Hasımlarımızı da uyarıyoruz: Dikkat! Saray’dan ilk kaçan Erdoğan olacak!

Bu yazının amacı, aramızda ağır husumet olsa da, Türk subaylarını ve polislerini, bürokratlarını, hakim ve savcılarını uyarmaktır. Kim vurduya gitmek üzereler. Sarayın peşinden sürüklenmenin bedelini dünya devletlerine bedel olarak ödeyecekler. Reis Katar’a uçar, siz kalırsınız.

O halde yukarıda adı geçenler bu yazıyı okusun.

Beklenenler oluyor.

Reza Zarrab “itirafçı” oldu ve Erdoğan’ı ha ele verdi ha verecek; o halde Saray ha çöktü ha çökecek…Hemen yarın demeyelim. “Yedi zamandan birinde” diye kestirip atalım.

Başka?

Dolar ve Euro aldı başını gidiyor. Altı ay önce bir milyon dolar dış borcu olan yüzlerce şirketin her biri şimdi bir buçuk milyon borçlu duruma geldi. Proletarya olmasa da, dolar Türk kapitalizminin iflahını kesiyor. En değme genel grevin yapamadığını yapıyor. Bankaların tabelaları Allahın rüzgarından değil, Dolar’ın ve Zarrab’ın rüzgarından yerlerinden sökülür gibi sallanıyor.

Başka?

Bırakın orayı burayı, Mısır devleti, Türkiye hesabına casusluk yapan 29 kişiyi gözaltına alıyor. Bunlar Müslüman Kardeşlerin unsurları ve böylece “terör örgütü” ilan edilen Müslüman Kardeşlerle Erdoğan’ın “iltisakı” konuşulmaya başlanıyor. Bunu DAİŞ’le “iltisakın” belgeleri izleyecek. Erdoğan’ın bir BBC haberini çarpıtarak “PKK-PYD-DAİŞ ittifakı” diye yırtınıp durması bu nedenle. Savaş suçundan yakasını kurtarmaya çalışıyor.

Daha başka sayayım mı?

İbrahim Karagül “Türkiye’nin nükleer silahlanmasından” söz ediyor. Ardından Erdoğan “nükleeri siz kızsanız da kızmasanız da yapacağız” diyerek Rusya’yla Nükleer Santral anlaşmasının tamamlandığını açıklıyor. Böylece İran’dan sonra, “nükleer santral” filan derken, Rusya’ya dayanarak, hafiften “nükleer bomba” imali hakkında konuşulmuş oluyor ve tüm Batı dünyası teyakkuza geçiyor.

Şunu da sayayım:

NATO’nun “derin yönetimi”, Türkiye’ye “düşman güçsünüz” mesajını Norveç’te veriyor. Tayyip’in Atatürkçü olmasıyla birlikte, “düşman ülke” simgesi de “Atatürk ve Erdoğan” halini alıveriyor. Havuz medyası deliriyor: NATO düşmanımızdır, diyen mi dersin, ABD’ye karşı savaşacağız, olmaz diyen defolup gitsin” diyen mi, sürüsüne bereket.

Ve şimdi PKK’ye karşı Türk kamuoyunu yönlendirmek için sürdürülen psikolojik savaş Batıyı, NATO’yu ve ABD’yi de hedef aldı. AK-Troller harekete geçti. Bu iki cephedeki psikolojik savaşın uzmanları, geçtiğimiz gün devlet memuru olarak işbaşı yaptı. Artık savaş aleni. ABD aleyhine propaganda resmen devlet işi halini aldı. Baş propagandacı Erdoğan.

Şimdi artık iktidar başına geleceklerin hesabını yapmaya başladı. Kimi harcayarak bu işin içinden nasıl yırtarız hesabı, şu anda Saray’a yalakalık yapan bütün Banka Müdürlerini, Müsteşarlarını, gizli kapaklı işlere girmiş herkesi tehdit ediyor. Zarrab Erdoğan’ı ele verecek, Erdoğan yakasını sıyırmak için en yakınındakilerinin kellesini alacak.

Ve AKP oyları hızla eriyor. “Atatürkçülük” fiyasko. Ege’nin “zeybekleri” bu lafı duyduklarından beri zeybek oyunlarında betona diz vurmaktan menüsküs oldu. Dalgasını geçen geçene. Buna karşılık bu “Kemalizm vodvili” AKP’nin oylarını arttırmak şöyle dursun, AKP’yi destekleyen “Selefi”, “Müslüman Kardeşçi”, “Nurcu” çekirdek kadroların tepesini attırıyor. Oy kaybı, enflasyon, faiz, dolar filan derken, Saray’ın temelleri sarsılıyor.

Rusya’ya gelince… Rusya ile “ittifak” Türkiye’nin bütün “emperyalist emellerinin sonu” demektir. AKP yanlısı ve genel olarak Davutoğlu ekolünden bütün yazarlar, şimdi Rus-Türk ilişkiler tarihini yazmaya başladılar bile. De ki, “taktik nükleer silah sahibi” oldun, diye yazıyorlar, “bunu soba borusuyla mı Washington’a atacaksın, elinde balistik füzen mi var…” Rusya Türkiye’yi fırsatını bulduğu anda silahsızlandırır, onu Özbekistan, Türkistan gibi bir şey yapar.

Enverci maceraperestlerden çok daha gözü kara bir “çete” Türkiye’nin başına çöreklendi ve ülkeyi felakete sürüklüyor.

Ve bugün bu gidişe tutum almayanlar yarın bunun bedelini Erdoğan’la birlikte ödeyecekler.

Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye’nin en az zararla bu krizden çıkması için Türklere elini uzatıyor. Kürde bir şey olmaz, onun kaybedeceği devleti yok, ama Türkün kaybedeceği devleti var.

 Devletsiz el, temiz eldir, tutun o eli…

Yazarın diğer yazıları