Güney Kürdistan 2016’ya kriz devretti

Güney Kürdistan; siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan krizlerin iç içe geçtiği yoğun ve hareketli bir yılı geride bıraktı. Günlük yaşamın her alanına sirayet eden bu krizler, farklı siyaset bloklarının iktidar hesaplarından dolayı çözülemedi, aksine daha da girift bir hal alarak 2016’ya devredildi. Buna bir de Ortadoğu’da yaşanan kördüğümü de eklersek 2016’nın güney Kürdistan açısından hayli hareketli bir yıl olacağını şimdiden söylemek mümkün. 

Mesud Barzani’nin yılbaşı mesajında da dikkat çektiği bölge başkanlık krizi 2015’te güney Kürdistan’da en çok konuşulan konu oldu. Barzani, mesajında yine sorunun çözümünü getirmeyecek, hükümeti oluşturan siyasi partilerin kabul etmeyeceği öneriler sundu. Kaldı ki krizin bu duruma gelmesinde de başkanlık koltuğunda inmeyen Mesud Barzani vardı. Bir dönemdir uzatmalı yürüttüğü başkanlık süresi dolduğunda görevini anayasa gereği parlamento başkanına devretmeyince seçimler yapılamadı dolayısıyla yeni başkan da seçilmedi ve bölge içinden çıkılmaz bir siyasi krize girdi. Goran Hareketi’nden parlamento başkanı Dr. Yusuf Muhammed ise, yayınladığı yeni yıl mesajında güney Kürdistan’ın başkanlık krizinden kaynaklı iç çatışma durumuna ulaştığını, belirtti. 

Siyasi krizin yarattığı kör düğüm aşılamayınca beraberinde gelişen ekonomik kriz yaz aylarında tavan yaptı. Her geçen gün alım gücü düşen ve ciddi geçim sıkıntısı yaşayan halk, Ekim ayının ilk haftasında güney Kürdistan’ın birçok yerinde protesto gösterilerine başladı. Öğretmen ve memurların öncülük ettiği bu protestolardan KDP, Goran Hareketi’ni sorumlu tuttu ve 12 Ekim’de parlamento Başkanı’nın başkent Hewler’e girişine izin vermedi. 

KDP asayişinin parlamento başkanının Hewler’e girişine izin vermemesi darbe olarak nitelendirildi. İşin gerçeği krizin sorumlusu iktidarını elden bırakmak istemeyen KDP’ydi. Başkanlık krizini çözmek üzere defalarca toplantılar gerçekleştiren hükümetteki 5 parti temsilcileri bugünden sonra bir daha bir araya gelmedi. Başbakan Neçirvan Barzani daha sonra yaptığı açıklamada açıkça yönetime el koydu ve Goran Hareketine ait 4 bakanlığa da son verdi. O günden sonra Goran Hareketi’nin parlamento çalışmalarına katılmasına izin verilmedi. 

Bölgedeki kriz sadece bundan da ibaret değildi. Siyasi belirsizliğin kıskacındaki bölge aynı zamanda ekonomik krizle de sarsıldı. Petrol gelirlerindeki yolsuzluklar, bölge hükümetinin Bağdat hükümetine rağmen Türk devletiyle yaptığı direkt petrol satış anlaşması iki hükümet arasında da sert rüzgarların esmesine neden oldu. Bağdat hükümeti buna karşın merkezi bütçeden Hewler’e verilmesi gereken yıllık yüzde 17’lik payı kesti. Bölge hükümeti de yurt dışına sattığı milyonlarca dolarlık petrole rağmen, kesintiyi gerekçe göstererek memurların ve peşmergelerin maaşlarını aylarca ödemedi. Bir petrol ülkesi olan Kürdistan’da aylarca süren benzin krizi toplumun daha da gerilmesine neden oldu. Siyasi ve ekonomik kriz kıskacında nefessiz kalan güney Kürdistan’da halk protestoları işte bu şekilde gelişti. 

Ekonomik kriz sadece alanlarda etkisini hissettirmedi. Geçim sıkıntısı baş gösterince özellikle genç kesim yönünü yurt dışına çevirdi. Yıl içerisinde resmi olmayan rakamlara göre 40 bin genç kaçak yollardan yurt dışına gitti. Yurt dışına gidenlerden onlarcası sularda boğularak can verdi. Parlamento içindeki bazı vekillerin defalarca hükümeti kaçışların önüne geçmek için tedbir almaya çağırmasına rağmen, hükümet konuya dair hiçbir girişimde bulunmadı. Dolayısıyla siyasi krizin getirdiği sosyoekonomik sorunlar olduğu gibi yeni yıla devredildi. 

Bölgede tek iktidar gücü olmaya çalışan KDP, yılın son ayında hem Kürtler arası hem de Bağdat ile Hewler arası yeni bir gerilime daha imza attı. Türk devletiyle anlaşarak güya eğitim için Türk askerini Musul’un Başika ilçesine getirdi. Bağdat bu durumu savaş gerekçesi sayarak sert tepki gösterdi. Ancak Türk askeri halen alandan çıkmadı. Askerler alandan çekilmediği gibi yeni askerlerle güney Kürdistan’daki Türk üsleri de güçlendirildi.

2016’da belki de Kürt güçleri arasındaki ilişkilerin yönünü belirleyecek bu sevkiyata tüm Kürtler tepki gösterse de KDP ile anlaşmalı getirilen Türk askeri bölgeden çıkarılmadı. Dolayısıyla, PKK’ye karşı bir hamle olarak değerlendiren Bamerni ve Diyana’ya Türk askerinin gönderilmesi önümüzdeki yılda Kürt örgütleri arasındaki ilişkide ciddi olumsuz etki potansiyeli taşıyor. 

Yazarın diğer yazıları