Halklar ve gençler Erdoğan’ın oyununa gelmeyecek!..

Ahmet NESİN

Farkında mısınız bilmiyorum ama 21. yüzyıla girdiğimizden beri Türkiye’de ilkler yaşanmaya başladı. Bunlardan en önemlisi Kürt sorunu hemen heme herkes tarafından konuşulmaya başlandı ve olumlu ya da olumsuz da olsa halkların büyük bir çoğunluğu barıştan yana olduğunu gösterdi. 12 Eylül darbesiyle gelen yüzde 10’luk baraj HDP tarafından çöpe atıldı ve yıkılmaz denilen AKP iktidarı ve Recep Tamam Erdoğan hiç gözünün yaşına bakılmadan iktidardan indirildi.

Bu önemli bir olaydı, tekel işçileriyle başlayan mücadele Gezi Parkı eyleminin bütünselleşmesiyle birlikte demokrasiye ve barışa inanan herkesi biraraya getirdi. O dönemin en önemli olayı Hüseyin Avni Mutlu’nun anneleri çocuklarını evlerine çağırması için yaptığı açıklamaya annelerin “Çocuklarımız haklı, terliklerimizle geliyoruz” diye yanıt vermesiydi. İşte demokrasi adına bütünleşme buydu ve iktidar yanlıları iyice şaşırmıştı.

Türkiye’de bişeyler oluyordu, aynı dünya görüşüne sahip olmasalar da TÜSİAD’la devrimciler, sosyal demokratlarla devrimciler, dindarlarla Aleviler, Kürtlerle Türkler laisizm konusunda birbirlerine yakın konuşmaya başladılar.

60’ların, 70’lerin “Gomonistler Moskova’ya” ya da “Allahsızlar” sloganları artık arşive kalkmıştı. Ülkücülerin büyük bir bölümü devrimcilerin anti emperyalist olduklarını kavramış, dindar gençler içlerinde besmele olan dünya klasiklerini bir kenara bırakıp, doğru çeviriler okumaya başlamışlardı. Gençlik bizden farklıydı, Marksist ya da milliyetçi ve dini kitaplar yerine dünya klasiklerini okuyordu. Çocukluklarında düşman olarak öğretilen Aziz Nesin, Yaşar Kemal gibi önemli yazarların kitaplarını alan gençleri görseniz kitap fuarlarında ilk başlarda inanmakta zorluk çekersiniz. Ben de dahil olmak üzere, ilk başlarda sadece Abdullah Öcalan’ın kitaplarını okuduğunu zannettiğimiz Kürt gençlerinin aldıkları kitapların çoğunu biz onlarla aynı yaşlardayken okumamışızdır. Gaipten bir ses onlara Marksizmi, milliyetçiliği ya da dini öğrenmek için önce dünyadan haberdar olmaları gerektiğini söylemişti. Hep kendi kendime sormuşumdur “Gezi Parkı olayları bizim gençliğimizde olsaydı ne olurdu” diye. Kendimle yüzleşirken bile tüylerim diken diken oluyor hep. Türk bayraklı, bozkurt işareti yapan ve Kürt gencinin birbirine destek verdiği fotoğraf olmazdı, sembolleşemezdi.

Önceki gün Suruç’ta olan katliam bunun en açık göstergesidir esasında. Böyle durumlarda bizim alışkanlığımız sağcı ve Kemalist partilerin AKP’nin yanında duracağını görmektir ve Erdoğan da buna güveniyor, HDP’yle PKK’yi özdeşleştirip seçimlerde HDP’nin baraj altında kalması için son taktiklerinden birisini uyguluyordu. İşte o düşünce ters tepti ve İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener “Bir oy için değer miydi Erdoğan” diye bir açıklama yaptı. CHP başsağlığı mesajından sonra bilhassa ilçe başkanıyla bu işin AKP’nin anlattığı gibi olmadığını gözler önüne serdi. İlginç bir şekilde HDP tek başına savunmada kalmamış, Kürtler PKK’li diye suçlanmıyordu Türkiye’nin diğer partilileri tarafından.

Suruç’taki bu vahşet sonrası yaşananlar yıllar sonra ilk kez rahat düşünmemi sağladı. Yukarıda da dediğim gibi, gaipten bir ses mi geldi, vahiy mi indi de bu böyle oldu, hiç değişmeyeceğini düşündüğümüz Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu bu noktaya gelmişti. Hatta partinin koyu Kemalisti Muharrem İnce nasıl oldu da birden partinin solundan yana tavır aldı ve konuşmalar yapıyor. Abdullah Gül olayıyla başlayan bu dönem, 15 vekil değişimiyle ve SIFIR baraj ittifakıyla –burada HDP’nin bu ittifakta olmaması da bir doğru karar ve taktiktir- devam etti.

Hayır, bu kişiler çok fazla değişmedi esasında, onları böyle davranmaya partilerindeki gençler itekledi. Okuyan gençlik dünyanın büyüklerinin söylediği kalıplarla yönetilmediğini gördüler. Türkiye’de 68 kuşağı da böyle gelişmedi mi zaten, sol yayınlardaki yasaklar kalkınca kitapları okuma fırsatı bulan Mahirler, Sinanlar büyüklerine “Ama şu da var” deyip bizi bugünlere taşımadılar mı?

Önümüzdeki pazar seçim var, Erdoğan ilk kez bir seçime kaybedeceğini bilerek gidiyor. Türkiye ilk kez demokratik bir bütünlük içerisinde, geçmişi tartışmayı şimdilik rafa kaldırmış ve geleceğini kurmak istiyor. Erdoğan bu seçimi yapmamak adına Suruç katliamını başlangıç olarak almış olabilir ya da seçim sonrası kaybettiğinde ülke yönetimine el koymaya kalkabilir. Ama bu gençlik, bu okumuş gençlik buna izin vermeyecek. O yüzden Devlet Bahçeli’ye rağmen MHP’de muhalefet sesleri hala çıkıyor, Meral Akşener Kürtlere karşı oyuna gelmiyor, İnce sosyal demokrat açıklamalar yapıyor. Ben bu gençliğin Türkiye’nin geleceğini gözü dönmüş bir lidere ve sokağa dökülüp gençlerin boğazını kesecek ite, kopuğa bırakmayacağından eminim artık. Güle güle Recep Tamam Erdoğan …

Yazarın diğer yazıları