Gazeteciler saldırı altında

İzmir’de 12 Kasım’da gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ruken Demir, JİN NEWS muhabiri Melike Aydın ile birlikte “örgüt adına faaliyet yürütmek” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine konuldu. MA muhabiri Berivan Altan, 26 Kasım gecesi Ankara’da kaldığı eve yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmasının ardından önceki akşam bu kez İstanbul’da MA muhabirlerinden Sadiye Eser ve Sadık Toplaoğlu gözaltına alındı. Bir tarafta dış dünyadan gelen tepkiler karşısında yargı paketleri hazırlanarak tutuklu kimi gazetecilerin cezaevinden bırakıldığı Türkiye’de, diğer tarafta bu tür gözaltılarla özellikle Kürt gazetecilere yönelik baskılar sürdürülüyor. Gözaltı ve tutuklamalara tepki gösteren gazeteciler ve gazetecilik meslek örgütleri, saldırıların bütün gazetecilere dönük olduğunu vurguladı.

Devletin yayın organlarını kapatıp maddi imkanlarını ortadan kaldırarak yapamadığı şeyi, gazetecileri gözaltına alarak yapmaya çalıştığını söyleyen Sendika. Org Editörü Ali Ergin Demirhan, “Mezopotamya Ajansı bunun en önemli göstergelerinden biri. Bütün imkansızlıklara rağmen gazeteciler var olduğu sürece gazetecilik devam edecek. Bunu ortadan kaldırmaya uğraşıyorlar. O yüzden sürekli bu tip operasyonlarla taciz etme, yıldırma ve işlerini yaptırmamaya çalışıyorlar. Bu saldırıları, hak ve özgürlüklerin; halkın haber alma hakkının ve basın özgürlüğünün sistematik olarak engellenmesine dönük bir saldırı olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Eren: Baskıya ihtiyaçları var

 Türkiye’nin gazeteciler için cezaevine dönüştüğünü söyleyen DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren de yapılan gözaltılara “Arada bir iki tahliye ye sevinsek de illaki birilerine ya dava açılıyor ya da her bir iki gazeteci gözaltına alınıyor. Bu baskılar bir türlü durmuyor” diyerek tepkisini gösterdi. Eren, “Çünkü iktidarın bu baskıya; gerçeklerin duyulmaması ve duyurulmamasına; toplumun manipüle edilmesine ihtiyacı var. İktidar basın ve ifade özgürlüğünü yok ederek iktidarını sürebileceğini düşünüyor. Halkın haber alma hakkına sahip çıkması gerekiyor. Ne zaman bu olursa baskılar da o zaman son bulur” şeklinde konuştu.

Polat: Uydurma gerekçeler

 Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ise, gazetecilerin uydurma gerekçelerle gözaltına alınması üzerinde durdu. Son süreçte gündeme gelen yargı paketinin hükümet açısından bir taktik içerdiğini söyleyen Polat, gazeteci Ahmet Altan’ın serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra tekrar tutuklanmasına ve Cumhuriyet Gazetesi davasında mahkemenin Yargıtay kararına direnmesine dikkat çekti. Polat, şöyle devam etti: “Şimdi de Mezopotamya Ajansı’ndan meslektaşlarımızı gözaltına alıyorlar. Tüm bunlara bakıldığında ikna edici ve nefes aldıran bir yargı reform paketinden bahsedilemez. Yargı paketi iktidarın ekonomik ve diplomatik olarak yaşadığı açmazlar ve daralma sonucu Avrupa ile ilişkilerini rahatlama ihtiyacı ile gündeme getirdi. Ülkede yaşanan baskı iklimi ancak kazanılmış bir demokrasi ile aşılabilir. Kürt basın emekçileri için ağır bir baskı süreci tarihi var. Bu baskılar sistematik bir hal aldı. Tek bir muhabirin gözaltına alınması bütün basın ve gazetecilere dönük bir baskı olarak görmek gerekiyor.”

Durmuş: Mesleği bırakmayacaklar

Yargı reformu paketi çıktıktan sonra birkaç gazetecinin tahliye edilmesinin kendilerinde bir umudun oluşmasına neden olduğunu ifade eden Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, ancak son yaşanan gelişmelere baktıklarında iktidarın basın üzerindeki baskılarının aslında hiç değişmediğini vurguladı. Bu açıda yargı reformu paketinin Avrupa’nın gözünü boyamak üzerine hazırlandığını belirten Durmuş, şunları kaydetti: “Gerçekten niyet gazetecilerin tutuklanmaması olsaydı şu anda 118 gazeteci cezaevinde bulunmazdı ve yeni gözaltılar yaşanmazdı. Ama niyet bu değil, zaten gazetecilik yapılması istenmiyor. Hele Kürt gazeteci isen hiç istenmiyor. Doğal olarak son dönemde Kürt medyasına yönelik baskıların kaynağı buradan geliyor. Gazeteciler gözaltı ve tutuklamalar ile bu mesleği bırakmayacaklar, yapmaya devam edecekler.”

Azak: Tamamen siyasi

 Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’ndan (MKGP) Gülistan Azak ise, gözaltı ve tutuklamaları tamamen siyasi vesayetin bir sonucu olduğunu ifade etti. Azak, şunları dile getirdi: “Düşünce ve fikir özgürlüğü konusunda hazırlanan yeni yasalar sadece kağıt üzerinde kalan göstermelik adımlar. Geçtiğimiz haftalarda İzmir’de yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek platform üyelerimizden iki kadın gazeteci arkadaşımız Ruken Demir ve Melike Aydın gözaltına alınmış, ardından ise çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmışlardı. Geçtiğimiz 26 Kasım günü ise Berivan Altan arkadaşımız sabah saatlerinde Ankara’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı.İstanbul’da da dün akşam saatlerinde gazeteci arkadaşımız Sadiye Eser gözaltına alınmıştır. Kadın gazetecilere dönük söz konusu gözaltı ve tutuklamalar cadı avının devamıdır. Söz konusu gazetecilere dönük saldırılar Türkiye’nin ayıbıdır. Dayatılan gözaltı ve tutuklamaları şiddetle kınıyor, arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.”

Temel: Özgür basına gözdağı

 Gazetecilerin yaptıkları haberlerden kaynaklı gözaltına alınıp tutuklanamayacağını söyleyen Etkin Haber Ajansı Editörü İsminaz Temel de şöyle konuştu: “Son dönemde gazetecilerin tahliyeleri yaşanıyor ancak bu tahliyeler olmaması gereken tutuklanmaların sonucudur. Gerçeği beyan eden gazeteciler haksız ve hukuksuz yere tutuklanıyor. Yapılan gözaltılarla asıl olarak gazetecilik mesleğinin kendisine ve en önemlisi de özgür basına gözdağı vermeye çalışıyorlar. Türkiye, dünyada tutuklu gazeteci sıralamasında hala en üstlerdeki yerini koruyor. Üç gazeteci bırakılıyor ama onların yerine mutlaka üç gazeteci de alınıyor. Dolayısıyla bu sayı değişmiyor.”

685 gazetecinin  kartı iptal edildi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Milli güvenliğe tehdit oluşturan yapılarla aidiyeti, irtibatı veya iltisakı olduğu” iddiasıyla 685 gazetecinin basın kartının iptal edildiğini açıkladı.

Oktay, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığının 2020 yılı bütçesi görüşüldüğü sırada basın kartlarının iptaliyle ilgili soruları yanıtladı. Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün kapatılarak İletişim Başkanlığı’nın kurulması ardından sarı basın kartlarının güncellenmesine ihtiyaç doğduğunu ifade eden Oktay, 2019’da 343 sarı basın kartının verildiğini; devlet içi çatışmanın ardından da “milli güvenliğe tehdit oluşturan yapılarla aidiyeti, irtibatı veya iltisakı olduğu” gerekçesiyle 685 basın mensubunun basın kartının iptal edildiğini söyledi.

Yazarın diğer yazıları

    None Found