GÜNEY: Onur, demokrasi, insanca yaşam isyanı

Güney’de halk gösterileri yükseldi. Güney hükümeti, “asayiş güçleri”ni saldırıya geçirdi. Şimdiye kadar 7 insanı öldürdü ve yaklaşık 100 insanı yaraladı. Tevgera Azadî Süleymaniye yöneticisini kaybetmeye çalışıyor ve çok sayıda insanı tutukladı. 

Hükümet şiddet kullanarak ve katlederek gösterileri bastırmaya çalışınca, öfkesi büyüyen halk gösterileri isyana dönüştürdü. Bazı şehirlerde PDK ve YNK binalarını ateşe verdi. 

Halk, 25 Eylül’le gürleyip, savaşla saldıran Irak sömürgecileri karşısında suspus olan Güney yönetiminin yenilgisini vesile yapıyor. Goran ve İslami partilerin hükümetten çekilmelerini fırsat bilerek gösterileri yükseltiyor. Hatta Goran ve diğerleri hükümetten çekilir ve seçimlerin ertelenmeden yapılmasını isterlerken, halkı gösterilere teşvik etmiş, halk bu teşvikten cesaret almış da olabilir. 

Ama sonuçta halk, ulusal teslimiyete, yolsuzluk ve Güney’in zenginliklerini başta aile hanedanlıkları olmak üzere bir avuç kapitaliste ve bölge-dünya patronlarına yağmalatmaya, anti demokratik/ despotik rejime karşı isyan ediyor. 

Güney yönetimi ve sınıf işbirliği çizgisindeki Bakurlu ulusalcılar, “yabancı bir el”in gösterileri kışkırttığı iddiasını yayıyorlar. 

Bu öncelikle Güney halkına karşı kara propaganda. PDK ve ortağı YNK’nin gaspettikleri iktidarı sürdürmek için yalan üzerindeki çırpınışı. 

Güney yönetimiyle işbirliğini yurtseverlik olarak sunan, ulusalcı sınıf işbirliğiyle yönetimin baskı ve katliamına susarak onay veren özellikle Bakur’lu ulusalcıların, halka inançsızlığının da ifadesi. Halka inançsızlık bu ulusalcıları, Bakur’un mücadelesi ve Rojava Devrimi karşısında yeralmaya, Güney yönetiminin despotik rejimine, Erdoğan ve Türk sömürgeciliğiyle işbirliğine, yağmacılığa onay vermelerine yolaçtı.

Kürt yurtseverleri, ‘ulusal birliği böler’ korkusuyla halkın mücadelesine kara çalmak yerine, tam tersine içinde yer alarak, destekleyerek, demokratik ve özgür/bağımsız Kürdistan programıyla donatarak ve örgütlü halk gerçeği yaratarak, ileri yürünebileceğini anlamalıdırlar. En korktukları ulusal parçalanmışlığı yaratanlar, yağmacı burjuva hanedanlıkların antidemokratik yönetimleri ve özel çıkarları nedeniyle partikülarizmdeki ısrarları değil mi? Güney’de ulusal parçalanmışlığa yol açmakla kalmadı. Rojava’da ENSK eliyle yolaçtığı parçalanmışlığı ancak özgürlükçü ve halkçı devrim aşabildi ve Kürt ulusal birliğini de halkların özgürlük içinde birliğini de sağlayabildi. Yurtseverler Güney’in Bismarkçı antidemokratik yol ve yöntemleriyle Kürtlerin ulusal birliğinin sağlanamayacağını anlamamış görünüyorlar. 

Ulusalcılar, İran mollalarının bu mücadeleyi kışkırtarak Irak sömürgecilerinin işgalini amaçlıyor iddiasını da ileri sürüyorlar. Abadi’nin Güney yönetimini uyarısını dikkate alırsak mollaların ve Abadi’nin halk isyanını bu yönde kullanmak istedikleri açık. Fakat isyanın Goran ve YNK muhalefetinin en güçlü olduğu Süleymaniye ve İran’a yakın kentlerde patlak vermesinden de bu sonuca varıyorlar. 

Oysa 2015’te de, yine asıl merkezi bu kentler olan halk gösterileri patlak vermiş, KDP ve YNK şiddetle bastırarak 5 kişiyi katletmiş yaklaşık 200 kişiyi yaralamıştı. O dönemde ‘İran mollalarının oyunu’ yorumu pek yapılmazken şimdi yapılması, yenilgi ortamında ulusalcılığın akıl tutulmasını gösteriyor.

Ortadoğu halkları, 1990 yenilgisinin umut kırılmasıyla sosyalizmden, burjuva ulusalcılığının iflasından milliyetçilikten yüzlerini politik İslamcılığa çevirdiler. Politik İslamcı, mezhepçi ve sömürgeci milliyetçi boğazlaşmalar, emperyalist işgallerin kan gölü içinde Kürt halkı Kürdistan’ın üç parçasında demokratik geleceği yükseltiyor. 

Arap halkları isyanlarıyla yeniden demokratik geleceğe yüzünü dönmüşken emperyalist ve bölge despotik devletleri ile politik İslamcılar sürecin önünü kestiler. Fakat bütün sömürgeci savaşlara rağmen Kürt halkı demokratik geleceği inşa etmekten vazgeçmedi. Rojava Devrimi’ni yükselterek, sömürgeci Erdoğan faşizmine karşı en önde direnerek demokratik meşaleyi kan ve can bedeli yükseltmeye devam ediyor. 

Kürt halkı, elbette bu mücadelede kendisine öncülük eden Kürt Özgürlük Hareketi sayesinde bu örnek rolünü oynuyor, ama sonuçta aynı halkın diğer üç parçadaki bölümüdür. Eşitsiz gelişmeye rağmen Güney halkı bu mücadeleden hem öğreniyor hem de kendi geçmiş mücadelesinin onurunu ve derslerini taşıyor. 

Abadi’nin sömürgeci ordusuna ve Heşdi Şabi çetelerine karşı Kerkük’te ve bazı Kürt kasabalarında, ulusal onur direnişiyle ölümü göze alan Kürt gençlik kitleleri ile az sayıdaki peşmerge bu mücadelenin yakın zamandaki örneği oldular. 

Başur halkı, PDK ve YNK’nın çürümüşlüğüne ve antidemokratik rejimde ısrar etmelerine karşı ulusal onur, demokrasi ve insanca yaşam için ayağa kalkıyor. Bütün demokratik yurtsever güçler, komünist güçler; bağımsızlık referandumunu kararlılıkla destekledikleri gibi halkın isyanını da aynı kararlılıkla desteklemeli, içinde yeralmalı, halk örgütlülüğü aratmalı, halka güvenerek demokratik ve özgür bir Başûrê Kurdistan için mücadele etmelidirler. 

Süreç iniş çıkışlarla ama bu yönde ilerleyecektir. Halka güvenmeyenler yalnızca Başur’un antidemokratik ve kapitalist yağmacı yönetimine değil, onların sömürgecilerle iş kotarmalarına da istemeden hizmet ederler. 

Yazarın diğer yazıları