Hasan SAĞLAM: Nereye gidiyor hayat?

Zaman mı hızlandı, biz mi çok yavaşız? Ne yılların ne mevsimlerin ne ayların ne günlerin anlamı kaldı. Neyi nereye koyacağımızı şaşırdık. Eskiden eşek hızına yetişemezdik, şimdi ışık hızı değilse de araba hızı ile herşey ve biz arkasından sadece bakıyoruz.

Aslında seyrine daldığımız baktığımız şey öldüğümüz yok olduğumuzdur.

Her tür siyaset yerel genel evrensel ne varsa üstümüzde dönüyor. Durmadan bir yerlerde cirit atan bu savaş soytarılarına karşı bizim hızımız düşük. Açıkçası iyi niyet ile kötü niyetin hız seviyesi aynı değil. Ölümler o kadar hızlı ki; kırk günlük yaslar artık yerini sadece anlık üzüntülere bıraktı. O üzüntüler kırk günün yasına bedel mi; bilmiyorum?

İnsani değerlerin yerle bir olduğu her dakikada başka bir sıfatla karşılaştığımız bu zaman insanın vicdanından bunu beklemek olanaksız.

Hele sahtekarlığın bolcası bu kadar görülmemiştir. Filistin için devrimciler İsrail’e karşı çarpışırken karşıdevrimciler ülke içinde gençlerimizi katlediyordu. İti-miti-biti ile sokalarda Kürt, Alevi Ermeni ve sosyalist kanı akıtıyordu. Her şeye rağmen mazlum Filistin halkına devrimci mücadele desteği asla azalmadı.

Ancak bugünün üstdüzey müslüman hükümeti Filistin konusunda nara atıp tutuyor. Unutulmayan Mavi Marmara gemisi olayında atıp tutamayan Recep, İsrail’e karşı el pençe durdu, tükürdüğünü yaladı. Fakat nasıl ettiyse gene seçim malzemesi yaptı, bu da seçim malzemesi için bulunmaz kaftan.

Peki Kürt kıyımını ne yapacak? Elbette Efrîn ve diğer Kürt kıyımları da seçim malzemesidir.

Filistin olunca din iman ile gerici dinci birliği, Kürtler sözkonusu olunca ırkçı milliyetçi klikleri devreye koyuyor. Cahil cühela takımını yönlendirmenin en iyi iki ayağı biri din diğeri ırk, Recep bu iki ayağı iyi koşuyor.

Recep’in işi kolay gerçekten en kolay kandırabileceği toplum halihazırda Türkiye halkının bir kesimidir. Aziz Nesin burda rehberdir. Zira Recebi aklı çalışanlar anlamaz tam tersi aptallar anlar. Bu kadar mı kısa zamanda bir ülkenin içine edilir ve bu kadar mı aptal bir kitle oluşur şaşırmamak elde değil.

Gerçekten kliniksel bir vaka gibi bunun sosyolojik olarak tarifi kolay belki ama bu habis bir hastalığa benziyor.

Herkesi kaplamış beyinler işgal altında. Gerçekten arada çıkan sesler olmasa ülke koyun düzeyinde, işçi sınıfı camış gibi yatıyor. Daha dün tekme tokat atan adam milletvekil aday adayı, işler çok kolay tweter den bir kısa özür ile gönüller alınıyor. Başta dedim ya; yaslar kısaldı, demek acılar ağrılar onur kırılmaları da kısaldı. Ne kadar çabuk unutuyoruz, hafızamız havsalamıza kim ne döktü de bu kadar rezil olduk.

Bir gerçek daha; şamar attıkça korkan halkın durumunu gören Recep elini daha sert vurmaya başladı. Celep altından abayı tam çıkarmış sadece tehditle konuşuyor. Sanırım her şeye rağmen son çırpınışlar, çamur çok büyük, Recebi yutacak.

 

Yazarın diğer yazıları

    None Found