Girê Kêçlê tarihi 11 bin 500 yıl

 Yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğu tahmin edilen Xerab Reşkê’den (Göbeklitepe) sonraki en eski arkeolojik alan olduğu tahmin edilen Girê Kêçlê’de (Karahantepe)’de kazı çalışmaları başladı.

MUHAMMED ABDULKADİR ESEN / URFA

Dünyanın en eski anıtsal mabedi olan Xerab Reşkê’deki (Göbeklitepe) yapılara benzeyen, ilk tespitlere göre neolitik döneme ait 11 bin 500 yıl öncesine ait “T” şeklinde 250’nin üzerinde dikilitaşın bulunduğu Girê Kêçlê’de (Karahantepe) ilk kazı çalışmalarına başlandı. Urfa Kültür envanterinin tespit edilmesi için başlatılan çalışmalar esnasında, Urfa merkeze 46 kilometre uzaklıkta bulunan Tek Tek Dağları Milli Parkı içerisindeki Zaxzux (Kargalı) mahallesine bağlı Kêçlê (Keçili) mezrası yakınlarında araştırmacılar tarafından 1997 yılında yapılan yüzey taramasında Girê Kêçlê’deki yapılara rastlandı.

Kazılar 1 Eylül’de başladı

Girê Kêçlê’de yüzey taramasında tespit edilen “T” biçimli dikilitaşlar, Atatürk Barajı’nın yapımıyla sular altında kalan Nevali Çori’de başlayan Xerab Reşkê’de devam eden yaşam ve inanç biçiminin Girê Kêçlê’de de var olduğuna işaret ediyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden alınan izinle İstanbul Üniversitesi öncülüğünde Münih, Liverpool ile İstanbul Kültür Üniversitesi desteğiyle Prof. Dr. Necmi Karul başkanlığında bölgede ilk kazı çalışmalarına 1 Eylül’de başlandı.

250’nin üzerinde T biçiminde dikili taş 

Bu yılki çalışmayı bir aylık olarak planladıklarını belirten Necmi Karul, 20 kişilik arkeoloji, 20 kişilik işçi ekibi olarak toplam 40 kişinin kazı çalışmalarında çalıştığının bilgisini verdi. İlk çalışmada önceliklerinin alandaki arkeoloji potansiyelini tespit etmek olduğunun altını çizen Karul, şöyle devam etti: “Tespitlerimize göre önümüzdeki yıl için çalışma stratejimizi belirleyeceğiz. Yaptığımız gözleme göre çalışma baya uzun soluklu olacak. Buradaki arkeolojik kalıntıların Göbeklitepe ile benzer olması, alanın gezilebilecek bir yer olarak düzenlenmesini de şimdiden planların içerisine dahil etmeyi akla getiriyor. Yaptığımız kazılara göre kalıntıların günümüzden yaklaşık 11 bin 500 yıl öncesine ait olduğunu görüyoruz. Bu kalıntıların bölgedeki ilk avcı ve toplayıcılara ait kalıntılar olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle var olan ‘T’ biçimli dikilitaşlar burada çok sayıda özel yapının olduğunu bize gösteriyor. Hem hava fotoğraflarından hem de yüzey taramalarından 250’nin üzerinde dikili taşın varlığı kazı yapmadan dahi ayırt edilebiliyor. Bu tür yapıların çevresinde 12, merkezinde 2 dikilitaş olduğunu bildiğimiz için bu sayıya göre burada 20-25 civarında yuvarlak plan yapının olduğunu tahmin ediyoruz.”

Harran Ovasında benzeri yerleşimler

Girê Kêçlê’nin Xerab Reşkê ile benzer tek yer olmadığını vurgulayan Karul, Harran Ovası etrafında kazısı yapılmayan Xerab Reşkê’ye benzeyen çağdaşı olan çok sayıda yerleşimden söz edebileceğini ifade etti. En azından 10’un üzerinde benzeri özelliğe sahip yerin varlığından haberdar olduklarını paylaşan Karul, “Bu da bize Harran ovasının etrafında benzeri bir inanç sistemine sahip, benzeri bir yaşam biçimini sürdüren çok sayıda topluluk var olduğunu gösteriyor. Bunların birbiriyle ilişkisi büyüklükleri küçüklükleri, yaşam biçimindeki detaylar ancak buraların kazılmasıyla açığa çıkarılacak şeylerdir. Bu kültürün burada tek bir yerleşmeye özgü değil bu bölgeye özgü olduğunu söyleyebiliyoruz. Bu tür yuvarlak planlı yapılar, benzeri yaşam biçimi daha güneyde Suriye’de Irak’ta karşımıza çıkıyor. Ancak bu bölgenin bir farkı var. Yapılar benzer ama ‘T’ biçimli dikilitaşların bulunduğu bölge sadece burası. Dicle nehri boyunca da dikilitaşlarla karşılaşıyoruz ama bunların hiçbiri ‘T’ biçimli taşlar değildir” diye ekledi.

Farklı noktalarda kazılar yapacağız 

Yüzeyde görülebilen dikilitaşların büyük bölümünün tahrip edildiğini sözlerine ekleyen Karul, bölgede yaşayan halkın anlattığına göre yüzlerce dikilitaşın kırılıp inşaat malzemesi olarak kullanıldığını öğrendiklerini aktardı. Alanda gezildiğinde çok sayıda defineci çukuruna rastladıklarını belirten Karul, “Yani sadece yüzeyde görülenler değil yüzeyde görülmeyen de çok sayıda yapının olduğunu öngörüyoruz. Burada yapılar çok geniş bir alana yayılıyor. Sadece ‘T’ biçimli dikilitaşlar değil günlük yaşama işaret eden öğütme taşları gibi taşlarda bulduk. Bir yerleşimin de olduğunu gösteren işaretler var. Dolayısıyla sadece özel yapılar değil bu alanda bir köy yerleşmesiyle karşılaşmamız da çok büyük bir olasılıktır. Kabaca bir hesap yaparsak eğer bu kazı 15 ile 20 yıl arasında sürer. Alanı bir noktadan kazmak değil de sorularımıza cevap bulacağımız farklı noktalarda kazılar yaparak çalışmayı devam ettirmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

Yazarın diğer yazıları

    None Found