Hangisi daha ırkçı?

CHP’li vekil Birgül Ayman Güler’in ırkçı söylemleri üzerinden başlayan tartışma devam ediyor. AKP’nin tartışmaya getirdiği yoruma göre CHP ırkçı, AKP değil.

CHP’ninkini tartışmayacağız bu durumda ama AKP ırkçı değil diyenlere de soruyoruz mecburen: AKP döneminde Kürtlere yapılanlar? Hükümetin kendi dışındakilere karşı uzlaşmaz, ırkçı, saldırgan tutumu? Devletin suçlarıyla yüzleşmesine konulan engeller, örgütlenen linç gösterileri, saldırganlara sağlanan koruma kalkanı, geliştirilen nefret dili, korku kampına dönüştürülen toplumsal yaşam?
Herkesin olduğu gibi AKP’nin de insanlık dışı, ırkçı yaklaşımlarını sorgulaması ve insani değerler doğrultusunda değiştirmesini kim arzulamaz. Ancak AKP’nin böylesi bir yaklaşım içinde olduğuna inanmak için elimizde hiç malzeme yok. Anadilde savunma olanağı veren yasaya getirilen eleştirilere Tayyip’in verdiği cevap örneğin. Herkes bu düzenlemenin AKP’nin söylemlerini aşarak, binlerce KCK tutsağının direnişiyle kazanıldığını biliyor. Ancak bu düzenlemeyi hem kazanılmış bir hak hem anadilde savunma hakkı olarak kabul etmeyen AKP’nin yaklaşımı ırkçılıktan, despot yönetim tarzından sapmadığının bir kanıtı değil de ne?
Tabloya bakarsak; Elimizde faşist bir devlet geleneği ve bu geleneği sürdüren iktidar ve muhalefet partileri ve egemen siyaset anlayışı var, bunu biliyoruz. Bu tartışmada AKP’nin CHP’den çalma oyununu, "yok birbirinizden farkınız" diyerek bir kenara koymak işin bir yanı.
Önemli olan, ırkçılık söylem ve anlayışının toplumda tartışılması ve bu tartışmadan ırkçılık karşıtı anlayışın güçlenerek çıkması ihtimali. Zira ancak bu suretle, topluma empoze edilen ırkçılık bizzat toplum tarafından reddedilebilir, devletin ırkçı yapısının değiştirilmesi yönünde toplumsal baskı kurulabilir.  
Nitekim, toplumda ırkçılık karşıtı muhalefetin güçlendirilmesi ile sağlanabilecek gelişmeler oldukça önemli. Örneğin yeni anayasa yapımı aşamasında çok tartışılıp henüz mutabakat sağlanamayan anayasal vatandaşlık, anayasanın Türk dahil etnik egemenlik vurgularından arındırılması, anadilde eğitim, eşitlik ve benzeri konularında ilerleme sağlanabilmesinin ve bu ilerlemenin AKP’nin iki dudağı arasından ya da Kürtlerin canları pahasına mücadelesine bağlı olmaktan çıkarılarak, toplumun talebi haline getirilebilmesi bu yolla sağlanabilir.
Anayasada ya da toplumsal hayatta sağlanacak kimi ilerlemelerin, halkların eşitliği ve kardeşliği yolunda atılacak adımların kalıcı olabilmesinin teminatı, yine toplumun ırkçılıktan uzaklaşması değil midir?
Bir adım geri dönersek, bu tartışmayı başlatanın amacı ne olursa olsun, sonucunun ırkçılık karşıtı düşüncelerin gelişmesine hizmet ettiğini söyleyebiliriz.
Öte yandan, bu durum ve yine savaşın ve çatışmaların devamının toplumun çoğunluğu tarafından istenmediğinin bu süreçte ortaya çıkmış olması, AKP’ye kısıtlayıcı bir tehdit oluşturuyor. Ve bu nedenle, AKP tedbir alıyor.
İçişleri Bakanlığı görevine, özellikle İstanbul Valiliği döneminde toplumsal hareketleri bastırma konusunda pek çok icraatı bilinen Muammer Güler’in getirilmesinin de bu çerçevede bir anlamı var. "Orantılı- orantısız güç" tanımı ile işkenceye meşruluk ve "makul sayı" tanımı ile yasaklara meşruiyet kazandırma başarısı gösteren, yasak koyma ve bunu baskıyla uygulama konusunda hastanelere gaz bombası atmaktan, tüm İstanbul’u ve İstanbullu’yu mağdur etmekten çekinmeyen bu zat’ın içişleri bakanı olması, masum bir görev değişikliğinden ziyade bir anlama sahip ve toplumu daha yoğun bir baskı ortamı bekliyor diyebiliriz. Yani evet, AKP ırkçılık konusunda CHP’yle yarışır.

Yazarın diğer yazıları