Güncellenen Şark Islahat Planı

"Ablukaya alınan yerleşkelerde, yaşamsal alanlar tahrip edilerek geri dönüş koşulları ortadan kaldırılacak, kitlesel imhalar, tutuklama ve boşaltmalarla yerleşkeler huzura kavuşturulacaktır." Bu cümleler, 2014 Eylül ayında Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nın hazırlayıp, Genelkurmay Başkanlığı’na sunduğu ‘Çöktürme’ planı olarak hazırladı ve savaş simülasyonuna denemesini yaptırarak hükûmete sunduğu ‘Gizli’ ibareli eylem planından alınmış cümleler. Aşağıdaki başlıklar altında toplanabilecek cümleler de 8 Eylül 1925 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile hazırlanan Şark Islahat Planı’nda alınmıştır. 

"1925 Şeyh Sait İsyanı’ından arta kalmış olup cezalandırılmayanlar da cezalandırılacak, mahkemelerde Kürt ve yerli hakim bırakılmayacak. Kürt isyanını yönlendiren ve yönetenlerle bunların yakınları yandaşları ve hükümetçe uygun görülmeyen kişi, aile ve gruplar, Türkiye’nin batısına gönderilecek ve burada zorunlu iskana tabi tutulacaktır. Bölgeyi Türkleştirmek için on yıl içerisinde Yugoslavya, Bulgaristan, Kafkasya ve Azerbaycan’dan en az beş yüz bin kişi getirilip Kürtlerden boşalan yerlere yerleştirilecek. Kürtçe konuşulması yasaklanacak, asimilasyonu gerçekleştirmek için yatılı okullar açılacaktır. Görkemli hükümet binaları ve karakollar yapılacaktır." Evet, bunlar, Kürtlerin nasıl asimile edilip kültürel soykırıma uğratılacağına dair hazırlanmış ayrıntılı plandan alınmış birkaç cümle sadece. 

Doksan bir yıl önce hazırlanmış Şark Islahat Planı ile, 2014 yılında hazırlanan ve uygulamaları ve sonuçları ile bugün karşı karşıya kaldığımız plan arasında nasıl bir benzerlik ve devamlılık olduğu üzerine dikkate değer yazılar yazıldı aslında. Çöktürme adı verilen ve AKP devletince uygulamaya konulan bu planın tıpkı aradan geçen doksan yıl boyunca işe yaramadığı ve halklar arasında bir boğazlaşmanın önünü açmaktan başka bir sonuç doğurmayacağı çok açık ortadadır. Değerli araştırmacı yazar Mehmet Bayrak’ın "Kürtlere Vurulan Kelepçe- Şark Islahat Planı" adlı kitabını okuyunca bunun üzerine birkaç cümle etme ihtiyacı hissettim. 

Mesut Yeğen’in, kitap için yazdığı önsözde de belirtildiği gibi, Cumhuriyet’in Kürtler için düşündüğü ve doksan yıldır uygulanmasında ısrarcı olunan plan çok basit aslında. Nicel büyüklük itibari ile Ermeniler gibi bir bütünen fiziki imhası mümkün olmayan Kürtleri, direnen öncüleri ve unsurlarını baskı, işkence, öldürme ve hapisle imha etmek, geriye kalan büyük kitleyi de çeşitli asimilasyon yöntemleri ile Kürtlükten çıkararak Türk kimliği içinde eritmek. Bu plan bu doksan yıllık süreç içerisinde Kürtlerin kimlik hakları talebiyle yeniden yeniden isyan etmesini engelleyemediyse de Kürt kimliğinin asimilasyonu konusunda hayli yol aldı. Fakat içinden geçtiğimiz süreçte, güncellenmiş olarak yeniden devreye sokulan Şark Islahat Planı’nın, Kürtlerin ulaştığı mücadele kapasitesi bakımından en ufak bir şansı yoktur. 

Mehmet Bayrak’ın bu değerli araştırması, bütün bu uygulamaların sonuçsuzluğu hakkında bizi bir kanıya ulaştırırken aynı zamanda bu doksan yıllık süre içerisinde Kürtlerin de nasıl bir tutarlılık içerisinde ve eşit yurttaşlık ve kimlik hakları ile özyönetimin verilmesi temelinde bir birlikte yaşamın nasıl mücadelesini verdiklerini de göstermektedir. DTK’nın 2015’in son ayında açıkladığı özyönetim tasarısı ile Cumhuriyet kurulurken Kürtlere verilen sözlerin birbirine ne kadar benzediği, dönemin Kürt aydınlarının Kürtlerin hakları verilmezse ne olabileceğine dair yaptıkları uyarı ile bugünkü Kürt aydınlarının ve siyasetçilerinin yaptıkları uyarıları da bu kitap vesilesiyle bir kere daha okumakta fayda olduğunu düşünüyorum.  

Yazarın diğer yazıları