‘Güvenli nükleer enerji yoktur’

Fransa Gündemi

Greenpeace çevre örgütü üyelerinin Nogent-Sur-Seine Nükleer Santrali ve güneyde bulunan başka bir santralde  gerçekleştirdikleri eylem; Fransa’nın bu haftaki gündemini belirledi. Greenpeace yöneticileri eylemleri; “ülkedeki nükleer santrallerin saydırıya açık olduğunu” anlatmak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirttiler. Eylemcilerin Nogent-sur-Seine tesisinde açtığı pankartta ‘’Güvenli Nükleer Enerji Yoktur’’ yazılıydı.
Sarkozy konuya ilişkin derhal açıklama yaparak, Nükleer Santraller’in güvenliği konusunda bir endişe yaşanmaması uyarısında bulundu. Sarkozy’ye göre Greenpeace eylemcileri “ayıp” etmiş.
Bugüne kadar Greenpeace’in Fransa’da nükleere karşı gerçekleştirdiği sayısız eylem oldu. Greenpeace’in ilk eylemi ise Chirac döneminde kanla baskılırmıştı. Chirac, cumhurbaşkanlığı görevine başlar başlamaz Polinezya’nın Mururoa adasında nükleer denemeler yapılacağını açıklamasıyla tarihte yerini alır.  Nükleer denemelere engel olmak için Auckland limanında bulunan Greenpeace gemisi, 13 Temmuz 1985’te Fransız devletinin istihbarat teşkilatı tarafından bombalı bir eylemle batırılır ve bu esnada Portekizli bir fotoğrafçı da hayatını kaybeder.
 O dönem Mitterand, her yönüyle politik bir fiyaskoyla sonuçlanan bu operasyona yeşil ışık yakmakla suçlanmış, Sosyalist Savunma Bakanı istifa etmek zorunda kalmış, gizli servis sorumlusunun görevinden uzaklaştırıldığı sadece görünürde olanlar diye tarih sayfasına yazılıyor. O tarihten sonra yetkililerin, kendi kararlarının haklılığına ve radyoaktivite tehlikesinin olmadığına inandırmak için gösterdikleri bütün çabalar, yapılan her denemede büyük oranda radyoaktiviteye yol açan gaz blokları meydana geldiğini gizlenememiş. Fransa, 1966 yılına kadar Cezayir’de yerüstünde 17 deneme, daha sonra da Polinezya’da 1992 yılına kadar 41 yerüstü ve 134 tane de sualtı nükleer deneme gerçekleştirdi. Bunlar ise sadece basına ve kamouyuna yansıyanlar…
İran ya da başka bir ülke sözkonusu olduğunda nükleer caydırıcılık hedefi güttüğünü ve bu askeri-politik doktrine sahip olmakla öğünen Fransa, bugün ki nükleer enerji konusunda dünyada ilk sıraya girme başarısını doğanın ve halkların katilliğini yapmasına borçlu! 
Greenpeace’in yapmış olduğu eylem önümüzdeki yıl yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, nükleer enerji tartışmasının cumhurbaşkanlığı kampanyasının önemli gündem maddelerinden biri olacağını da gösterdi. Son birkaç gündür Sosyalistler ve Yeşiller Fransa’nın nükleer enerjiye olan bağımlılığını daha aza indirmeyi planladıklarını anlatan demeçler vermeye başladı. Sarkozy ise Sosyalistleri ve Yeşilleri oy kapmak pahasına Fransız sanayiini riske atan vaatlerde bulunmakla suçluyor.
Sarkozy Devlet Başkanı seçildikten hemen sonra Çin’e kadar uzanan resmi ziyaretlerinde Fransa’nın nükleer teknolojisini ön plana çıkarmak suretiyle bulunduğu pek çok ülkede Fransız firmaları adına nükleer reaktörlerin satışı bağlamında anlaşmalar imzaladığı biliniyor. “Fransa; modern nükleer güvenlik ve nükleer emniyet perspektifi içerisinde, çağdaş yeni nesil nükleer güç reaktörleri ya da yeni kuşak yenilikçi nükleer santraller tasarımının öncüsüdür” cümleleri Sarkozy’nin dilinden düşmedi. Sarkozy’nin bu konudaki fikirleri ve yaptıkları daha fazla kar için her yol mübahtır siyasetinin ötesine geçmiyor. Ama asıl kaygı verici olan bunun karşısında muhalif gibi görünen diğer parti ve çevrelerin açıklamaları. Yeşiller sıradan bir çevreci duyarlılığı düzeyinde ele alırken, Sosyalist Parti ucuzluk-pahalılık, az ya da çok argümanları çerçevesinde konuyu tartışıyor. Bazı muhalif kesimler ise konuyu salt teknik bir sorun olarak ele alıyor. Komünist Parti ise meselenin politik ve toplumsal yönlerine eğilmekten uzak bir yol izliyor.
Greenpeace’in yapmış olduğu eylem olayın güvenlik boyutuyla sınırlı kalsada, Fransa’da sol muhalefetin nükleer santraller sorununu, insanı ve çevreyi tahrip etmeden insan ihtiyaçlarını gidermenin mümkün olup olmadığı ve bu sorunların toplumsal-politik niteliği gibi hususları içeren geniş bir bağlamda tartışmadığını da bir kez daha açığa çıkardı.

Yazarın diğer yazıları