Girê Spî’den Serêkaniyê’ye kadar

Mezopotamya Ajansı’nın (MA) Kuzey-Doğu Suriye muhabiri Nazım Daştan, ABD-Türkiye mutabakatının bazı ayrıntılarına ulaştı. MA’nın dün servis ettiği ve tekzip edilmeyen habere göre ‘Güvenli Bölge’nin 5 kilometre derinlikte, Girê Spî’den Serêkaniyê’ye kadar 100 kilometre genişlikte olması öngörülüyor.

Mezopotamya Ajansı, Ankara’da 3 gün süren toplantının bazı ayrıntılarına ulaştı. ABD’li yetkililerin yanı sıra NATO’nun 6 üst düzey komutanının da katıldığı toplantıda, ‘Güvenli Bölge’ konusunda 5 kilometre derinlik, 100 kilometre genişlikte anlaşıldı. Foreign Policy Research Institute’den Türkiye uzmanı Aaron Stein’a göre ise 5 kilometreden sonraki 9 kilometrenin silahsızlandırılması kararı alındı. TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl, önceki gün DW’ye yaptığı açıklamada, ilkesel olarak diyalog ve müzakereden yana olduklarını belirtti.

ABD ile Türkiye arasında varılan mutabakat sonucu Kuzey-Doğu Suriye’ye sınırlarında kurulması planlanan ‘Güvenli Bölge’nin ayrıntılarına Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Nazım Daştan ulaştı. Uzun bir süredir tartışılan ‘Güvenli Bölge’ konusunda her iki taraf farklı öneriler sunarken Türkiye, işgal hazırlıklarından da geri durmadı. Demokratik Suriye Güçleri (QSD) sorunun diyalog yoluyla çözülmesi için birçok girişimde bulundu. Türkiye ise  Kobanê, Girê Spî ve Serêkaniyê kentlerinin sınırına askeri sevkiyatlar yaparak saldırı sinyali verdi. Bu gelişmeler yaşanırken geçtiğimiz günlerde ABD askeri heyeti ve Türkiye heyetleri arasında Ankara’da gerçekleşen ve üç gün süren toplantının ayrıntıları, yansıyanlardan oldukça farklı. Varılan mutabakata göre, ‘Güvenli Bölge’nin genişliği yaklaşık 100 kilometre, derinliği ise 5 kilometre olacak.

NATO komutanları da katıldı

 Gazeteci Daştan’ın edindiği bilgilere göre, Ankara’daki üç günlük toplantının masasında Türk yetkililerle oturan heyette, Ortadoğu’da bulunan ve buraları iyi bilen asker ve siyasetçilerin yanı sıra NATO’nun 6 üst düzey komutanı vardı.

Türkiye’ye ‘eksen’ hatırlatması

Toplantıda sadece Kuzey-Doğu Suriye’ye ilişkin mesele masaya yatırılmadı, bununla birlikte son yıllarda NATO ve Türkiye arasında yaşanan gerginlik de ele alındı ve Türkiye’ye “eksen belirleme” noktasında dayatmalar yapıldı. Türkiye’nin son dönemlerde Rusya ile geliştirdiği ilişkiler konuşuldu, bundan sonra Türkiye’nin NATO politikalarına göre hareket etmesi konusunda anlaşıldı.

‘Güvenli Bölge’nin sınırları

 Kuzey-Doğu Suriye için anlaşmaya varılan bölge ise Girê Spî’den Serêkaniyê’ye kadar uzanan bölge. Uzunluğu yaklaşık 100 kilometre olan bölge içerisinde birçok köy ve mezra da bulunuyor. Bu alandan YPG ve QSD, 5 kilometre geri çekilecek, bölgenin denetimi kentlerde kurulan yerel askeri meclislere devredilecek. Bu askeri meclislerin de Girê Spî ve Serêkaniyê Askeri Meclisleri olması bekleniyor. Türkiye, önümüzdeki dönemde bu bölgenin daha fazla yer kapsamasını talep etti, ancak şimdilik kabul görmedi.

Koalisyon ile devriye

 Belirlenen bölgede, Uluslararası Koalisyon güçlerinin denetiminde gözlem noktaları kurulması kararlaştırıldı; bölgede bulunan ağır silahlar ise 20 kilometre geriye çekilecek. Kuzey -Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin belirlediği şartların yerine getirilmesi koşuluyla Koalisyon güçleriyle birlikte Türkiye’ye ait uçaklar da bölgede uçuş yapabilecek. Bölgedeki tüm devriyelerin Koalisyon merkezinin bilgilendirilmesi ve onayıyla yapılması da karar altına alındı. QSD, bölgede gözlem noktalarının oluşturulmasını, Koalisyon güçlerinin denetiminde olması şartıyla olumlu yaklaştı.

 Tek taraflı eylem yok

 ABD ve Türkiye arasındaki varılan anlaşmanın dikkat çeken diğer başlıklarından biri ise Türkiye’nin bundan sonra bölgeye ”tek taraflı eylem” yapmasının engellenmesi. Bu anlaşmanın sonucuna göre Türkiye, Koalisyon güçlerinin bilgisi olmadan herhangi bir operasyona kalkışmayacak.

Suriyelilerin dönüşü

 Varılan anlaşmanın önemli maddelerinden bir diğeri de Türkiye’nin sürekli ”Ülkelerine dönmelerine izin verilmiyor” dediği Suriyeli mültecilerin durumu. Bu konuda da taraflar anlaşmaya vardı. Ülkelerine dönecek olanların herhangi bir yapı ve güç denetiminden ziyade sivil olarak yerleşim yerlerine dönebilecekleri konusunda hemfikir olundu. Bu konuda hassas olan Kuzey-Doğu Suriye güçleri de gerekli kolaylığı sağlayacak.

18 kilometreye kadar

Foreign Policy Research Institute’den Türkiye uzmanı Aaron Stein’in aktardığına göre ise ABD 5 kilometre derinliğinde bir şerit oluşturularak, buranın üçüncü tarafça denetlenmesini önerdi. ABD önerisine göre bunun altında 9 kilometre derinliğinde bir şeritte daha, yani toplam 14 kilometre derinlikte QSD’nin ağır silahları olmayacak. Bu 14 kilometre şeridin üzerinde ‘uçuşa yasak bölge’ ilan edilecek, bu bölge havadan Türk ve ABD kuvvetlerinin silahsız uçak ve İHA’larınca denetlenecek. Denetim, Müşterek Hareket Merkezi’nden izlenecek. Söz konusu 14 kilometreye ek, 18 kilometrelik bir dilimde yine havadan gözetim yapılacak.

Müşterek Hareket Merkezi

 Bu kapsamda Türkiye’de kurulacak olan Müşterek Hareket Merkezi için ABD’li askerler dönceki gün Urfa’ya geldi. Söz konusu merkez, anlaşmanın devreye girmesiyle yaşanacak gelişmeleri takip etmek için kuruldu ve gelişmeler Uluslararası Koalisyon güçleriyle birlikte takip edilecek. Türk Milli Savunma Bakanlığı, ABD’den 6 kişilik bir heyetin geldiğini açıkladı. Bakanlığın Twitter hesabında yapılan açıklamada ayrıca “Merkezin önümüzdeki günlerde faaliyete geçirilmesi planlanmaktadır” denildi.

DHA’ya göre 90 kişilik

Demirören Haber Ajansı (DHA), Milli Savunma Bakanlığı’nın bu açıklaması öncesinde yayımladığı haberde, Müşterek Harekat Merkezi’nde görev alacak 90 askerden oluşan ilk ABD birliğinin Urfa’ya ulaştığı bilgisine yer vermişti. Haberde, “Merkezde görev yapacak 90 kişilik ilk Amerikalı askeri birlik ise bugün kente geldi. Şanlıurfa GAP Havaalanı‘na inen askerler daha sonra otobüslerle hareket ederek merkeze ulaştı” ifadeleri yer aldı.

Akar: 30-40 km ilettik

Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar, Müşterek Harekat Merkezi’nin kısa bir süre içerisinde faaliyete geçmesini öngördüklerini belirterek, ‘Güvenli Bölge’nin derinliğine ilişkin ise sadece ne önerdiklerini söyledi. Akar, “Her ortamda 30-40 kilometrelik bir derinlik gerektirdiğini ilettik” dedi. ABD ile “müttefiklik ve stratejik ortaklık ruhuna uygun” bir işbirliği arzu ettiklerini vurgulamakla birlikte “ama diğer taraftan da ister ‘B’ ister ‘C planı’ deyin, eğer yürümezse kendi başımıza yapacağımız faaliyetlerimiz de hareketlerimiz de olacaktır” diye de ekledi.

Hulusi Akar, ABD ile ayrıntılarını paylaşamayacağını söylediği somut hedefler ve bir takvim üzerinde mutabık kaldıklarını anlatarak şunları kaydetti: “Bunlara uyulduğu sürece birlikteliğimiz, beraberliğimiz iş birliğimiz memnuniyetle devam edecektir. Eğer bunlarda uyumsuzluk olduğu takdirde beklemeye tahammülümüzün olmadığını kendilerine tekrar tekrar söyledik. Eğer böyle bir şey olmazsa o zaman tek başına hareket etme inisiyatifimizi kullanma hakkımızın doğacağını, bu konuda da hiçbir tereddütümüzün olmadığını dile getirmiş bulunuyoruz.”

Çavuşoğlu kendi nakaratında

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise yaptığı açıklamada Türkiye’nin işgalde kararlı olduğunu tekrarladı. AKP Antalya İl Başkanlığı’ndaki bayramlaşma töreninde konuşan Çavuşoğlu, “Nasıl Efrîn’den temizlendiyse Fırat’ın doğusunadan da YPG, PKK’yı temizleyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun temizlenecektir. Burada kararlılığımızda hiçbir şekilde değişiklik yoktur. ABD’nin daha önce Menbiç’te olduğu gibi Türkiye’yi oyalama sürecine girmesine müsaade etmeyeceğiz” dedi.

Xelîl: Tutumumuz nettir

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl ise Türkiye-ABD mutabakatını DW Türkçe’den Hediye Levent’e değerlendirdi. Xelîl, “Biz ve Türkiye arasında ‘Güvenli Bölge’ olması için bir bölge belirlenebilir ve YPG buradan çekilebilir. Tabii bu bölge kentleri kapsamaz, sadece iki kent arasını kapsar ve orada Uluslararası Koalisyon güçleri olur. Tabii biz, burada bölgenin evlatlarından oluşan sınır koruma birliklerinin olmasını önerdik. Ayrıca ağır silahların ne olacağıyla ilgili ayrıntılar da var ve bunlar ileride tartışılacak” şeklinde konuştu.

Türkiye üçlü diyalogu reddetti

Aldar Xelîl, anlaşmanın maddelerinden biri olan Türkiye ve ABD tarafından Müşterek Hareket Merkezi kurulması aşamasında sürece dahil olmayı önerdiklerini belirterek, şunları söyledi: ”Biz de bu diyaloğun bir parçası olmak için öneride bulunduk. Görünen o ki bizim üçlü diyalog önerimizi Türkiye kabul etmedi. Ancak anlaşmada üzerinde tartışılacak detaylar daha belli değil. Sadece bununla ilgili genel tutumumuz, diyalogu ve müzakere yolunu kabul ediyoruz ve ilerleyen süreçte sunulan önerileri tartışacağız.”

Türkiye bu adımlarla yetinmez

Xelîl, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri operasyon hazırlığının ardından ortaya çıkan anlaşmanın yeterli olmayabileceğini belirterek, şunları altını çizdi: ”Genel itibarıyla Türkiye tehdidinin halen devam ettiğini düşünüyoruz. Erdoğan bölge halkları için bir tehdit unsuru olmaya devam ediyor. Bu adımlarla yetinmeyi kabul edeceğini zannetmiyoruz. Ve ileride eline fırsat geçtiğinizde bölgemize saldırmak için bahaneler bulacak. Türkiye, Suriye’deki savaştan faydalanarak sınırlarını genişletmeye çalışıyor. Türkiye, Suriye’yi işgal etmektedir ve şu ana kadar hiçbir yetkiliden, Türkiye’nin gelecekte buralardan çıkacağına dair resmi bir açıklama duymadık.”

HABER MERKEZİ

Yazarın diğer yazıları

    None Found