Gündemleri birleştirmek cepheyi genişletmek!..

Bizim medyamızda “gündem”e sıkı sıkıya bağlı kalma gibi bir titizlik var. Psikolojik savaş ortamında bu titizlik haklıdır. Muazzam bir medya tekeli tarafından yaratılan “yapay gündemlerin” peşine takılmak, halkın “gündemini” karartır, medyamızı oradan oraya savurur. Halk direnişini şaşırtır. Bilinçleri bulandırır.

Bu böyledir ama, medya tekeli tarafından, örneğin “İmamoğlu esnafa tokat attı” haberiyle yaratılan gündemin, milyonlarca insanı meşgul ettiği de bir gerçektir. Ne yapacağız? Kendi “gündemimize” bağlı kalalım diyerek bu “gündemi” susarak mı geçeceğiz?

Ya da 100 diplomatın gözaltına alınmasıyla ilgili haberleri düşünelim. “Halfeti”deki gözaltılar bizim gerçek “gündemimiz”dir diyerek, bu gözaltılara seyirci mi kalacağız?

Neredeyse ayda, hatta haftada bir kere medyanın duyurduğu “ordu mensuplarının” tutuklanmasıyla ilgili haberler bizim “gündemimiz” değildir diyerek, bu konuda konuşmayacak mıyız?

Örnekler çoğaltılabilir.

Burada sorun nedir? Burada sorun, kendi gündemimizle, bizim gündemimizin dışındaki gündemi “birleştirme” sorunudur.

PKK Önderi’ne karşı uygulanan hukuk dışı tecride karşı Leyla Güven’in öncülüğünde gerçekleşen direniş ve onun başarıyla sonuçlanması, bizim medyamızın en önemli gündemlerinden birisidir. Haberlerimizin ve yorumlarımızın ağırlık noktası da budur. Öyle de olmalıdır.

Öyledir ama, bu “gündemimizle”, 100 diplomatın gözaltında uğradığı işkence haberlerini nasıl birleştireceğiz?

Copla tecavüze uğrayan diplomatların annelerine çağrı yaparak her iki gündemi birleştireceğiz. “Beyaz tülbentli anneler direndi, kazandı; diplomatların anneleri neden direnmiyor?”

Hele bu çağrının bir “beyaz tülbentli anneden” geldiğini düşünün. “Evlatlarınıza, eşlerinize, kardeşlerinize sahip çıkın, direnin, korkmayın” diyen böyle bir Kürt annesi, 100 diplomatın yakınlarına cesaret aşılar.

İstanbul Belediye Başkanlığını kazanan İmamoğlu’na karşı yürütülen iğrenç kampanyayı da kendi gündemimizle birleştirmemiz kolaydır. Kürt Özgürlük Hareketine karşı medyada yer alan aşağılık yalanlarla, İmamoğlu’na karşı yöneltilen aşağılık yalanları yan yana getirdiğimiz zaman, Kürt Özgürlük Hareketine karşı savrulan yalanlara yıllardır inanan CHP tabanını uyandırmış olmaz mıyız?

Tutuklanan askerlere gelince… Zindanlarda TSK generallerinin yarısı hala işkence altında, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum yatıyor. Onların ailelerinden tek ses, tek nefes yok. Sinmişler. Onlar “FETÖ” korkuluğu ile ürkütülmüş; ama “PKK terör örgütü” lafları Kürt annelerini, ailelerini korkutamıyor. Evladı şehit düşmüş bir Kürt annesi, “zindandaki subay, Harp Okulu öğrencisi, er kardeşlerinize, eşlerinize sahip çıkın, sokakta direnin, bağırın, çağırın” dese ve bu çağrı medyamızın manşetlerinde yer alsa nasıl olur?

İyi olur. Bizim gündemimizle tutuklu asker ailelerinin gündemi birleşir.

Gelişmeler Kürt Özgürlük Hareketini doğruluyor. Daha düne kadar bu ülkede tüm Cemaatçiler, tüm CHP’liler, tüm Ordu mensupları, tüm diplomatlar PKK’ye karşı “milli” bir cephe içinde birleşmişlerdi.

Bu cephe şimdi paramparça.

Dün PKK’ye karşı devletin etrafında kenetlenenler, şimdi o devletin amansız saldırıları, yalanları, karalamaları altına alındı.

Hücresinde delirmek üzere olan Generallerin aileleri, “babamıza, eşimize, kardeşimize bunları yapanlar PKK’lilere kim bilir neler yaptılar” diye büyük bir iç muhasebesi yaşamakta. Hele diplomatlar. HDP’li vekil Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun TBMM’ye getirdiği işkencelere uğrayan bu diplomatlar, sanırım PKK Önderine karşı gerçekleştirilen “uluslararası komplo”da kendi camialarının payını şimdi acıyla anıyordur.

Ve bu sayılanların hepsi, kendilerine karşı yöneltilen gasplara, tutuklamalara, işkencelere karşı ne yazık ki, en küçük bir direniş gösteremiyor.

CHP 31 Mart darbesi karşısında kılını kıpırdatamadı. Binlerce generalin, subayın, erin aileleri korkuyla evlerine kapandı. Diplomatlar copla tecavüze uğrarken, onların yakınları utançla yüzlerini gizliyor.

Ya Kürtler?

Kürtlerin beyaz tülbentli anneleri. Onların yüz akı Leyla Güven? Zindandaki binler. Direniş ateşini yakmak için bedenlerini ateşe veren şehitler. Kürdistan’ın bütün parçalarında elde silah sömürgeciye karşı vatanlarını savunanlar. Şu günlerde Güney Kürdistan’ın “yöneticileri” utanç verici bir teslimiyet içindeyken işgalciye karşı direnen gerillalar…

Evet. Toplumun yarıdan fazlası faşist rejimin zorbalığı altında. Ama yalnızca Kürt halkı ve onun dostları direnişte…

Gündemleri birbirine bağlamak direnişi büyütür.

Yazarın diğer yazıları