Gerçeklerin üstü örtülerek çözüm sağlanmaz

2015 Türkiye’de ciddi bir mücadele yılı olacak. AKP’nin dış politikası yerle yeksan olmuş, organize yalan makinasına rağmen "değerli yalnızlık", kavramı "seviyesiz bir komediye" evrilmiş durumda.
AKP’yi ayakta tutan tek şey her seçimde halktan aldığı yüksek oy. Onu da Kürt hareketine borçlu. Kürt hareketine borçlu, çünkü çatışmasızlık durumu ve İmralı’nın barış çabası halkta hükümete güveni arttırmış. Hükümet bu nedenle her seçim öncesi Kürt sorununu ”çözüyor gibi” yapıyor.
Kandil, Şengal ve Kobanê’de ABD öncülüğündeki koalisyon ile ittifak yaptı. Hükümet ise koalisyonla çatışmalı ve onunla kavgalı.
Kandil IŞİD’in hamisi, demokrasi karşıtı ve batı ile kavgalı bir AKP ile uzun süre çözüm sürecini götüremez. Götürürse uluslararası ve bölgesel ittifaklarını kaybeder ve demokrasi karşıtı bir pozisyona düşer.
Haziran 2015’te milletvekili genel seçimi var.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Kasım 2014’te seçim barajının iptal edilebileceği ihtimalinden bahsetti.
AYM’nin bir kaç hafta içinde kararını açıklaması bekleniyor.
Seçim barajı iptal edilirse AKP ciddi güç kaybeder ve tek başına hükümet kuramaz; HDP ise en az 70 milletvekili ile meclise girecek. Ancak baraj iptal edilmez ise o zaman HDP ile birlikte birçok parti meclis dışında kalacak ve AKP anayasayı değiştirecek çoğunluğu yakalayacak. Bu gittikçe otoriterleşen Türkiye’nin faşizan tek adam diktatörlüğü olur.
Bu durumda sokakların hareketlenmesi kaçınılmaz olur. Çünkü sokak dışında otoriter ve gittikçe diktatörleşen hükümeti frenleyecek bir mekanizma kalmaz. Hükümet bunun farkında ve şimdiden mücadelenin ve değişimin sokağını yok etmek istiyor.
Sokağın demokrasi ve çözüm talebini yok etmek için Cizre’de bir tezgah kurdu. Tezgahı ilk olarak 6-8 Ekim Kobanê protestolarında sahnelemişti. Erdoğan 11 Ekim’de "Sakallı kardeşlerimize, başörtülü kadınlarımıza saldırıyorlar. İslami değerleri hedef alıyorlar" diyerek HDP ve Kandil’i hedef göstermişti. 
Hüda-Par kimliği ile paramiliter güçleri sokakta halkın üzerine sürerek Kürtler arası bir iç savaş görüntüsü oluşturmak istediler.
AKP’nin kalemi Abdulkadir Selvi 17 Ekim’de şunları yazıyordu: "PKK, 6-8 Ekim olaylarındaki tutumu ile HÜDA-PAR’ı bu sürecin görünmez bir aktörü haline getirdi. HÜDA-PAR masada değil, ama ruhu Kürt mahallesinin üzerinde dolaşıyor. Çözüm sürecinin ensesinde nefesi hissediliyor."
O ruh Hüda-Par ismiyle Cizre’de dolaşıyor ve o nefes hissediliyor. 
Bülent Arınç o ruh ve nefes için "Silaha bulaşmadılar, mazlum ve mağdurdurlar" diyordu. Aynı refleks 90’lı yıllarda Hizbullah için şunu diyordu: "PKK’ye karşı kendisini savunan dindar insanlar."
Esas amaçları halkın çözüm ve demokrasi talebini sokağa çıkartmamak; değişim isteyenleri sokağa çıkamayacak duruma getirmek. Başka bir deyişle Hükümet Kandil’den yükselen "adım at" seslerini kesmek ve olası mücadele alanını terörize ederek yok etme planı yürütüyor.
KCK Eşbaşkanlığı; "Bilindiği gibi yakın zamanda Bülent Arınç Hüda-Par ve PKK karşıtı partilerle görüşerek süreçte muhatabın sadece PKK olmadığını söylemiştir. Bu saldırının bu görüşmeden sonra gelmesi de manidardır" açıklaması yaptı.
KCK şu ayrıntıya dikkat çekti: "6-8 Ekim Kobanê protestolarında 3 Hüda-Par’lıyı öldürdükleri iddiasıyla onlarca yurtsever tutuklanırken 40’tan fazla yurtseverin faili ise bulunamıyor."
Kandil, tezgahı hemen fark edip tavır alırken, DTK Eşbaşkanı yaşananlardan bihaber gibi Cizre’de yaşananlar için şunu söylüyordu: "Ortada üçüncü bir güç var o da ‘paralel yapı’. Bu yapı çözüm sürecinin en büyük karşıtı." Gazetecinin "Elinizde bir belge var mı?" sorusuna "Çok sayıda" yanıtını vermiş. Dicle elindeki belgeleri açıklamıyor ama adres veriyor:
"Yabancı istihbarat örgütleri olabilir"
Ve diyor ki "Amaç çözüm sürecini sabote etmek."
Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da "Olayların arkasında yabancı güçler var" diyor. Hükümet de Dicle gibi yabancı istihbarat örgütlerine ve paralel yapıya gönderme yapıyor.
6-8 Ekim’de ve Cizre’de yaşananların arkasında ne paralel yapı var ne de yabancı istihbarat örgütleri; derin provokasyonun direksiyonunda AKP var.
Kandil tezgahın farkında ve Hükümetin Cizre’de yürüttüğü plan ile 4 amacı olduğunu söyledi:
1- PKK ve Hüda-Par çatışıyor diyerek gündem saptırıyor,          2- Asayişsizliği gündeme getirerek, güvenliğin olmadığı yerde müzakere ve çözüm olmaz propagandasıyla seçime kadar oyalamayı meşrulaştırıyor,
3- Halkın mücadelesini ezip sindirmeyi amaçlıyor,
4- Hüda-Par denilen çevreleri 90’lı yıllardaki gibi kullanıyor.
Şu provokasyon diyenler şunu bilmeli ki gerçeklerin üstü örtülerek çözüm sağlanmaz!

Yazarın diğer yazıları