Hasankeyf için son çağrı: Hala şans var

Binlerce yıllık insanlık tarihi, dünya mirası olan Hasankeyf ve Dicle Vadisi, sadece bir şirketin 50 yıllık sürdürebileceği proje için yok ediliyor. AKP iktidarı da, bu ranttan nemalanmak için doğanın, yaşamın, tarihin ve tüm canlıların yok olmasına göz yumuyor.

Hasankeyf Koordinasyonu, hala Hasankeyf ve Dicle Vadisi için geç olmadığını belirterek, önce iktidara ardından da hala yeteri kadar sesini yükseltmeyen toplumsal muhalefete ve çevrecilere çağrı yaptı.

Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısına HDP milletvekilleri Hüda Kaya ve Züleyha Gülüm, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Polen Ekoloji Meclisi üyeleri, SYKP eşbaşkanı Cavit Uğur’un da olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Hasankeyf Koordinasyonu adına açıklama yapan HDP PM üyesi Beyza Üstün, tüm eleştiri ve protestolara rağmen coğrafya ve yaşam açısından en yıkıcı projelerden olan Ilısu Barajı’nda su tutmaya devam edildiğini belirtti.

Tarihi yerler talan edildi

32 yıllık mücadele tarihinde ısrarla tahribatın boyutları anlatıldığı, bu projeden vazgeçilmesi çağrısı yapıldığı halde Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralinin bir devlet projesi olduğu iddiasıyla yapımın sürdüğünü kaydeden Üstün, özellikle son 10 yılda Dicle Vadisi boyunca yakma, yıkma, yok etme politikalarının uygulandığını, tarihi alanların dinamitlendiğini, binlerce yıldır yaşayan tarihi eserlerin yerlerinden koparılarak başka bir alana taşındığını kaydetti.

Zorunlu kamulaştırmalarla insanları evlerine, tarım arazilerine, yaşam alanlarına el konulduğunu ve göçe zorlandığını da hatırlatan Üstün, gösterilen tepkilerin yeteri kadar büyük ve etkili olmadığı eleştirisini yaptı.

Dicle Nehri ve Dicle Vadisi’nin, 2019 Temmuz’undan yok edilmeye başlandığını anımsatan üstün, hızla yükselen suların köylere ulaşması sonucunda bir çok kişinin göç ettiğini ve baraj göletinde bir kişinin boğulduğunu söyledi.

Milyonlarca canlı yaşamı yok oldu

400 kilometrelik alanda ekolojik yıkımın boyutu ve kapsamının ise tam olarak bilinmediğine dikkat çeken Üstün’ün konuşmasında şu başlıklar öne çıktı:

  • Kapakların kapatılmasıyla birlikte milyonlarca canlı, yaşam kaynağı olan Dicle’nin sularında boğduruldu. Göletinde her gün ortalama 15 cm suyun yükseldiği ve yüzde 20-25 doluluk oranına ulaşan Baraj, Vadi boyunca Tufan’a dönüşmüş durumda. Tepkiler sonucunda, soyu tükenme riski altında olan canlılarla ilgili yeni yuvalanma alanları yapılacağı belirtilse de alan boyunca kuşlar için yapılmış iki üç kule dışında bir çalışma görülmüyor.
  • Baraj gölü Hasankeyf’in 11 km batısında ve Batman merkeze bağlı olan Suçeken (Şkefta) köyüne ulaştı. Şu ana kadar 22 köy bütünüyle sular altında kaldı. 30 köyde de evlerin bir bölümü, tarım arazilerinin büyük bir bölümü sular altında. Nehir boyunda bulunan bu köylerden yüzlerce insan göç etmek zorunda bırakıldı. Baraj göletinden hâlâ etkilenmemiş ya da çok kısmi olarak etkilenmiş olan 147 köy var. Bu köylerdeki insanlar yapay göletin sularının onlara ne zaman ulaşacağını bilmedikleri için büyük bir belirsizlik yaşıyor. Zorunlu kamulaştırma sonucunda göçe zorlanan 80 bin insanın çok büyük bir bölümü hâlâ göç etmediği için ortaya çıkacak sosyal ve ekonomik tahribat daha gerçekleşmiş değil. Yeni evler yapılacağı söylenen birçok köyde inşaat çalışmaları başlamadan gölet suları köylere yetişmiş durumda. Boğulmak ile evsiz kalmak arasında sıkışan köylüler çözüm üretilmesini bekliyor.

İSTANBUL

Yazarın diğer yazıları

    None Found