Güvenliğimiz çeteye mi emanet?

2014 yılında kurulan ve boks kulübü adı altında örgütlenen Osmanen Germania çetesinin yargılanmasına başlandı. Bildiğiniz gibi 13 Mart’ta Kuzey Ren Vestfalya, Baden-Württemberg ve Hessen eyaletlerinde çete üyelerine ait 41 ev ve işyerine polis baskın düzenlemiş ve arama yapmıştı. Stuttgart’taki Gençlik Mahkemesi’nde çetenin liderleri Mehmet Bağcı, Selçuk Şahin ve Levent Uzundal dahil 8 kişi yargılanıyor. 50 duruşmada sonlandırılması beklenen davanın 2019 yılının Ocak ayına kadar sürmesi bekleniyor.

Osmanen Germania Almanya’da kamuoyunun uzun bir süredir aşina olduğu bir çete. Savcılık, gruptan ayrılmak isteyen bir üyeyi öldürmeye teşebbüs, yaralama ve ruhsatsız silah bulundurmak gibi suçlamalar yöneltiyor.

Elbette bu çetenin tek derdi kriminal olaylar yaratıp, suç oranını artırmak değil. Osmanen Germania çetesi son derece açık bir amaç doğrultusunda kurulmuş bir çete. Hedeflerinde de başta Kürtler olmak üzere muhalifler yer alıyor. Fakat yargılama süreci, çetenin siyasi hesapları ve Türkiye bağlantıları üzerine değil de, kriminal etkinlikleri üzerine kurulu. Dolayısıyla bu durum, davanın süreci hakkında da fikir verici. Oysa uzun bir süredir tartışmalarda yer edinen bu çetenin, basına yansıyan ses kayıtlarına göre Erdoğan’ın yakın isimlerinden olan AKP’li milletvekili Metin Külünk ile ilişkisi ortaya çıkmıştı. Zira, Külünk’ün Kürtlere karşı eylemlilikler için silah alınmasına yönelik çetenin lider isimlerine birçok kez para ödediği tespit edilmişti. Ayrıca konuyla ilgili olarak Erdoğan ile yaptıkları görüşmeler de kamuoyuna yabancı konular değil.

Osmanen Germania adı üstünde bir çete ve faaliyetleri de bu kavramı doldurur nitelikte. Böyle bir çetenin üyelerinin Baden-Württemberg eyaletindeki mülteci kamplarında güvenlikçi olarak görev yaptığı da sürpriz bir haber olarak çıkmadı karşımıza. Der Spiegel Dergisi, en az 8 çete üyesinin 2015 ile 2016 yılları arasında mülteci kamplarında görev yaptığını, bu vesile ile devletten para aldığını yazdı. Kamp yetkilileri ise güvenlikçilerin bu bağlantısını bilmediklerini söyledi. Bu cevabın ne kadar realist olduğu tartışılır. Zira tersi durumda güvenlik görevlilerinin rastgele seçildiği gerçeği çıkıyor karşımıza. Ana gelir kaynağı uyuşturucu ve kadın ticareti olan, AKP tarafından desteklenen bir çetenin üyelerinin mülteci kamplarında nasıl güvenlikçi olarak çalışabildiklerinin cevabı da hala muamma.

Alman makamları Osmanen Germania çetesi hakkında yeterince bilgiye sahip. Öyleki, NRW İçişleri Bakanlığı tarafından bir bilgilendirme raporu hazırlanmış, raporda çetenin AKP tarafından desteklendiği ve konuyla ilgili donelere yer verilmişti. Ayrıca çetenin Türk makamlarınca, “terörle mücadele” kapsamında tanımlandıklarına da özellikle dikkat çekilmişti. Yani bu çete AKP’nin Almanya’da kendisine muhalif olanlara yönelik kanalize ettiği bir oluşum.

Osmanen Germania davası uzun bir süre devam edecek. Yine hatırlarsak Almanya’da sonuçları siyasi olan davalara şahit olduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlık dönemindeki danışmanlarından Muhammed Taha Gergerlioğlu ile Ahmet Y. ve Göksel G., yıllarca Almanya’daki Kürtler ile ilgili bilgi toplama ve casusluk faaliyeti yürütme suçlamasıyla yargılanmış, dava Merkel’in ziyareti sonrası alel acele sonuçlanarak, Gergerlioğlu 70 bin, Ahmet Y. 5 bin Euro ödeme karşılığı, Göksel G. de bir sosyal kurumda 100 saat çalışması kararıyla serbest bırakılmış, haklarındaki dosyalar kapatılmıştı. Yine DİTİB ile ilgili casusluk davası da benzer bir şekilde sonuçlanmamış, söz konusu imamların kayıp olduğu belirtilmişti.

Osmanien Germanien davasının ise nasıl sonuçlanacağını henüz bilmiyoruz. Fakat Almanya’nın kriminal çerçevede baktığı dava sürecinde ilginç gelişmelerin yaşanacağının işaretleri şimdiden aşikar.

Yazarın diğer yazıları