışının zeminini hazırlamıştır. Böylece Gandi bir halk hareketi yaratmış ve buna öncülük yapmıştır. Öyle ki Gandi’nin her eyleminde on binlerce insan tutuklandığı halde halk hareketi giderek büyümüştür. 1930 yılında Britanya’nın tuz vergisine karşı kendi tuzunu üretme adına 400 km. sürecek bir uzun yürüyüş düzenlemiş ve bu eylemin sonunda Britanya hükümeti 60 binden fazla kişiyi tutuklamıştır. Bu örnekler Gandi hareketinin ne denli büyük bir halk hareketi haline gelmiş olduğunu göstermektedir. Nihayetinde Britanya, Hindistan’ın haklarını tanıdığı zaman siyasi önderler de dahil 100 binden fazla tutuklunun tümünü birden serbest bırakmak zorunda kalmıştır.

Gandi hareketinin pasif direniş tarzı üzerine yürütülen tartışma ve eleştirilere karşın hareketin halklaşma boyutu sonuç alıcılık açısından örnek olmuştur.

Gandi en zor zamanlarda bile tarihsel bilinciyle halka umut aşılamayı bilmiştir.

Onun en önemli sözlerinden biri şöyledir:

“Umutsuzluğa düştüğümde tarih boyunca doğruluk ve sevginin her zaman kazandığını hatırlarım. Tiranlar ve katiller olmuştur, hatta bir süre yenilmez sanılmışlardır ancak sonunda her zaman kaybederler, düşün bir, her zaman!”

Her zaman kaybeden tiranlar, diktatörler, katiller günümüzde de kaybedeceklerdir. Bunun için Türkiye ve Kürdistan’da Gandivari halk hareketi geliştirilmektedir. Öncülüğünü de kadınlar yapmaktadır. Zemini çok güçlüdür. Birikim ve deneyimleri çoktur. “Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz!” dediğimiz zamanı herkes hatırlar. Bu yaklaşım tarzı Gandivari duruşun ilanıydı. Gezi direnişi, doğa koruma eylemleri, çocuk yaşta evlendirmeye, tacize, tecavüze, uyuşturucuya karşı eylemler, emekçilerin, işçilerin, memurların, köylülerin hak arayışları, yürüyüşler, grevler, okul boykotları, işgaller, zindan direnişleri, açlık grevleri hep bu kapsamda değerlendirilebilir. Serhıldanlar bu ruhun sergilendiği en cesur örneklerdir.

Bu eylemlerin yasal olmaları değil meşru olmaları önemlidir. Faşist yasalara karşı yapıldığı için yasa tanımayan, yasa dışı eylemlerdir. Fakat meşrudur. Meşru olmayan ise faşist yasalardır. Bu yasalara uymak, teslim olmak, insanlıktan çıkmak, koyun olmak anlamına gelir.

Türkiye’de yürürlükte olan Anayasa 12 Eylül askeri darbesiyle yapılmış ve AKP döneminde çıkarılan KHK’ler ile tahkim edilip faşizmin zirve yaptığı bir Anayasa’ya dönüştürülmüştür. Yeni bir Anayasanın yapılması için çok geniş bir toplumsal mutabakat sağlanabilir. Anayasa İttifakı faşist Anayasanın değişmesini isteyen tüm kesimleri kapsayabilir. Bununla birlikte toplumsal bir değişim ve dönüşüm gücünün açığa çıkarılması için HDP’nin öncülük yaptığı Demokrasi İttifakı geliştirilmelidir. Bunun ilanı yapılmıştır ancak büyümesi için eylem alanında kendisini göstermesi kaçınılmazdır. Demokrasi İttifakı eylemsiz olamaz. Savaş karşıtı mitingler önemli bir adım olmakla birlikte eylemde sürekliliği ve çok büyük halk katılımını sağlayacak yöntemlere ihtiyaç vardır. Gandivari hareketin burada devreye girmesi gerekiyor. Kararlı, istikrarlı ve çok büyük halk katılımını sağlayacak eylem çizgisi ve tarzını geliştirmeliyiz.

Kadın hareketinin öncülüğünde geliştirilen ÖZGÜRLÜK eylemi Demokrasi İttifakının genişleyeceği, gelişeceği ve kendisini eylem içinde örgütleyeceği daha büyük bir zemin oluşturmuştur. Bu eylem kampanyasına tüm gücümüzle katılıp sonuç alıcı bir halk hareketine dönüşmesini sağladığımızda tüm kirli savaş uygulamaları ve faşist yasalara son verilebilir.

Yazarın diğer yazıları